Sivas ellerinde

20 Şubat 2006, Pazartesi 04:30
- A +
Süratli başladı oyun. Her iki taraf da kendi alanında topu eveleyip gevelemenin tehlikeli olacağının bilincinde. Gecenin gerçeklerine göre kurgulanan futbol anlayışının yansımasıdır izlenenler. İnce işler ve sanatsal yapıtlar göremiyor, tempodan keyif alıp pozisyon acemiliklerinde de uyuz oluyorsunuz. Gerets, erik hoşafı kıvamından öteye geçemeyen futbol üretiminin yılmaz bekçisi Iliç’ten ne bekler? Anlamak mümkün mü? Henüz oyunun başı, bir pas ileri doğru, top rakibe. Az sonra bir pas daha, bu kez kendi alanına. Yine top rakibe. Kontra olanağının alası. Saidou ve Song, Sasa’nın kulaklarını çınlatmış fakat o anlamamıştır! Belçikalı’nın Ferhat tercihine bakıldığında da şapka çıkarmalı. Galatasaray müessesesi ekolojik ürünü bu çocuk bir harika. Her haliyle. Ali Yavaş yönetimindeki alt yapı sorumlularına da yetiştiren ana ve babasına da helal olsun. Futbol değerlerini zaten izliyorsunuz. İnsani değerlerine de ben şahit oluyorum. Tek kelimeyle maşallah. Hem Ferhat hem diğer yavru Aslanları Rabbim nazardan korusun. Sivasspor duraklama devrini atlatıyor gibi. Diri ve istekli. Yalnız Lorant kafamı karıştırdı. Almanca kursu mu açmış ne? Maçı bırakmış, tribüne konuşuyor. Yaz sezonu gurbetçiler gelince kapalı tribün sakinleri şakır şakır Almanca konuşur olacak. Olacak da Sivasspor acaba ne zaman şakıyacak? 10 maçtır dut yutmuş bülbül. Hiçkimse boşa konuşmasın. Cihan gecenin güzelliklerine lüzümsuz yere limon sıkmış, kırmızıyı görmüştür. Cihan yok, Iliç ve Heinz zaten yok. Ne olacak şimdi? Şükür ve Sabri girdi, maç mı? Başladığı gibi bitti. Galatasaraylılar’ın Fenerbahçe’yi yakalama gibi bir niyetleri yok. Tek şutun Ferhat tarafından atıldığı oyundan belli.
YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.