Fay batıda kırılsaydı...

25 Ekim 2011, Salı 12:00
- A +

Misal; bizzat sarsılarak yaşadığım, arkadaşlarımı kaybettiğim, ruhumu yıkan, yaşanan dramların bir parçası olduğum Gölcük depremi gibi olsaydı...
Lig yine devam eder miydi?
Hadi kandırmayalım birbirimizi...
Kırılan batıda bir fay olsaydı, maç filan oynanmazdı...
İşte birçok cevap veremediğimiz ‘soru’nun ve ‘sorun’un cevabı da aslında burada.
***
Niye oynadık biz ligi?
Van’da can pazarı varken; Antep’te, Kayseri’de, Ankara’da gole nasıl sevindik dün...
Söylesenize neden oynadık ligi?
Tanrı bizi seviyor.
Seviyor ki, dün Kadıköy’de bir son dakika golü olmadı.
Ve böylece Van’da can pazarı varken, İstanbul’da 40 bin siyah giysili yas tutan insan bir gole çılgınca sevinmedi.
***
Söylesenize neden oynadık bu maçları?
***
Tamam, bu ülkenin kaderci kederi bitmiyor...
Pazar Hakkari’den 3 şehit haberi daha geldi misal, ama Van yıkıldığı için birinci sayfaya bile giremedi anaların kınalı kuzuları...
Tamam bu ülkede neyin yasını tutacağımızı şaşırıyoruz. Çünkü beşeri felaketler bizim ayrılmaz bir parçamız.
35 yıl önce yıkılmış ve o gün bilim adamları tarafından 35 yıl sonra 7 şiddetinde bir deprem daha olacak diye uyarılmış bir şehir Van...
Yani bir doğal felaket değil yaşanan... Bir intihar... Bir beşeri felaket.
30 yıldır kaybettiğimiz 50 bin insanın kadersiz kederini saymıyorum dahi.
Bunlar beşeri felaketler ve bu bizim maalesef hayatımızın parçası.
Ama yine de bu iki soruyu sormadan bu defteri kapatamayız.
1- Bu fay batıda kırılsa bu maçlar oynanır mıydı?  
2- Ve biz, bu ligi bu hafta oynamasak ne kaybederdik!

Başka acayiplikler...

Bütün bu acayipliğin içinde bir başka acayiplik ise maçlara 3 dakika geç başlanmasıydı.
Nedenini, mantığını hiç anlayamadığımı belirtmekle birlikte asıl önemli durum şuydu bana kalırsa... Son 10 yılda tam saatinde başlamış bir lig maçı bulmak mümkün değil ki.
Yani haftaya göreceğiz. Zamanında başlayan bir maç olacak mı?
Bu hafta 3 dakika geç başlanmadı maçlara. Ortalamada erken bile başlandı.

Volkan şen olayı

Bursaspor-Trabzonspor maçı ya son hafta olsaydı...
Üstüne Bursaspor şampiyonluğa oynuyor olsaydı. Misal Beşiktaş’la ya da Fenerbahçe’yle çekişiyor olsaydı. Yani biri Trabzonspor’un diğeri Bursaspor’un can düşmanıyken...
Bu Volkan Şen olayı nasıl ele alınırdı?
Ya da bu sene sonunda Play-Off’un son haftasında şampiyonluk maçında iki takım karşılaşırsa ne olacak?
Bu anlaşma ne kadar süreyle geçerli?
Sadece Trabzonspor-Bursaspor maçlarında mı geçerli?
Bu anlaşmayla ilgili TFF’nin görüşü nedir?
Volkan Şen’in görüşü nedir?
Şenol hocanın gerçek görüşü nedir?
Bunları bilmiyoruz... Bildiğimiz şu: Bu tip konularda TFF’nin gerçek bir düzenlemeye gitmesi şart...
Çünkü belki bugün yasadışı olmayan, yöneticilerin de hakkı olan bir durum var ortada.
Ama kabul edelim, kimsenin aklına yatan bir durum değil bu!
Sadri Şener’in Volkan Şen’den ibaret olmadıkları yönündeki ifadesi doğru kuşkusuz, ama Bursaspor da Volkan Şen’den korkacak bir takım olmasa gerek...

Askerler ve genareller

Guti, Rüştü ve diğerleri... Beşiktaş’ın problemini ‘generali çok askeri az’ bir takımın yaşadıkları olarak anlatmaya çalışanlar çoğaldı.
Bu durumu açıklamıyor. Aksine daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.
Bu rütbeleri nasıl anlamamız lazım?
Uluslararası piyasada elde edilmiş birer unvan olarak mı?
Yoksa insanların     kendilerini hissettikleri bir hâl olarak mı?
İlki olamaz. Çünkü birilerine general/mareşal diyeceksek; herhalde önce Messi’ye, Xavi’ye, Iniesta’ya vs demek gerekir. Ama oynadıkları oyun ve takım dengesi bu benzetmeyi reddediyor. Hepsi general ama arı gibi çalışıyorlar mevziide...
Eğer ikincisiyse, ‘yani kendini hissettiğin bir hâl’ ise o zaman da ‘general’ rütbesine hakaret etmiş olursun. Çünkü generallik öylece yatma, kendini diğerlerinden üstün görme işi değildir.
Dolayısıyla bu teşbihte bir hata var. Durumu anlatamıyor. Aksine zihin bulandırıyor.
Halbuki sorun nettir.
Beşiktaş’ın durumu lüks sarhoşluğudur.
Plansızlıktır. Müsrifliktir.
Kültüründen sapma, kopmadır...
Ve reel olarak da yapısal bir kadro problemidir.
General-asker mevzuu da değildir, bir Carvalhal sorunu da...
Beşiktaş’ın özüne dönmesi, bu lüks sarhoşluğundan kurtulması şarttır. Hepsi bu!

Semih, Güiza’yı arıyor

Semih Şentürk kariyerinin en durgun dönemini yaşıyor. Bu açık.
Sadece ortalama formuyla Fenerbahçe’nin puan kaybettiği iki maçı da kolayca alabilirdi.
Sürekli onun yerine tercih edilen isimli ama performanssız bir ünlü santrfor olmayışının motivasyonsuzluğu mu bu acaba?
Kendisini hep haksızlığa uğramış hisseden, her şeyi yapmasına rağmen tercih edilmeyen, kurtardığı hayati maçlardan sonra dahi kulübeye hapsolan bir delikanlı olduğu zaman sorun yok Semih’te. Genç Semih’ken kahraman oluyor Semih. Ama ilk santrforken hiç olmuyor.
Yani Semih’te bu sene eksik olan sanki Güiza gibi, Kezman gibi, hak etmeden onun hakkını yiyen bir figür...
Semih sanki onları arıyor...

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.