MENÜ

Aziz Yıldırım'ın disiplinsizliği!

30 Nisan 2011, Cumartesi 12:00 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 20:49
- A +

 Aziz Yıldırım’ın “Penaltı değilse ben şerefsizim, penaltıysa sen şerefsizsin” sözlerinin lig ve hakemler üzerindeki etkisi daha çok tartışılacak. Bildiğiniz gibi Profesyonel Disiplin Kurulu, Başkana bu sözlerden ötürü 45 gün hak mahrumiyeti cezası verirken, Tahkim Kurulu cezayı 21 güne indirdi. Ve kıyamet ondan sonra koptu. Özneye federasyonu da koyan oldu, Tahkim Kurulu’nu da! “Aziz Yıldırım şampiyonluk kupası verilirken stadyumda olsun diye cezayı kaldırdılar”, “Fenerbahçe’yi şampiyon yapacaklar” dediler. Ancak cezanın ne olması gerektiği konusunda gerekçelerle bir tespit yapmadılar. Aziz Yıldırım’ın ya da bir başka başkanın stadyumda maç seyredip seyredememesi çok önemli ve umurumda değil, mümkünse “hakaret” edenler stadyumlara hiç girmesin. Ancak hukuk var ve hakemler gibi yönetenlerin haklarını da hukuk korur.

Federasyon tartışılıyor, Tahkim tartışılıyor, PFDK ve kararı ise hiç tartışılmıyor, bu da beni rahatsız ediyor. Oyları hep 7-0 oybirliğiyle çıkan disiplin kurulu Yıldırım’ın sözlerini disiplin talimatının hakaret maddesini düzenleyen 40. maddesine sokarak cezayı veriyor. Tam 45 gün!

Disiplin Kurulu’nun cezasını haklı bulanlar, “Kurul haklı” diyorlar, “Aziz Yıldırım bu sezon ikinci kez ceza aldığı için ceza artırıldı”. Oysa yok öyle bir şey. Disiplin kurulu Disiplin talimatının 12. maddesinde bulunan ve sadece kendilerine verilmiş “tekerrür halinde cezayı yarıya kadar artırma” yetkisine hiç başvurmamış. Burada da sorun yok. Sorun cezanın 45 gün olmasında. Bir kişi başkan ya da malzemeci bir hakeme “Şerefsiz” ya da “Satılmış” ya da en çok tepki toplayacak “o. ç.” dese, cezası belli: 21 gün hak mahrumiyeti! Bence de az ama maalesef böyle. Fiziksel eylem yok, ardı ardına savrulan küfürler yok. Verilmesi gereken ceza bu.

Tahkim’de dosya görüşülürken kurul üyeleri savunmanın ardından tekerrür maddesinin uygulanmadığını görüp 45 gün cezayı alt sınıra indirerek doğruyu yapmıştır. Kurulun cezayı 21 günden sonra tekerrür gerekçesiyle yarı oranında artırıp 30 güne çıkarma hakkı da yok. Çünkü hakaret konusu ile tekerrür yetkisi sadece Disiplin Kurulu’nda...

Muhalefet şerhi koyan iki üye de bence sözleri hakaret maddesinden çıkartıp, cezası 7 günden başlayan 37. maddedeki “centilmenliğe aykırı hareket” fiiline sokma isteğiyle doğruyu yapıyorlar. Çünkü tahkimin o zaman cezayı tekerrürden dolayı yarı oranında artırıp mesela 30 güne kadar yükseltmesi mümkün olabilirdi. Nihayetinde ceza indirimi doğru. Tahkimin kararı da tartışılabilir ancak bu söz gerekçesiyle bir başkan (her kim olursa olsun) 30 gün ceza alamaz! Disiplin Kurulu alt sınırı 21 gün olan bir eylemle ilgili cezayı nasıl 100’de yüz ağırlaştırıyor açıklanmalıdır! Başkanı tarafından mümkünse. (O açıklamasa da fark etmez, kararlarında hiç uhalefet olmadığı için herhangi biri de açıklayabilir, mahsuru yok... )

Tahkim’i koruduğuma bakmayın. Bu koruma yalnızca bu kararla ilgili. Hakaretten verilen ceza söz konusuyken, kararın 30 gün olmasını isteyerek muhalefet şerhi koyan, Tahkim Kurulu Başkanı sevgili Adnan Türkkan’dan, kendi başkanı Mahmut Özgener’e küfür ve tehdit eden Diyarbakırspor Başkanı Abdurrahman Yakut’a verilen 45 günlük cezayı önce neden 30 güne indirdiğini, sonra nasıl olup da 21 güne çektiğini de sorarım. Hatta soruyorum. Bu sorular cevabını bulmazsa “hukuk  insanları korumuyor”, ya da “gücün hukuku hüküm sürüyor” tartışmaları ve güvensizlik bitmez. (konuyla ilgili son yazım olmayacak)

Buca işi yöneticilik!
Daha önce de örneklerini görmüştük. Hepsinde de aynı tepkiyi koymuştuk. Ancak, federasyonlar konuyla ilgili çözüm üretmediği için olaylar bir aşka şehirde aynen tekrarlanmaya devam ediyor. Bucaspor’da 4 futbolcunun alacaklarını tahsil amacıyla TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na başvurduğu ve kulüp tarafından bu gerekçeyle kadro dışı bırakıldığı ulusal medyanın satır aralarında kaybolup gitti. “Hakkını aradığı gerekçesiyle kimse cezalandırılamaz” ilkesi milyonların gözü önünde çiğneniyor. Kulüplerini çok kötü yöneten Bucaspor yönetimi hem de kendi internet sitelerinden duyuruyor:

Futbolcularımızın Futbol Federasyonuna yaptıkları başvurunun kulübümüze bugün ulaşması neticesi yönetim kurulumuz öğle saatlerinde bir araya gelerek yaptığı değerlendirmede 3 futbolcumuzun kadro dışı bırakılmasına karar verdi ve kararı Erkan, Sercan ve kaleci Atilla’ya tebliğ etti. Üç futbolcumuz yarından itibaren A2 takımı ile antrenmanlara çıkacak” Buna Koray’ı da ekleyin. Ona da kırmızı kart gördüğü için 100 bin TL ceza vermişler. Profesyonel futbolcularımız bilinçlendikçe, yönetimler sertleşiyor! 30 transfer yapan, 2 hoca kaçıran yönetim, sezon başından bu yana peşinatlar hariç neredeyse hiç para almadan oynayan futbolcuları haklarını korumaya çalıştığı için kadro dışı bırakamaz, şık olmaz...

Yapılması gereken işlem oyuncuları kadro dışı bırakmak değil istifa etmektir. Böylelikle belki bu işi (yöneticiliği) daha iyi yapabilecek birileri bulunabilir...

Futbolcular sözleşmelerinde yazan hakların hepsini sonuna kadar alacaklar elbette. Federasyon onları bu anlamda koruyan düzenlemeleri çoktan yaptı. Ancak, Bucaspor örneğinde olduğu gibi oyunculara para ödemeyip, yasal hakkını kullandığı gerekçesiyle ceza veren yöneticilerin de cezalandırılmasını sağlayacak düzenlemeler geç kaldı. Futbolcusuna ceza uyduran, futbolcusunun hak edişlerini mesela 3 ay geç ödeyen yöneticilere para cezası verilse, protokolden maç seyretmesi yasaklansa ne güzel olur. Değil mi sayın Özgener?

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...