Maça gitmeyenlere nasıl kızalım?
Haberin Devamı ›
Futbol iyi de olur, kötü de olur. Artık bu iş, bu ilgisizlikte oynayanların niyetine kalmış. Televizyon gibi bizi dünyaya, dünyayı bize bağlayan bir cihaz nedeniyle izlediğimizi “izlemeye doyamadığım bir maç” demek, herkes için imkansızdır diye düşünüyorum. Evet, Akhisar’ın gücü belli. Kapasitesi de öyle... Peki ya Fenerbahçe? İyi niyetle oynamaya çalışan bir takıma karşı, Fenerbahçe gibi bir takımın yapabilecekleri bunlarla sınırlıysa ülkede futbol üzerine konuşmak, yazı yazmak, kelam etmek nafile bir çabadan öte anlam taşımıyor. İnsan düşünmeden edemiyor. Böylesi sıkıcı bir maçı izlemek için yola düşüp, bilet alıp stada gitmek de elbette zorlu bir uğraş... Böyle düşününce insan gitmeyenleri de anlayabiliyor. Akhisar, elinden gelen bütün gayreti gösterdi. Ne var ki bir takımın unutulmaması gereken oyuncusu, Dirk Kuyt, iki pozisyonda da en arkada unutuldu... Hollanda Milli Takımı ve Premier Lig tecrübesi olan bir oyuncu maç içinde 90 dakika ortalıkta görünmez. Önemli olan göründüğü pozisyonları takımının lehine çevirebilme becerisidir. Kuyt da bu beceriyi gösterdi. Maçın geri kalan bölümü eskilerin deyimiyle ‘ağırlıklı olarak bir orta saha mücadelesi şeklinde geçti’. Haliyle bu oyunu seven bizler için koca maç Fenerbahçe’nin kazandığı Akhisar’ın kaybettiği karşılaşmadan öte, çok önemli anlamlar taşımıyor.