Afrika'da bile böyle zemin yok

11 Şubat 2016, Perşembe 02:30
- A +
Haftada, özetleriyle birlikte 50’den fazla, bazen 100’e yakın maç seyrediyorum. Futbola meraklı herkes için bu mümkün. Zor değil. 5 kıtada bir dolu lig, kupa, uluslarası maç oynanıyor. Ekvador’dan Finlandiya’ya... Şili’den Japonya’ya. İzliyorum ve kar, kış, sel halleri dışında hiç böyle bir zemin görmüyorum. Hafif sarıya kaçan Afrika zeminleri, hafif çamurlu Brezilya zeminleri vs görüyoruz.

4 maç oynanıyormuş, bana ne!


Ama sıcaklık 10 derece civarında ve yağış yokken topun kontrolünün bu kadar zor olduğu, çukurlu-tepeli böyle zemin yok. Haftada 4 maç oynanıyormuş. Özür mü dileyeyim? Oynatmayın. Bana ne! Üstüne kuvvetli lodos, üstüne sürekli sönen ışıklar. Zaten dolu olmayan tribünler... Oynayacak top bulunduğuna şükür mü etmek lazım? Var mı bunun başka örneği? Bu kadar değil...

Şişirin talimatı

Santrfor pozisyonunda sadece Umut Bulut’la Sivasspor ya da Mersin İdmanyurdu yola çıkar mı? Ya da PTT’nin son 2 sırasındaki Karşıyaka ya da Denizli? Çatladıkapıspor? Dünyada hangi takım Europa Cup ve Ziraat Türkiye Kupası’nda şansı varken 1 tek santrforla, taraftardan kabul görmeyen bir tek santrforla yola çıkar? Var mı bunun örneği? Bu özel örnekler, ilk yarıdaki debelenmenin ardında 2. yarıya iki teknik adama da ‘şişirin’ talimatı verdirdi. Oynamak imkansızsa topu bir şekilde itmeliydi kaleye.

Tavsiye etmiyorum!

Rodallega’nın Muğdat’tan alıp şahane vurduğu bu şartlara ait bir gol ancak öyle vurulsa olacak gol. Çünkü topu süremez, kaleye gidemez. Ardından Douglao’nun zeminle birlikte topu kendi kalesine atışı. Bunun dışında zeminle alakasız tek sayı Selçuk’unki. Turun 3 çeyreklik yolunu da aldılar böylece.

Bu maçta Galatasaray’ın kazandığı çok büyük avantaj dışında herhangi bir oyun olamadığı için analizi 2. maça bırakıyorum. Yapanı da okumanızı tavsiye etmiyorum. Çünkü doğru olamaz.
YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...