Sinir ötesi

22 Ekim 2011, Cumartesi 12:00
- A +

Mardan Stadı dün suyla dolu bir akvaryum gibiydi. Tüm futbolcuların hareketleri ağır çekim bir filmin parçasına benziyordu. Ağır bir hava vardı. Uğursuz saldırının şokundan kimse çıkamamıştı. Maçtan önce şehitlerimize saygımızı sunduk. Hepimizin içi sızlıyor. Gencecik evlatlarımızı doymak bilmeyen kara toprağa vermekten bunaldık. Yetsin artık, büyüklerimiz konuşacağına bir çözüm bulsunlar. Anaların yüreği hepimizden daha fazla yanıyor. Nasıl olursa olsun ama olsun artık. En azından 5 bin 727 makam aracı alacağımıza büyüklerimize, çocuklarımıza kurşun geçirmez, betondan ileri karakollar inşa edelim önümüzdeki sene. Dönebilirsek dönelim maça...
Futbolcular da insan, etkilenmemeleri mümkün değil. Saygı duruşunda Muslera’nın dehşet içindeki bakışları anlatıyor hepsinin ruh halini. Bu haftalık eleştirmeyelim hiçbirini. Hiçbirimizin içinden hiçbir şey yapmak gelmiyor, onların da. Maç da başladığı gibi bitti.
Maçın ilk şutu Baros’un ortasında Elmander’in kafasından geldi 42. dakikada. Sonra 76’da Eboue’nin ceza sahası üzerinden bir şutu var. 90+2’de de Ali Tandoğan’ın füzesi, Muslera’nın parmakları. Başka da bir şey yok. Rahat bir ortamda seyretseydim bu maçı kesin uyurdum.
En çok yorulan isim Fatih Terim, Ümit Davala ve Hasan Şaş kulübe yerinde sahada olsalardı sanki daha hareketli olurdu maç. Pozisyonları tartışırken bile daha heyecanlılardı sahadaki haleflerinden. Terim herkesin gönlündeki dizilişle çıkmıştı sahaya ama karşısında rakibini değil, oynamak isteyeni durduran bir hakem buldu. Özellikle çalmadığı düdüklerle yönetemedi maçı. Yunus Yıldırım “Stilimi ortaya koyacağım” diyerek en kolay yöneteceği maçı bile eline yüzüne bulaştırdı. Bir kanal da ona teklif getirse keşke.

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.