MENÜ

Ligin tadını kaçırmayın

28 Nisan 2011, Perşembe 12:00 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 20:49
- A +

Bakınız; İngiltere’de son 4 hafta Manchester United lider; Chelsea ise 6 puan gerisinde...
İspanya’da ligin bitimine 5 hafta var; Barcelona, Real’in yanından ‘vınn’ diye geçti. 8 puanlık farkı Beyaz Şimşekler’in kapaması hayâl.
Keza İtalya’da lig 4 hafta sonra bitecek; İnter’in, Lider Milan’ı yakalaması mucizelere bağlı. Çünkü fark 8 puan...
Almanya’da son üç hafta Borussia Dortmund, Leverkusen’in 5 puan önünde yarışı götürüyor.
Portekiz’de Porto bitime 5 hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.
Siz, hiç o maçlarda Başkanlar’ın söz düellosuna girdiğini, her hafta hakemlerin yerden yere vurulduğunu, sahaya bizdeki gibi rakı-viski şişesi atıldığını, tüm stadın küfürden inlediğini, maç sonrası rakip takımın otobüsünün camlarının tuz buz edildiğini  gördünüz veya işittiniz mi?
Oysa bizde öyle mi?
Fenerbahçe ile Trabzonspor kafa kafaya yarışıyor. İki takımın seyircileri her maçta heyecandan neredeyse ‘kalp krizi’ geçirecek. Bizler bu güzelim çekişmeyi, bu heyecan fırtınasının keyfini çıkaracağımız yerde berbat etmek için el birliği ile yarışıyoruz.
Aziz Yıldırım çıkıyor; hakeme “Bu penaltı değilse” diye veryansın ediyor...
Arkasından Buca maçının hakemi Bünyamin Gezer tartışmalı bir pozisyona penaltı düdüğünü çalıyor; Sadri Şener sahneye çıkıyor ve yorumu aynen şöyle;
“Penaltı, penaltı değildi. Adam kolunu kesip atacak değildi ya...”
Buraya kadar iyi güzel de beni en çok şaşırtan; Aziz Yıldırım’ın 45 günlük cezası, Fenerbahçe Kulübü’nün itirazından sonra 21 güne inince, Trabzonspor Asbaşkanı Nevzat Şakar’ın sözleri oldu:
“Fenerbahçe şampiyon olsun da şampiyonluk şölenini Aziz Yıldırım yapsın diye cezasını 21 güne indirdiler...”
Hoppalaa... Şimdi gel de çık işin içinden bakalım.
Anlaşılan o ki, karşılıklı söz düelloları 4 hafta daha devam edecek. Hatta yeni mevsim başlayana dek sürecek.
Bazen içime bir kuşku düşüyor; “Acaba” diyorum, “Şampiyonluğu kaybetme korkusu mu sardı iki tarafı?”
Kaybederlerse ne diyecekler milyonlara?
Ooo... Mazeret hazır bile...
“İşte hakemler, işte Federasyon...”
Acaba haksızlık mı ediyorum?
Ama yıllardır hep böyle olmadı mı? Artık bu karşılıklı suçlamaları bırakalım... Biraz da önümüze bakalım... “Biz nerede yanlış yapıyoruz” diye arada bir kendimizi sorgulayalım...

Beşiktaş maçı kimin umurunda!

Galatasaray’da koltuk savaşı iyice su yüzüne çıktı. İpler Polat’ın elinde; Tedbir kararını kaldırtırsa seçim olur...
Kendisi ve arkadaşları istifa ederse kongre yine olur...
Ama, 3 Mayıs’taki ara duruşmada tedbir kararı kalkmazsa ve de isterse, o zaman yönetim yerinde kalır...
Peki, daha önce görev almayacağını duyuran Adnan Polat, başkanlık koltuğunda oturur mu? İşte orası bir muamma idi, ama önceki gün Jerfi Fıratlı’nın cenaze töreninde Adnan Polat’ın, bir kongre üyesinin “Seçim ne zaman” sorusuna “Seçim olmayacak ki zaten” diye cevap vermesi bu işe hiç de sıcak bakmadığını bal gibi ortaya koydu.
Geçen akşam TV’de İkinci Başkan Işın Çelebi’yi izledim; Güzel konuşuyor, ne de olsa politikacı...
Ama ne yalan söyleyeyim; seçim için söylediklerinden bir şey anlamadım. Sadece Galatasaray’a ne kadar sevgisi olduğunu,  devamlı Aslantepe şantiyesinde bulunduğunu, Adnan Polat’a saygısından bahsetti.
Galatasaray’ın ileri gelenlerinden bazılarının iddiası; tedbir kararı kalkmasa bile seçimin yapılabileceği yönünde...
Bu nedenle hele hele kongre havasına iyice girildiği bir sırada ‘akil adamlar toplansın, bu işe bir çözüm bulunsun’ önerilerinin bu saatten sonra kabul göreceğini, toplansalar bile bir uzlaşmaya varacaklarını hiç sanmıyorum...
Şu anda kilit adam Adnan Polat... Tedbir kararı kalkmayıp ‘yola devam’ derse yanlış olur kanısındayım...
Haa, az kalsın unutuyordum: Bu hafta Galatasaray, Beşiktaş ile oynuyor... Seçim kulislerini bırakın, biraz da futbolla ilgilenin...

Filip Holosko niye oynamasın?

Beşiktaş yöneticisi Hakan Aksoy’un Radyospor’a yaptığı açıklamaya bakılırsa; Holosko’nun Ziraat Türkiye Kupası Finali’nde İstanbul Belediye formasıyla Beşiktaş’a karşı oynamasını istemediği ortaya çıkıyor.
Bu elbette ki O’nun şahsi görüşü...
Ancak, “Bizde oynamaz” diye futbolcuyu kiralık veya satılık gönderirsen, artık o konuda fikir beyan etmek biraz yanlış olmaz mı!
Mesela... Fenerbahçe, sezon ortasında Kazım’ı bıraktı, Galatasaray kaptı. Kazım, Fener’e karşı sahaya çıktı bir de gol attı. Ama, kimseden “Bak, gördün mü? Yolladık, adam bir de bize gol attı” diye en ufak bir serzeniş dahi gelmedi...
Onun için bir kupa finali öncesi, bu gibi konuları gündeme getirmek kafaları karıştırmaktan başka bir şeye yaramaz...

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...