Futbolda Almanya-Hollanda ilişkileri

31 Mayıs 2020, Pazar 13:53 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2020, Pazar 13:53
- A +

1950 Dünya Kupası’nı kendi evinde Uruguay’a yenilerek kaybeden Brezilyalıların yaşadığı büyük travmanın bir benzerini de Hollandalılar yaşamıştır. 1974 Dünya Kupası finaline fırtına gibi başlayıp oyunun 120. saniyesinde Hollanda Neeskens’in ayağından penaltıdan gol kazanıldığında topa ilk kez dokunan Alman kaleci Seep Maier olmuştu. Başlama vuruşunu yapan Hollandalılar 120 saniye boyunca öylesine hızlı paslaşmışlardı ki, Maier topu ağlardan çıkarınca meşin yuvarlağa ancak dokunabilmişti. Portakallar maçı kaybedince ülkede 1953 yılında yaşanan sel felaketi ve 2. Dünya Savaşı’nda yaşananların bir eşdeğerini hissetmişlerdi. 1974’ün travması bir türlü atlatılamamış bugün bile derinlerde bir yerde durmaktadır. Öyle ki, bu travmayı çok canlı bir acı, cezalandırılmamış bir suç gibi görenler bile var…

Hollanda hakem hatasıyla finallere katıldı

Altmışlı yılların başında başlayan Ajax altyapısının bir ödülü olması gereken 1974 finali, Almanlara kaybedilen maçtan sonra o yılın ağıtı olmuştu. Oysa Hollanda 1974 finalinin öncesindeki eleme maçlarında hiç de dünya futboluna damgasını vuracak bir takım görüntüsü vermemişti. Hatta neredeyse finallere katılamayacaktı.

Kasım 1973’de Amsterdam’daki olağanüstü çekişmeli rövanş maçında Belçika’nın santrforu Jan Verheyen oyunun son saniyelerinde serbest vuruştan bir gol atmıştı. Bu gol Hollanda’nın elenmesine yol açacakken Rus hakem Kazakov golü ofsayt gerekçesiyle iptal etti. Televizyondaki tekrar gösterimlerinde hepimizin izlediği bu nizami gol iptal edilince finale kadar giden o efsane takım ortaya çıktı. Futbol nasıl bir oyun ki, belki de yok olmak üzere olan bir takımı, futbol tarihinin en iyi iki milli takımından biri haline getirebiliyor sonuçta…

Finallerden önce Cruyff etkisi

Hollanda bir hakem hatası sonucu gruptan çıktıktan sonra, o takımın finale kadar gitmesinde yine bir “Cruyyf etkisi” görülmektedir. O günlerde Hollanda’nın en iyi kalecisi olarak görülen Jan van Beveren’in hafif bir sakatlığı vardı ama Cruyyf onu istemiyordu. Cruyff’un ısrarı üzerine teknik direktör Rinus Michels tercihini FC Amsterdam’ın deneyimli kalecisi Jan Jongbloed’den yana kullandı.

Bunu garip bir karar olarak görenler çoğunluktaydı. Çünkü Jongbloed otuz dört yaşındaydı ve milli formayı tek bir kez giymişti. O da 1962’de Danimarka’ya 4-1 kaybedilen maçtı. Ne var ki, Cruyff’un gerekçesi Hollanda’ya final yolunu açacaktı. Jonngbloed kurtarışlarının yanı sıra bir libero gibi oynayan futbol tarihindeki ilk kaleciydi. Hollanda’nın geriden oyun kurmaya dayalı pas oyunu için biçilmiş kaftandı.

Hazırlık maçında 2. Lig takımına yenildiler

1974 finallerinin başlamasından iki hafta önce Hollanda, Almanya ikinci liginden bir takıma hazırlık maçında 2-0 yenilince ülkede hep var olan herkesini birbirini eleştirme sistemi devreye girmişti. Ancak finallerle bir hafta varken Amsterdam’da yapılan Arjantin karşılaşması 4-1 kazanılınca tüm ülkenin keyfi yerine geldi. Bu keyif futbolculara olumlu bir şekilde yansıyınca Hollanda dünyayı keyiflendiren bir futbol ile finale kadar gitti ve finalin de kesin favorisi oldu.

Almanlar iki yıl önceki Avrupa Kupası’nın şampiyonuydular ama yine de finalin favorisinin Hollanda olduğu kabul ediliyordu. Ancak futbol dünyasının dikkate almadığı iki önemli unsur vardı. Birincisi Almanya’nın Franz Beckenbauer ve Gerd Müller gibi iki çok büyük oyuncuya sahip olmasıydı. İkincisi ise İsviçre’de yapılan 1954 Dünya Kupası’nın grup maçlarında Macaristan Almanya’yı 8-3 gibi ezici bir sonuçla yendiği halde, finalde Macarlar 2-0 öndeyken Almanya’nın 3-2 kazanmasıydı.

Beckenbauer’in hekeme sert çıkışı

Oyunun henüz 120. saniyesinde İngiliz hakem Taylor’un çaldığı penaltı düdüğünden sonra hiddetle üzerine giden Beckenbaur ona “sen İngilizsin” diyerek, Almanya aleyhtarlığı konusunda yönetimine anlam yüklemişti. Futbol tarihini yazanlar, Beckenbauer’in hakeme çıkışının ürününü 25 dakika sonra Holzenbein’in kendisini atması sonucu verilen penaltı ile aldığını yazarlar. Gerçekten de o karara televizyonlarının başındaki bizler bir yana bütün dünya otoriteleri şaşa kalmıştı.

En zor gol pozisyonlarını en basit şekilde gole dönüştüren Gerd Müller’in arkası kaleye dönük iken dönerek yaptığı vuruş tüm Hollanda savunmasını hipnotize etmiş gibi ağlarla buluşunca kupanın sahibi Almanya oldu. Müllerin attığı üçüncü gol ise nizami olduğu halde hakem Taylor tarafından iptal edildi. Müller iki dünya kupasında 14 gol atmıştır. Pele ise dört dünya kupasında 10 gol atabilmiştir.

Hamburg’da bisikletler geri alındı

1974 finalinden iki yıl sonra Düsseldorf’ta oynanan bir hazırlık maçında Hollanda Almanya’yı 2-1 yense de, Portakalların Almanya kompleksini en azından bastırmak için 12 yıl daha beklemesi gerekiyordu. 1974’ten önce Hollanda’nın en çok çekiştiği ülke Belçika’ydı. Kaybedilen o finalden önce Hollanda kendi halinde bir ülkeydi ve Belçika onların ezeli rakibiydi. 1974’te kaybedilen bir futbol maçının kökeni 2. Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından işgal edilmeye kadar götürüldü.

Bu bağlamda 1988 Avrupa Kupası’nın yarı finalinde Hamburg’da Almanya ile oynanacak yarı final maçı sadece kaybedilen 1974’ün değil aynı zamanda 2. Dünya Savaşı’nın da rövanşı olarak algılandı. Maç 2-1 Hollanda tarafından kazanıldıktan sonra Amsterdam’ın Leidseplein Meydanı’nda toplanan halk bisikletlerini havaya fırlatarak “Bisikletlerimizi geri aldık” dediler. Hollanda 1988 Avrupa Şampiyonası finalinde Sovyet Rusya’yı 2-0 yenerek tarihinde ilk kez bir büyük turnuvayı kazandı. O maçta Van Basten’in attığı olağanüstü güzellikteki gol futbol tarihinin en iyilerinden biri kabul edildi. Sonraki dönemde Leidseplein Meydan’ının adı “Van Basten” olarak değiştirildi.          

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...