Futboldan başka her şey

04 Ekim 2009, Pazar 04:30
- A +

Tabata’nın golden sonra, hocasıyla yaşadığı gol sevinci, Beşiktaş’ın içinde bulunduğu durumu çok güzel anlatan bir fotoğraf niteliğindeydi. Yılların tecrübesi Mustafa Denizli, sevinemiyor, konuşamıyor, içindeki coşkuyu dışa yansıtamıyordu... Ruhu çekilmiş gibiydi. Yalnız Denizli mi?..


Maç öncesinde başlayan protesto, maç içinde de dinmek bilmedi. Zaten alışkanlık oldu. Beşiktaşlı futbolcular, İnönü’de senenin 2-3 maçını sanki deplasmanda oynuyorlar. İki sene evvel yine taraftarın Demirören’i protesto etmeye konsantre olduğu Sivas maçında 3 puan kaybedilmiş, yılın sonunda şampiyonluk yitirilmişti. Ne yaparlarsa yapsınlar, takımı kaç maç seyircisiz oynatırlarsa oynatsınlar, medyanın ‘mühim’ kalemlerinden hep övgü alan taraftarlar, kendi futbolcularına, Denizlispor’lu futbolcuların yaptığından çok daha büyük bir baskı yaratmayı yine başardılar! Tribünden yönetime ortak olmaya çalışanlar üzüntüye ortak olmuyor. Böylece maç da haftasonu eğlencesi olmaktan, taraftarın intikamına dönüşüyor. Mustafa Denizli en düzgün 11’le başladı. Büyük usta Yusuf’un şahsi becerisiyle pozisyon üstüne pozisyon yakaladı. Daha önce bahsettiğimiz atmosferin, oyuncuların konsantrasyonunu alt-üst etmesinden olsa gerek, başta Nobre, Serdar inanılmaz fırsatlar harcadı. Bu denli büyük baskı altında 5-6 farkla götürecek pozisyonları yakalayıp, tek golle galip gelmek çok önemliydi. Rüştü’nün normal bir insanı komaya sokacak protestolar karşısında çelik gibi sinirleriyle oyunu dimdik tamamlayışı ise ayrı bir yazı konusu olmalı. Taraftar dövmez, sever... Taraftar kötü günde verdiği destek kadar büyüktür!

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...