Adana'da sessiz gece

16 Eylül 2019, Pazartesi 06:01
- A +

Ülke futbolunu yönetenlerin dilinden düşmez ‘marka değeri’! Ülkenin en derinlikli, en köklü rekabetlerinden biri ülkenin en büyük kentlerinden birinde ve stadyumun tıka basa dolu değil. Neden peki? Gerekçelerden biri, Adana’nın iki takımının da yanlış yönetimlerden çok çekmesi olabilir mi? İlk devresi ağırlıklı olarak eskilerin deyimiyle ‘Orta saha mücadelesi şeklinde geçen maçın’ başında Demirspor golü bulacak bir pozisyon buldu ama onun dışında ülke oyun vasatını zorlayan az şey oldu. Adana zaman zaman Arabidze üzerinden, Demirspor ise Volkan Şen çevresine kurdukları hücumlarla cılız saldırılarda bulundu. Nihayetinde Adana ikinci devre Eze’ye bir iki defans arkası koşu yaptırmıştı ki savunmacı Serdar Bingöl atıldı. ‘Artık ibre Demirspor’a döner’ diyenler olduysa da yanıldılar, ardı gelmedi.

Daha fazlasını hak ediyordu

Nedendir bilinmez(!), iki takım özellikle çoklu hücumlarda savunma dışında kalan oyuncusunu topla buluşturamadı. Topla buluşan oyuncular da çoğunlukla ya dar açıda ya da fazladan bir şeyler yapmak zorunda kaldıkları pozisyondaydı. Nihayetinde maç bittiğinde üzülen taraf olmadı belki ama böylesi iki takımın maçı daha yüksek tempo, daha fazla futbol ve daha büyük heyecanı hak ediyordu. Bitirirken oyun kültürüne dair iki not... İlki, en basit hatta hakemin düdük çalarak belirlediği faullerde nasıl oluyor da üçerli, dörderli münakaşa ortamları kuruluyor? İkincisi, kulüplerin sürekli ’bildik’, ‘tanıdık’ ama yeterliliği tartışılır teknik adamlarla çalışması ülkenin yazgısı mıdır?

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...