MENÜ

Tartışmasız şekilde

Abone Ol Google News

Belki de Galatasaray'ın beklemediği şekilde ön alan baskısını - üstelik ısrarlı şekilde- yapışları, dengeyi bozan ilk unsur oldu. Tatsız, sürekli duran, gerginliğin yüksek, hakemin tutarsız olduğu dakikalardı ve bu bölümden güçlü çıktılar. 10 kişi kalmalarına rağmen. Galatasaray topla çıkmaya çalıştığında ısrarlı şekilde bastılar. Muslera uzun oynadığında küçük bir küme haline gelip, neredeyse tüm alanı daralttılar.

Haberin Devamı

Fenerbahçe her hamlesine karşılık buldukça, Galatasaray bulamadığı düzenden daha da uzaklaştı. Soğukkanlı kalması, atmosferi lehine çevirmesi gereken taraf ev sahibiydi oysa ki.. 

Bireysel olarak duruma itiraz edenin olamayışı da Galatasaray'ı geri attı. Oysa ki, teknik anlamdaki katkısı tartışılır olsa da Mert Hakan, saha içi atmosferinde mental dengeyi Fenerbahçe lehine çevirdi. Diğer yandan Fred'in, tüm orta sahayı eksik kaldıkları bir maçta domine edişi de etken oldu. Galatasaray, belki merkezi geçmekte zorlanmadı ancak sonrasında bir üçgenin iki kenarına gidip, tekrar geri dönmek zorunda kaldı.

Haberin Devamı

Barış, Ziyech, Kerem, Zaha... Çizgide kim olursa olsun, adam eksiltmekte ve Fenerbahçe savunmasının dengesini bozmakta başarılı olamadı. 

Gol sonrası, Galatasaray adına dibe vuruşa neden olan hamleler ise Okan Buruk'tan geldi. Fenerbahçeli oyuncuları eksiltip, defans dengesini bozmak yerine Icardi, Vinicius, Kerem, Tete, Zaha, Barış Alper'in sahada olduğu dakikalarda cılız ortalardan medet umdu. Belki amacı bu değildi ama olan biteni izledi! Fenerbahçe ise sadece mücadelesiyle bile 10 kişiyle maça ortak olmayı ve hatta galibiyete yakınlaşmayı başarabildi. Nitekim bir kornerin devamında golü bulup, mücadele düzeyini daha da yukarı çekip "şampiyonluk" iddiasının samimi olduğunu ispatladı.

Gecenin sorusu "Galibiyeti kim hak etti?" ise cevabı tartışmasız şekilde; "Fenerbahçe".

YORUM YAZ