Böyle geldiyse böyle gitmesin!

12 Ocak 2016, Salı 02:30
- A +
Ligin devre arası, futbolun hakiki sorunlarını tartışmak için ciddi fırsatlar yaratıyorsa da niyetlisi ne kadar, işte orası soru işareti. Maçların oynanmadığı ‘dingin haftalar’da makro problemlere el atmak iyi oluyor ama biliyoruz ki, sorunlara karşı oluşturulacak direnç noktalarına destek veren taraftar-yurttaş sayısı hayli az!.

Oysa ilk devrenin son maçının ardından ülke futbolunun ‘küresel tanınırlığı’na (!) hizmet eden İlhan Cavcav-Yılmaz Vural krizi, ardından Mersin İdman Yurdu yöneticileri ile Bülent Korkmaz arasında yaşananlar futbolun kimlerce ve nasıl idare edildiğini bir kez daha gösterdi. Problemin devamındaki ‘Hakan Kutlu efekti’ni ise hiç sormayın düşünmesi bile yorucu... Ancak böylesine ‘çıplak’ ve hayli trajik durumlar çoğunlukla olduğu gibi yine ‘bize özgü komedi’ olarak ele alındı.

Demirören, selam çaktı!

Yetmedi, Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören yöneticilere ‘sezon boyu hoca değiştirebilme özgürlüğü’ tanınması gerektiğini belirtirken kendisini makama taşıyan ‘başkan dükalığı’na selam çakmayı da ihmal etmedi. Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’in düşüncelerini ise henüz öğrenemedik. Umalım ki, yakın zamanda yapacağı ‘kurtuluş reçetesi sunumu’nda bu merakımızı gidersin!

Statlar ve harcanan paranın akıbeti

Ülke futbolu bu haldeyken ‘hakem’ ve ‘teknik adam’ yeterliliğini iştahla tartışan ‘futbol ailesi’ ise ‘yönetici yeterliliği’ konusunda her daim olduğu gibi yine suspus... Hem de İlhan Cavcav’ın bu işi yıllardır yönetemediğine dair ‘Öpülmedik yerim kalmadı’ ikrarına rağmen!..
Biliniyor ama kısa bir liste verelim ‘yönetici icraatları’ konusunda...
-Yıllardır tedavisi mümkün olmayan özensiz transferlerde çarçur edilen milyonlar..
-Hesap bilmezliğin sonucu olarak kapıya dayanan ‘UEFA denetim sopası’nın sorumluluğu..
-Kevin Grosskreutz örneğinde olduğu gibi işleyişe dair donanımsızlık...
-‘Bir yılda bitirilecek’ diye yola çıkılan stadyumlardaki bitiş tarihi belirsizliği ve kara deliğe dönüşen bütçe sorunları bağlamında, öngörü ve planlama beceriksizliği...
Elbette bunlara bağlı olarak taraftarsız tribünler, top sürülemez zeminler, e-bilet-passolig uygulamalarına rağmen verilen kitlesel tribün cezaları, vs...

Erkin Koray hep haklı!

Peki... Sorunlar her sezon katlanıp, çeşitlenerek büyürken yöneticilerden çözüm önerileri ya da gidişatın ıslah edilmesine         dair tek bir uygulamaya şahit olan var mı?
Dünyanın bir çok bölgesinde olduğu gibi bu ülkede de güçlüye itiraz edebilmek işin en zor yanı... En kolayı ve her daim yapılanı ise; futbolun eğitim seviyesi açısından en yüksek grubu olan ‘arkasız hakemler’e yüklenmek, takımlar içinde Beşiktaş kalecisi Tolga Zengin misali yumuşak bir karın bulup onu imha etmeye çalışarak tatmin bulmak ve ilk çözüm olarak da teknik adam kovdurmaya gayret etmek!.. Yani her zaman yapılageldiği gibi... Yani sürekli Erkin Koray’a mı kulak vereceğiz; ‘Böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah...’. Tersi     mümkün değil mi?..
YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...