Esprili ve hazır cevap olmalı

25 Nisan 2020, Cumartesi 09:06 Son Güncelleme: 24 Nisan 2020, Cuma 23:05
- A +

Yazarımız Cem Dizdar, Fenerbahçe’deki son gelişmeleri 4 soru-4 cevapla masaya yatırdı.

Fenerbahçe’de hoca olarak Lucescu ve Erol Bulut gibi isimler gündeme geliyor. Sizce hoca yabancı mı olmalı yerli mi olmalı?

Teknik direktör ararken pasaportunun hangi ülkeye ait olduğuna bakmak saçmalıktır! Aslolan ufku açık, metodolojik kavrayışı olan bilgi sahibi birini, o da yetmez, ekibini tercih edebilmektir. Bizim buralara, hocanın kuyruğuna “Takımı bilen eski oyuncu ya da yardımcı iliştirme” gibi bir başka manasızlık da hakimdir. Beri yandan, sürekli “Lucescu sıkışmışlığı” yaşarız. Bu durum ufkun darlığını, dünyayı takip etmediklerini, ezbere iş yaptıklarını, garanti peşinde koştuklarını gösterir. Fenerbahçe yönetimi, zor ama, öncelikle taraftarını hocadan önce “zaman”a ikna edebilmeli. İsim veremem ama gelişmeye açık yöntemler içinde yetişmiş biri doğru seçim olur. Takımının birinci adamı olmasına da gerekyok. İkinci hatta “genç üçüncü” teknik adam da olabilir. Aslolan geliştirici ve yarışmacı bir ekolden geliyor olmasıdır. Ayrıca teknik bilginin yanında kesinlikle “espri seviyesi” yüksek, “hazır cevap” biri olmalı ki, başta medya olmak üzere ülkenin yıpratıcı diliyle de başa çıkabilsin. Örneğin Lucescu bunu milli takımda yapamadı!..

Altyapıdan istikrarlı şekilde genç oyuncu çıkaramayan Fenerbahçe, bu konuda neler yapmalı?

Yanıt basit; plan. Onca iyi kaleci yetiştirmiş Fenerbahçe’ye kaynak ayrılmış, sade ve işlevsel bir plan gerekli. Tüm gücü ve kaynağı sadece uzun vadeli altyapı çalışmalarına ayırmak yerine, gelişme eğiliminde olan ama göz ardı edilmiş yapılarla işbirliğine gitmek!.. Dünyayı izleyen “bağımsız tarama” ekipleriyle sağlıklı ilişki kurmak... Tespit edilen gençleri uzun erimli takibe almak... İkinci ya da üçüncü ligden yarışmacı nitelikli bir kent takımıyla ortaklık kurup hem oyuncu ama özellikle teknik adam(lar) gelişimi için kullanmaya kafa yormak.. Ve elbette fazlası! Denilecek ki, “Bunların hepsi denendi, olmadı”. Sorun da burada. Ülkedeki köhne futbol düzeni kendini sürdürebilmek için iyi, doğru ve güzel olana yaşama izni vermiyor. Bunun için de irade ve politik ifadeyle söylersem, “kadife yumruk” gerekiyor...

Takımı tekrar zirveye çıkarmak için sıfırdan mı başlamak gerekiyor.Yapılması gereken temel şeyler neler?

"Sıfırdan başlama” ifadesi bizim için zihinsel aldatmacadır. Sanki artıdayız da sıfıra gerileyerek sıçrayacağız yanılsaması yaratıyor bu ifade. Oysa şampiyon olan da olamayan da ekside. Öncelik, gözünü rakipten ayırmadığı için travmatize olmuş taraftarlık yapısının yıkıcı etkisinden kurtulmak... Sadece tribüne giden taraftardan söz etmiyorum, kazanma arzusuyla yanıp tutuştuğu için her şeyi yerle bir edip sürekli “sıfıra dönmek”ten kapı açtıran bakış açısıyla baş edebilmeli Fenerbahçe... Gerisi için bazı mevkileri masrafsızsca onarmak doğru olur. Adı Fenerbahçe olduğu için çok para vermeyecek hiçbir oyuncu ya da kulübe. Çıtayı 300-500 bin Euro’ya koyacak ve ‘’doğru, genç oyuncuları” bulacak ve onları en fazla üç olgun oyuncuyla harmanlayacak! Gerisi ayrıntı...

Vedat Muriç, iyi bir teklif gelmesi halinde satılmalı mı ve yerini doldurabilme ihtimali var mı?

Vedat Muriç’in Kosova Milli Takımı dönüşündeki ilk iki maçını izleyen aklına, bilgisine çok güvendiğim bir teknik direktör arkadaşım, “Koşarken sallanmaya başladı. Muhtemel bir iki haftaya düşüşe geçecek” demişti. Tam da onun dediği gibi oldu. Sürati, gücü ve vuruşu düştü. Avrupa takımları için devamlılık asıldır. Güç ve sürati düşme eğilimi gösteren oyuncular bizim burada yazıldığı çizildiği kadar önemsenmez. Kaldı ki, koronavirüs sonrası futbol ekonomisi geçmiş yıllarda olduğu gibi bol keseden para dağıtamayacağı için artık o yüksek bedelli bonservisler de hayal. Bu nedenle oyuncuyu iyi bir hazırlıkla Fenerbahçe’ye faydalı hale getirmek daha elzem ve bugünün koşullarında daha gerçekçi.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...