Nasıl şampiyon olunur!

15 Eylül 2018, Cumartesi 14:11
- A +

Merak etmeyin, Galatasaray iç sahadaki acarlığını biraz deplasmanlara da taşıyabilse dahili ve harici engellemelere rağmen güle oynaya şampiyon olur.

Nedir o engellemeler?

En önemlisi hakemler! Özellikle bu sene sanki talimat almışlar gibi Galatasaray aleyhine hovarda, lehine ise Molière’in ‘Cimri’sindeki Harpagon’dan bile eli sıkılar. Federasyonun tüm kurulları da farklı değil. Videocu hakemlerin sistemi ise ilk 5 haftada Galatasaray lehine bir kez bile işlemedi. Şer cephesi meydanı boş bulursa üzerine üzerine gelir. Adnan Polat’tan sonraki tüm yönetimler tüm branşlarda ferderasyonları boşlayınca Galatasaray düşmanlarının işi de kolaylaştı. Ünal Aysal muhatap görmedi federasyonları, Duygun Yarsuvat ‘Fed’ derken süresi bitti, Dursun Özbek her icraatında olduğu gibi yanlış insanların sözüyle hareket ederek sadece para harcayarak başkan olabileceğini sandı. Mustafa Cengiz’in ise ekibiyle birlikte hâlâ rüyada olduğu aşikâr. Sevimli olmak, espritüel anılmak için kürsüde “Becermek” fiili ile kelime oyunu yapacak kadar nerede olduğunun farkında değil. Onlardan federasyonlara Galatasaray’ın ağırlığını hissettirmesini istemek büyük hayalcilik olur. Maalesef hiç yakışmıyorlar oturdukları koltuklara.

Herkesi yeneceksin!

Başkanların beceriksizliklerinden konumuza dönersek; işte şampiyon olabilmek için Galatasaray’ın yapması gerekenler...

1) Hakemlerle didişmeyecek futbolcular, fırsat tanımayacaklar daha fazla zarar vermelerine. Didişmek gerektiği anda Fatih Hoca yardımcılarıyla beraber âlâsını yapar.

2) Metin Oktay ruhunu kaybetmeyeceksin. Donk, Nagatomo ve Ndiaye’nin Ozan’ın Trezeguet’yi durdurmasından sonra koşarak gidip onu onurlandırmaları benim için şampiyonluk kadar değerli. Eren, Rodrigues ve Serdar’ın da attıkları gollerden sonra aynı Metin Oktay gibi sağ ellerini kalplerine götürmeleri göğün delindiği bir cuma günü stadı dolduran gerçek taraftarlarla aynı havayı solumaya başladıklarının en güzel göstergesidir.

3) Bu saatten sonra kimse “Santrfor alınmadı, yedek kaleci lazım, 2 stoper daha şart” diye zırlamayacak. Eldekiler bunlar ve 5 haftada şampiyonluktaki en büyük rakipleri Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin attıkları toplam golden daha fazlasını attılar (14-12), yediklerinden de daha fazlasını yemediler (6).

4) Zırlamak deyince aklıma geldi! Başkan da her fırsatta kurnazca, “Eski yönetimi suçlamıyorum ama...” diye başlayan cümleler kurmayı bırakmalı. Burası Galatasaray, bunları kimse yemiyor. Projesizliğin, plansızlığın üzerini örteyim derken konsantrasyonu darmadağın ediyorsunuz sayın başkan. Sadece sussanız yeterli; üzerine koyamayacaksanız Galatasaray’da işler zaten kendiliğinden yürür.

5) Başta futbolcular olmak üzere herkes akıllı olacak. Kasımpaşa maçında Fatih Hoca’nın Maicon, Mariano, Fernando ve Onyekuru’yu, Lokomotif Moskova maçını maçını düşünerek ilk 11’e almadığına inanmak gerçekten büyük saflık olur! Hoca resmen yıldızlarına gözdağı verdi. Sihir gibi her seferinde de işe yarıyor.

Taraftara büyük görev

Yeni Sami Yen rakiplerin dizlerini titreten bir mabet oldu. Kendi sahandaki 17 maçı da kazanırsan dışarıda ne kadar yalpalarsan yalpala şampiyonluk gelir. Tribünler her maç dolu olmalı, gırtlaklar çitlenen çekirdekleri yutmaya değil, Metin Oktay’ın şutu gibi ağları yırtarcasına takımını desteklemek için son gücüne kadar bağırmaya yaramalı.

387 yılı kim çaldı

Futbolcular sahaya “Galatasaray Lisesi 150 yaşında” pankartıyla çıktılar. Çok merak ediyorum bu fikir hangi aklıevvelin kafasından çıktı! Ortaköy’deki binada hazırlığı bitirip 1981’de Beyoğlu’na geçince bizi karşılayan pankartta aynen şu yazıyordu, “Galatasaray Lisesi 500 yaşında”. Mezuniyet plaketimde de “507’nci Yıl Mezunları” yazıyor!

2. Beyazıt’ın 1481 yılında Gül Baba’nın isteği üzerine açtırdığı eğitim kurumunun adı 1715 yılına kadar Galata Sarayı Ocağı, 1820’ye kadar Galata Sarayı Medresesi sonra da günün şartları gereği tıbbiye ve kışla olarak kullanılır. 1 Eylül 1868’de Sultan Abdülaziz’in de katılımıyla Mekteb-i Sultani olarak devlet adamı yetiştirmesi için tekrar açılır. Cumhuriyetin ilanından sonra ise 1924’te Galatasaray Lisesi adını alır.

“Neden 150?” dediğimizde aldığımız cevap, “Padişahlık boyunduruğundan kurtulup modern ve laik eğitime geçilmesini kutluyoruz” oluyor. Kardeşim, okulu açan Sultan Abdülaziz ve yine saraya adam yetiştiriyor. Laikliği ön plana çıkartacaksak bu pankartın bir yerine laikliği hatırlayacağımız bir bilgi sıkıştırılmalıydı. Kaldı ki o yıllarda da bildiğimiz manada bir laiklik yok memlekette, anca 1924’te geliyor laiklik mektebe.

Birçok camia kendine sahte geçmişler uydurarak köklü olmaya çalışırken bu pankartın hazırlayıcıları Galatasaray Lisesi’nin yaşını 387 yıl küçültmenin ağırlığını taşıyorlar dün geceden beri sırtlarında.

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.