Resmen bitmişiz...

23 Mart 2015, Pazartesi 12:00 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 20:08
- A +
İnsan içinde olunca fark etmiyor, biraz dışardan bakınca tabloyu çok net görüyor...

Tribünümüz de bitmiş, yöneticiliğimiz de bitmiş, futbolumuz da bitmiş. Ya da hiç başlamamış biz var sanmışız...

İlk kez bir El Clasico heyecanı yaşadım... Futbol kültürüne, tribün seviyesine, saygıya, topun gerçekten nasıl kullanıldığına şahit oldum...

O kadar çok detay var ki dikkat çeken...

Real Madrid'in stada gelişi...

Maça giderken başladı her şey.

1.5 saat önce stada ulaştım. Kapılar açılmamıştı... Bizdeki gibi 'kapılar açılsın, çatışmalar başlasın' yok. Sakin bir şekilde insanlar giriş izni bekliyor. O sırada bir siren sesiyle irkildim. Barcelona taraftarının tam ortasından trafik polisi ve iki beyaz otobüs geçti. 5-10 kişiden yuhalama sesi çıktı. Yanımdankilere sordum 'kim bunlar' diye 'Real Madrid geldi' dediler. Nasıl yani... Nerede 200-300 polis, şişe ve taş atanlar... Yok öyle bir şey... Real Madrid yürüyerek gelse, elini kolunu sallayıp girecek...

Üst araması yok

Kapılar açıldı... Medya mensubu gibi değil, taraftar olarak Barcelona trübünündeki yerime hareketlendim. Birinci kapı, ikinci kapı derken bir anda kendimi tribünde buldum. Ee kim arayacak beni? Cebimdeki bozuk paralar kim alacak? Dayanamadım neden aramadıklarını yanımda oturan İspanyol'a sordum... Net cevapladı; "çanta varsa bakarlar... Onun dışında aramazlar. Yanlış bir şey yaparsan bir daha hayat boyu maça gelemezsin..." Yani durum bizdeki gibi değil... Sahaya dalıp, sonraki maç tribüne giremiyorsun. Bir taşkınlık yaparsan başına neler geleceği belli... Polis seni aramıyor ama mesajı net; varsa cesaretin yap, sen bilirsin.

Adamı dövecekler..

Stada girişim 1.5 dakika sürdü. Maçın başlamasına 20 dakika kala 100 bin kişi oldu stat... O ne? İki sıra önümde Real Madrid formalı, sırtında Bale yazan 20-25 yaşlarında bir genç... Barcelona tribününe girmiş. Kendi kendime üzüldüm; 'birazdan parçalarlar bu adamı' dedim. Yok öyle şey. O genç, Barcelona tribününde, Real Madrid formasıyla 90 dakika maç izledi. Ronaldo'nun golünde ellerini kaldırdı... Tek kişi sesini çıkarmadı, bakmadı... Bakamazsın, dokunamazsın, karışamazsın... Kişilik haklarına müdahale edersen yanarsın.

Kapaksız şişeler...

Tribünde büfeden iki şişe su aldım... Adam kapağını açtı, birini uzattı. İkincisini açarken durdurdum; 'açmayın sonra içiceğim' dedim... 'Olmaz buradan kapaklı içecek alamazsınız.' dedi... Şaşırdım... 'Güvenlik önlemi' dedi ve devam etti; 'kapaklı şişeyi her hedefe atabilirsiniz ama kapaksız gitmez'. İşte taraftar için aldıkları tek önlem bu...

Ronaldo nefreti

Maça yarım saat kala bir anda Camp Nou'yu uğultu kapladı. Sakin, kibar Barcelona taraftarı canavara döndü. Sebebi çok geçmeden ortaya çıktı; Ronaldo... Barça taraftarının Ronaldo'ya duygusu çok net; nefret. Gördükleri yerde 'messi' diye bağırıyorlar. Bizden farkları şu; rakibin en sevilmeyen futbolcusunu sadece yuhalıyorlar. Başka bir girişim yok.

Futbol kalitesi

1. dakikadan son saniyeye kadar tempo, heyecan, mücadele var. Ligimizde 5-10 dakika gördüğümüz tempo La Liga'da 30-40 dakika seviyesinde. Tribün olarak da, futbol olarak da çok gerideyiz. Top sahadayken pür dikkat izlemeniz şart. Tribünü izlerseniz çok şey kaçırırsınız. En azından benim gibi Luis Suarez'in golünü göremezsiniz.

1.5 dakikada girdiğim stattan 1.5 dakikada çıktım. Hem de 100 bin kişiyle aynı anda.

Protokol arabası filan yok. Taraftarlar arabalara göre değil, arabalar taraftarlara çıkıyor. Öncelik halkın.

Ne yazsam, ne kadar yazsam bir çok insanı sadece bu bölümü ilgilendirecek; Evet biz tribünde İspanyollar'dan daha çok bağırıyoruz... Tek artımız bu. Ama kalan bölümlerde ne yazikki yokuz...


YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...