Bileğimizin hakkıyla

06 Eylül 2011, Salı 12:00
- A +

Çok tuhaf takımız gerçekten. Her zaman söylüyoruz, biz moralimiz iyiyken uçan, aksi taktirde basketbol adına ortaya çok da iyi işler koymayan bir ekibiz. Nitekim bir Litvanya yenilgisi neredeyse herşeyi mahvediyordu. İspanya maçının 4. periyodu, bizi hayata döndürdü.

Hayat çok enteresan, basketbol da öyle...

Bavul toplama hazırlığı yaparken, bir anda kendimizi ikinci turda bulduk hem de puanla, hem de Litvanya’yı altımıza alarak.

Bu sonucun getirdiği moralle maça çok da iyi çıkacağımızı tahmin ediyordum. Nitekim 32. dakikaya kadar çok da iyi şeyler yazmayı planlamıyordum.

İspanya da bir gün önce Litvanya’yı sürklase etmiş, gazları alınmıştı. Pau Gasol da yoktu. Onlar da çok motive değildi maça. Tam istediğimiz kıvamdaydılar.

Bizde de suratlarda mutsuz ifadeler, kafalar düşüktü. Savunmamız yumuşak, hücumlarımız ise inanılmaz derecede kötüydü.

İspanya istediği anda vitesi yükseltiyor, farkı açıyordu.

İlk direnci Emir gösterdi. Ne de olsa Türk değil. Kafası başka çalışıyor, duyguları da farklı.

Fark 3 kez 8’lere çıktı.

Oyunu koparamadılar.

Resmen uyuttuk İspanyollar’ı. Bunu bilerek mi yaptık bilmiyorum. O farklar kapandığı anlarda bile oyuncularımızın maçı kazanacaklarına inandığını bir an bile hissetmedim seyrederken.

Sete set kaldığımızda topu eveleyip geveleyip saçma sapan şutlar kullanıyorduk.

Ne olduysa 4. çeyrekte oldu.

Maçı güle oynaya kazanacağını zanneden İspanya karşısında savunma yapmaya karar verince, oyunumuza adeta sihirli değnek dokundu.

Emir’den sonra ilk kıpırdanan Ender oldu. Tam 6 asist yaptı, hücumlarımızı ateşledi. Ömer Aşık, 3 İspanyol uzununu denize döktü. Hepsinin 4’er faulu vardı. Ersan ortalıklarda gözükmedi ama tam 11 ribaunt aldı. İşin hamallık kısmını yüklendi, faydası büyük oldu.

Ardından ilk ateşi Ömer Onan açtı. Son şampiyon sendeledi ama ayakta kaldı. Ama Hidayet, yaralı Boğa’ya öldürücü darbeyi vuran Matador oldu.

Bizi hayata döndüren bu dördüncü çeyreğe çok şeyler borçluyuz. Kolay değil, Fernandez, Navarro, Calderon, Gasol, Lull gibi durdurulması neredeyse imkansız skorerlerden oluşan bir takımı koskoca bir çeyrekte 2 sayıda tutmak. Bu takımdan 8.5 dakika sayı yememek her babayiğidin harcı değil.

İkinci turda artık yüzler gülmeli. Bir de şunu hatırlatalım, el yardımıyla değil, bileğimizin hakkıyla buraya geldik. Kimse Britanya’ya sayesinde demesin. Zaten hakkımızdı, ‘Slav’ dayanışması engel olmaya çalıştı ama ilahi adalet bu kez yanımızdaydı.

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...