Kan davasına dönüşmemeli

24 Ocak 2019, Perşembe 06:19
- A +

Taraftar, formasını giyen sevdiği her futbolcunun sonsuza kadar başka takıma gitmesini istemez. Ama futbol dünyasında kariyeri belirleyen artık takım sevgisi değil kontratlardır. Futbol endüstrisi kontrolsüz bir şekilde geliştiğinden beri futbol arsada değil borsada oynanıyor ne yazık ki! Keşke ruhumuz rahmetli Vedat Okyar’ın, Lefter’in, Metin Oktay’ın döneminde kalsa da fiziğimiz modern çağa ayak uydurabilse. O yüzden bir futbolcunun bir kulüpte başlayıp biten kariyerine büyük saygı duyuyorum. Neler yaşanmıştır da kimselerin haberi bile olmamıştır. Totti’ye, Rıza Çalımbay’a, Bülent Korkmaz’a sorsak bize kim bilir neler anlatırlar.

Burak’ın riskleri biliniyordu

Beşiktaş taraftarının istemediği Burak Yılmaz hamlesi yönetim için de Şenol Güneş için de son derece riskli. Yarıştan erken bir kopuşta bu üç ismin zor durumda kalacağına şüphe yok. Fakat iş kan davasına da dönüşmemeli. Taraftarın protesto hakkı var ve bunu makul ölçüde yapmasının da hiç bir mahsuru yok. Ama her maç ıslıklamak, ‘hırsız’ diye pankart açmak Burak’ı sahaya çıkamaz hale getirir.

Neuer formülü

Yakın geçmişte benzer durum Bayern Münih’te yaşandı. Schalke’den alındığı günden itibaren kaleci Neuer ile ‘İnferni Bayern 1’ tribünleri arasındaki kavga hiç bitmedi. Onlar çözümü anlaşmada buldu. İlginçtir, tribünler oyuncuyla oturup anlaşma yaptı; ‘Armayı öpmeyeceksin, formanı tribüne atmayacaksın, bize karşı sevinmeyeceksin’ gibi maddeler üzerine. Benzer şeyi Beşiktaş taraftarı da yapabilir. Çünkü Beşiktaş taraftarının Burak’ın iyi futbolculuğuyla ya da golcülüğüyle ilgili bir sorunu yok. O yüzden ‘Ama Burak iyi santrfor’ argümanının taraftar nezdinde çok karşılığı yok. Onlar feda sezonundaki son dakika penaltısını unutamıyorlar. Kulübü elbette taraftar yönetmez. Fakat taraftara rağmen böyle bir transfer yapıyorsan anlaşma zeminini de oluşturmak zorundasın.

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...