Kâbus ve umut

09 Nisan 2018, Pazartesi 06:00 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 19:16
- A +
İlk yarıyı nasıl anlatmalı. Top yüzde 65 Fenerbahçe’de... Santrfor arkasında Alper serbest oyuncu gibi. Giuliano sola yakın. Souza’nın bir uzak şutu dışında pozisyon yok. Alper boştaki arkadaşına pas verirken taça atıyor. Hasan ALi taç atarken boştaki Dirar’a değil rakibe veriyor. Osmanlı sadece doğru durarak Fenerbahçe’nin kanatlarını oyuna sokmuyor. Ve oyun kilit...

Peki Osmanlı bir şey yapabiliyor mu? Onların da Ceyhun’la buldukları bir uzak şut var. Çünkü Fenerbahçe rakibi kendisinden çok önemsiyor. Önde riskli pas atılmıyor. Araya adam kaçmıyor. Duvara vurup dönüyorlar. Olumlu olan Battal’ı destekleyen Serdar ve Aminu gibi iki jeti oyuna sokmayışları. Valbuena oyuna girdikten sonra hücum alanı biraz genişliyor. Rakibi tedirgin ediyorlar. Ama yardımcının kritik gol kararı olmasa Osmanlı 8’li savunma bloğunu bozmayacak. Fransız bunu açmaya yeter mi bilinmez. 1-0 sonrası Osmanlı çıkınca Fenerbahçe istediği oyunu biraz olsun oynuyor. Deplasman gibi...

Gecenin sorusu

Fenerbahçe’nin hâlâ bir iç saha oyunu yok. Duran topla kapıyı kırıp rakibi deplasman oyunu dışında çıkarmak dışında bir oyun olmadan hedefe ulaşılabilir mi? Olursa bu bir ilk olacak.

Maçın starı

Maçı değiştiren bir isim vardı. Cevdet Kömürcüoğlu, eğer yanlış karar verseydi ligin kaderiyle birkaç anlamda oynamış olacaktı. O risk aldı ve BeinTV analistlerine göre doğru kararla görevini iyi yapanlardan biri oldu.

Maçın olayı

54’te Skrtel’in vuruşunda yardımcının verdiği gol kararı en önemli olay. Futbol adına pek bir olay yoktu. Olmasını bekleyen de pek yoktu. Olsa 22 binden seyirci olurdu sanırım.

Kısa mesaj

Rakibi küçümsememek doğru. Ama rakibi kendinden daha fazla düşünmek Fenerbahçe’yi Fenerbahçe olmaktan çıkarıyor.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...