Kazanan takım neden bozulur!

Abone Ol Google News

Geçen hafta Göztepe maçında Galatasaray’ın ileri ucunda oynayan bir ikili vardı, Kerem Aktürkoğlu ve Halil Dervişoğlu ikilisi. Bu arkadaşlar o kadar faydalı işler yaptılar ki o maçta adeta gecenin parlayan yıldızları oldular, nitekim Kerem bu güzel futbolunu üç güzel golle süslemiş, Halil de ileriye doğru büyük umutlar vaadeden bir futbol oynayarak bütün Galatasaylılar’ın gönlünde taht kurmuştu adeta.

Haberin Devamı

Şahsen ben kendi adıma maçtan sonra bu ikili için büyük methiyeler dizerek yazmıştım yazımı zaten doğru olanın da bu olduğu kabul görmüştü o maçtan sonra. Dün gece maçtan önce Abdullah hocaya bir şans verilse ve kendisine şöyle dense: hocam bu maçta rakip takım tertibi adına bir kereye mahsus birinin oynamasına izin vermeme hakkınız olsa kimi oynatmazdınız diye, ya Kerem derdi ya da Halil derdi herhalde, Galatasaray teknik heyeti de hakkını bu yönde kullanarak Halil’i oynatmamış ve adeta kendi takımını cezalandırmıştı. Bu söylemimde ne kadar haklı olduğumu ikinci yarıda oyuna dahil edilen Halil oynadığı futbolla ve takımına sağlamış olduğu katkıyla ispatlamış oldu zaten.

Haberin Devamı

İlk yarıda rakip kaleye gidemeyen ve tek şutu olmayan bir Galatasaray takımı varken ikinci yarıya Halil değişikliği ile başlayan Galatasaray’a baktığınızda, devamlı rakip sahada çoğalabilen ve özellikle içinde bizzat Halil’in olduğu pozisyonlarla aksiyon yaratabilen bir Galatasaray izliyordunuz. Nitekim böyle bir atak sonucunda takımı adına kazandırmış olduğu bir serbest vuruş neticesinde beraberliği yakalamış oldu Galatasaray takımı.

Bütün bu olanları maçtan sonra bir değerlendireyim diyorum yapılan hiçbir şeye, hiçbir şekilde bir anlam veremiyorum. Fakat maçtan sonra oturduğu yerden kalkmak istemeyen Fatih hoca ve Arda’nın dialog görüntülerine baktığımda onların da benimle aynı düşünceyi taşımış olduklarını görür gibi oluyorum. Bu maçın anafikri ve özeti bu ikilinin dialog görüntülerinde saklı olsa gerek.

YORUM YAZ