Teşekkürler

06 Nisan 2015, Pazartesi 02:30
- A +
Galatasaray’ın Kasımpaşa karşısında maçı 2-0’dan 3-2’ye çevirdiği 45-65. dakikalar arası topun Kasımpaşa ceza sahası çevresinde (Galatasaray 3.’üncü bölgesinde) oynanma yüzdesi %15,5’di. Kendi yarı sahasında savunmaya çekilmiş hızlı çıkan ve bunda başarı ve gol bulan takımdı Galatasaray. Dün de farklı oynamadılar. Yasin’i Karabük’ün en sorunlu bölgesine ara paslarla kaçırıp pozisyon buldular. Golü de kalecinin korkunç hatasından. Alışıldık ön alan presinin sağladığı avantaj, arkada verilen açıklar göz önüne alındığında uygulanamaz bir oyun Sarı-Kırmızılılar için.

Hamzaoğlu’nun kontra öncelikli tercihi bu anlamda anlaşılabilir. Zaten savunmanın öne çıktığı hemen her anda Karabük hızla rakip kaleye indi. Birine Fatih yetişemeyip boş kaleye vuramadı. İkisinde Furkan ve Ahmet İlhan’a Sabri müdahale etti. Galatasaray’ın pozisyonları da aynı.

Galatasaray’ın ön alan baskısına yeltenememesinin temel nedenlerinden biri de Yılmaz Vural’ın oyuncularını sürekli pasla çıkmaya zorlaması. Her seferinde müdahale edip uyararak doğru olana itti.

Oyunu ele alamıyor

Sneijder’in şahane frikiğiyle oyun 2-0’a geldikten sonra Karabük sendeledi. Ancak Galatasaray’ın Bruma ve Yasin’le oyunu tutamayışı maçı küçük çaplı bir kabusa çevirdi. Maç 3-2’ye gelirken Galatasaray’ın oyunu hiç soğutamayışı ciddi bir sorun. Hamzaoğlu’nun hızlı oyuncularla kontra denemesine söyleyecek söz yok. Fakat oyunu bu kadar ele alamayış sorun yaratır. Yol kısa olsa da bir plan üretmek lazım. Normal bir ülkede sadece Sneijder’in, kemik 20 bin seyircisi olur. Hemen her yaptığı ağızları açık bırakacak işlerdi.     2 golü, çalımları, Yasin ve Umut’u ceza sahasına sokuşları. Bu ligin istediğinden fazlasını veriyor. Teşekkürü hak ediyor.

Kaleci farkı

Muslera’nın rakip forvetler üzerinde korkutucu bir etkisi var. Gol vuruşu kas hafızasıyla yapılan bir iş. Çok düşündüğünüz zaman olmaz. Kalede Muslera varsa şut için daha az düşünmeniz daha hızlı olmanız lazım. Ama etkisi tam tersi oluyor. İlk yarının sonunda Erdem’in serbest vuruşunu çıkarışına bakın. Havada uzuyor neredeyse. İşte bu korkutuyor forvetleri. Muslera avantajına rağmen, oyunun 3-2’ye gelişiyse kabul edilemez.

Taraf seçme zamanı

Bu işi çözecek miyiz? Çözmek istiyor muyuz? Eğer istiyorsak basit düşünmemiz lazım. Tarafımızı seçmemiz... Silahtan yana mıyız değil miyiz? Bir takım otobüsüne ateş edilmesine kabul müyüz değil miyiz? ‘Ama’larla hiçbir sorun çözülmez. Eğer karşıysak diğer karşı olanlarla birlikte çıkıp haykırmamız lazım. Bunun ‘ama’sı ‘şu’su ‘bu’su olmaz. Karşımıza çıkan her türlü büyük sorunda yapmamız gereken budur. Burada takım taraftarlığı olmaz. Ateş edilebilir diyenler bir taraf, silah olmaz diyenler diğer taraf. Tarafımızı seçip işi çözelim. Yapabilir miyiz? Yapamazsak yaşayamayız.

Kınayamıyoruz bile

Bir iki açıklamayla geçiyor. Hamza hoca gibi büyük yürekli insaflılar var neyse ki. Ama geneli korkuyor. Futbolcu kardeşlerim siz yazın beraber Çeşme’de voleybol oynamıyor musunuz? Sürekli beraber değil misiniz? Aslında tutmadığınız takımların formasını giyerek milyonlar kazanmıyor musunuz? O zaman neden çıkıp haykırmıyorsunuz? Neden aynı tarafa geçmiyorsunuz? Meslektaşlarınıza ateş edilmesinden daha korkutucu ne var? Mesleğinize sahip çıkın. Bunu Başbakan, Cumhurbaşkanı çözemez. Çözerseniz siz çözersiniz.

Kim yaptı?

Bu yazı yazılırken henüz ateş eden bulunamamıştı. Bu işi yapan, ya bir manyak, ya da bir provakatör. Provakatörse ve iş sadece bir deli işi değilse kötü. Ateş eden bulunsa dahi zaten kökü bulunmaz. Ama sadece bir manyağın işiyse bunun bilinmesini ister. Ve küçük yerde yapanın kim olduğu kulaktan kulağa duyulur hemen. Hemen...

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...