Aşağılanmaya razı değilsen!

18 Mayıs 2006, Perşembe 04:30
- A +
(Böylece Türk basını kendi gazetesinden şikayet eden bir genel yayın yönetmenini tanımıştı ilk kez.) Ardından gazetenin ağır topu Hıncal Uluç sürdürmüştü eleştirisini. Galatasaray’ın şampiyonluğunu ilan ettiği maçın ertesinde aynı başlığı, “Hindi haddini bildi” şeklinde kullanmıştı aynı gazete. Bu başlığı okuyunca, “Acaba Fatih bey şimdi birşey söyleyecek mi kendi gazetesi hakkında” diye düşünmeden edemedim bir an, söylemeyeceğini bile bile. Sonra gözüm sol taraftaki sayfanın ikinci manşetine takıldı. “Yıldırım beşledi” başlığı altında, Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe başkanlığı süresince 5. şampiyonluğu yaşadığı belirtilerek, “Galatasaray, böylece ligde beş şampiyonluğa verilen yıldızı Aziz Yıldırım’a takmış oldu” deniliyordu. Bu bir haberdi, köşe yazısı değil. “Çok ayıp” diye düşünürken, bir taraftan da sayfaları çevirmeye devam ettim. “Acıların takımı geri döndü” diyordu bir başka haberin başlığında. Allah Allah, son iki sezonun şampiyonu, bu sezonun lig ikincisi, kupa finalisti bir takım niye acıların takımı oluyordu merak ettim ama haberin içinde bu konuda tek satır yoktu. Yani haberle başlığın uzaktan yakından ilgisi bulunmuyordu. Başlıklar, Fenerbahçe’yi yerden yere vurmak için kullanılıyordu sadece. Ama asıl şoku sayfanın başlığını görünce yaşadım. “Yüzyılın rezaleti” diyordu. “Yanlış görüyorum herhalde” diye düşünüp, bir daha okudum, gözlerimi oğuşturup bir daha. Yok, yok, yanlışlık yoktu. Neydi bu yüzyılın rezaleti? Fenerbahçe son maçında Denizli ile berabere kalmış ve şampiyonluğu ezeli rakibine kaptırmıştı o kadar. Yaşanan sıradan bir spor hadisesiydi, normal bir ligde her zaman olması gereken. Peki neydi o zaman rezalet? Rezalet olayda değil, atılan başlıktaydı. Fenerbahçe’ye karşı duyulan kin ve nefret aşağılık bir başlık halinde kusulmuştu fütursuzca. İki gündür bekliyorum genel yayın yönetmeni tek satır birşey yazacak mı diye. Nafile. Demek ki, onun bilgisi dahilinde yapılmıştı bütün bunlar. Hıncal Bey? Ondan da tık yok. Herhalde o günkü gazeteyi okumamıştı! * * * “Gördün mü abi, yapılanları?” Bunu soran sevdiğim bir kardeşimdi. Ne zaman karşılaşsak, Fenerbahçe üzerine ayaküstü sohbet etmeden bırakmazdı beni. “Artık bu gazeteyi okumayacak, tanıdıklarıma da okumamalarını söyleyeceğim. Biz, grup olarak bunu bir kampanya haline getirmek istiyoruz. Bize yardım eder misin?” diye, birşey söylememe, “Merhaba” dememe fırsat vermeden konuşmasına devam etti. “Hayır” dedim, “Etmem.” “Niye hep başkalarından birşey bekliyorsunuz ki? Bu kulübün televizyonu, dergisi, gazetesi, internet sitesi, 13 bini aşkın üyesi, 45 bin Taraftar Kart sahibi, milyonlarca taraftarı, 100’den fazla derneği, ayrıca kulüpten bağımsız örgütlenmiş onlarca taraftar derneği var. Birşeyler yapmak, sonuç almak istiyorsanız, bu büyük gücü harekete geçireceksiniz. Fenerbahçe’ye gönül veren milyonlar, kulüplerinin, başkanlarının, camialarının bu şekilde aşağılanmasından rahatsızsa gereğini yerine getirecek. Yok, değilse, bundan sonra hiç şikayet etmeyecek, aşağılanmaya razı olacak.” “Haklısın abi” dedi, suçlu gibi başını öne eğerek. Mesut KONUKÇU mkonukcu@fanatik.com.tr
YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.