Keyfinize bakın

10 Nisan 2010, Cumartesi 04:30
- A +

Futbol ulemalığı aldı başını gitti, özellikle de ecnebi tarafından olanı... İddaa sağolsun bir sürü de Avrupa futbolu profesörü var artık aramızda... Dünya globalleşti, tabii internet falan, haliyle artık herkes herşeyi biliyor. Hatta insanların biraz daha ileri gidip, Messi üzerinde emekleri bulunduğunu iddia edecek olmalarından bile korkuyorum. Bugün tüm dünyanın odaklanacağı bir futbol şöleni var. Bernabeu’da toplam değerleri yaklaşık 1 milyar Euro’yu bulan iki dev kadro kozlarını paylaşacak. Arjantinli süperstar Messi’nin de büyük katkısıyla Barcelona çok daha formda, ancak sezonun ilk yarısındaki maç hatırlanırsa Real Madrid, deplasmanda olmasına rağmen rakibine hiç de kolay teslim olmamıştı. Real’in hocası Pellegrini “Beraberlik her zaman kötü bir sonuçtur” diyor. Bu sözleri agresif bir anlayışla sahada olacaklarını bir kanıtı. Gerçi sadece 1 golün ayırdığı şampiyonluk yarışının getirdiği stresin ortaya çok zevkli bir futbol çıkmasına engel olacağı görüşündeyim. Tahmin yapmak için kahin olmak gerek, hele ki böylesine kapışmalarda. Çok kafa yormak da konuşmak da gereksiz. Bu maçların matematiği hiç olmuyor. Bence siz de kurulun ekran başına ve keyfinize bakın...

                                                        *****

Fulham gerçeği

Kolay değil, sen önce son UEFA Kupası’nın şampiyonu Lucescu’nun Shakthar Donetsk’ini, ardından her ne kadar kötü günler geçirse de Juventus’u safdışı bırak... Sonrasında Alman şampiyonu Wolfsburg’u iki maçta da yenerek, ismini Türk takımlarının dudak bükerek baktığı (!) Avrupa Ligi’nde yarı finale yazdır. Çünkü Türkiye’deki mantaliteye göre ‘Şampiyonlar Ligi’nde başarılı olmak zor ama Kupa 2’de ise ‘kolay’dır. Bahsettiğimiz takım Fulham... Mütevazı Londra ekibi, ‘Peri Masalı’nı yaşamaya devam ediyor. Henüz 13 sezon öncesine kadar İngiltere’nin en alt liginde mücadele eden Siyah-Beyazlılar, Muhammed Al-Fayed’in kulübü satın almasıyla 5 sezon içinde müthiş bir çıkış gösterip, 33 yıl aradan sonra Premier Lig’e yükseldi. 2001’de Ada’nın futbolda en üst katmanına çıkan Fulham şimdi limitleri zorluyor. Bu sezonki başarıda yaşlı kurt Roy Hodgson’ın katkısı yadsınamaz. Baktığınız zaman toparlama bir takım gibi duruyor. Kadroda önemli tecrübeye sahip isimler var ama hani bir Elano ya da Dos Santos kadar yıldız olanı yok. Ancak sağlam, kararlı ve inançlılar. Kadrolarının değeri Avrupa Ligi’nde bir varlık gösteremeyen Fenerbahçe ile Galatasaray’ın 30-40 milyon Euro altında. İngiliz teknik adam, 2007 Aralık ayında küme düşme potasındayken aldığı Fulham’ı sansasyonel bir şekilde bir Avrupa finaline taşıyor. Bize ise onları alkışlamak düşüyor ama iç çekerek...

                                                        *****
                                                       
Maradona mı beceremiyor?
Çok ilginç... Şampiyonlar Ligi’ne kalan 4 takıma bakıyorsunuz. Hepsinin kadrosunda en az bir Arjantinli bulunuyor. Bayern Münih (Demichellis), Lyon (Lopez, Delgado), Barcelona (Messi, G.Milito), İnter (Samuel, Zanetti, D.Milito, Cambiasso)... Hepsi de direkt takımda oynuyor. Ancak Arjantin Milli Takımı’na bakıyorsunuz, elemelerden zor bela çıkıyor. Dünya Kupası vizesini güçlükle alıyor. Messi’nin Arjantin’e kupayı kazandıracak bir jenerasyonun içinde olmadığı söyleniyor. Ama kaliteli oyuncular olduğu açıkça görülüyor. Maradona’nın elinde Messi gibi süper bir güç ve artı böylesine isimler var. Bu şartlar altında insan ‘acaba tüm suç Maradona’da mı?’ diye düşünmeden edemiyor.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...