Berabere kalıp 'yarın'ı kazanmak
Haberin Devamı ›
Beşiktaş Kulusiç’in attığı o golü ya da benzerini neredeyse her takımdan yiyor. Mesele, rakibi bu kadar geriye ittiğin ve oyuna hakim olduğun bölümde hücumunu çeşitleyip, maçı koparacak golleri bulamamakta...
31. dakikadaki Almeida-Holosko ikilisinin cılız hücumunu saymazsak Beşiktaş ilk kombine atağında golü bulduğunda dakika 36 olmuştu. Bunu şöyle de okuyabiliriz; ‘’Gençler bu kadar süreyi boşa harcadı.’’ Derken devreye Olcay Şahan ve bildik sınırlarını zorlayıp hem kesici hem top yapıcı gibi oynayan İbrahim Toraman girdi. Gençlerbirliği orta sahası bu iki oyuncuyu sadece ‘izlemeye alınca’ da Beşiktaş öne çıktı.
İkinci devre ise maç bildik bir ‘Beşiktaş maçı’na döndü. Gücü öne çıkarıp oyunu ileri taşıyan Beşiktaş devreye Almeida’yı da sokunca ardı ardına pozisyona girmeye başladı. Bunu da orta saha güvenliğini Necip - Veli ikilisine emanet edip Hilbert dahil zaman zaman ileriye beş kişiyi atmayla başardı... Gençlerbirliği de ülkenin alıştığı ve ‘kontrol oyunu’ diye anılan sıkıcı tarza inat Beşiktaş’ın özellikle Uğur Boral’lı kanadına sarktıkça maç maça benzedi. İki takım da maçı kazanmak için güçleri oranında ellerinden geleni yaptı. Ve sonuçta, futbolu diğer oyunlardan ayıran en güzel sonuç olan ‘beraberlik’ kazandı. “Bu da kazanç mı?” demeyin. İyi olan herşey gelecek için kazanımdır...
Son bir not; takım performansı akıl, bilgi ve oyuncu dayanışmasıyla yükselir. Eğer Beşiktaş kırmızı formayı ‘uğur’ diye giyiyorsa şampiyonluk yıllarındaki formaları hatırlamakta fayda var. Beşiktaş, ‘siyah beyaz’dır...