Hüzün saniyesi

21 Ekim 2011, Cuma 12:00
- A +

İyi kötü uzatmalara gelmiştik. Birçok yanlışa, silik oynamamıza rağmen bir puanı cebimize koymaya saniyeler kalmıştı ama olmadı. Bu kadar korkarak, bu kadar kendini inkar ederek oynamaya hakkınız yok, eğer ‘Beşiktaş’sanız...

Koskoca bir ilk yarı geçti. Aklımızda kalan, bizim yarattığımız bir tehlike hiç olmadı. Oysaki rakip, bundan önceki iki maçında da birer gollü beraberlikler almış, aslında yaratıcılığı da olmayan, çok koşup düz top oynayan, önde de yaşlı iki tecrübelisiyle gol arayan basit görüntüde bir takım. İyi düşünülmüş bir kadroyla kötü oynadık. Hilbert ve İsmail’in, Simao ve Quaresma’yla birlikte kanatları ısrarla kullanacağını düşünmüştük, 90 dakika boyunca en fazla üç kere bunu yapabildik. En etkilisi de 53. dakikada Hilbert’in sağdan getirip Ernst’in dışarı vurduğu pozisyon oldu. Bunları maç içerisinde daha fazla yapmalıydık. Geriye çok yaslandık, öne çıkarken de çok yalnız kaldık. Edu’yu tek bıraktık, o da sırtı dönük ve topu tutarak oynamayı beceremediği için attığımız her topu kaybettik. Duvardan döner gibi yeniden kendi önümüzde bulduk. İsmi bu kadar ‘kabarık’ oyunculardan bu kadar ‘sönük’ futbol beklemiyorduk. Quaresma, Simao bu maçlarda oynamayacaklarsa Beşiktaş’a ne zaman katkı sağlayacaklar. Orta sahayı Marco biraz geride, Necip ve Ernst’le kalabalık tutarak kontrol etmek istedik, onu da beceremedik. Topu alan Dinamo Kievliler hem rahat pas yaptılar, hem de topla çok rahat kalemize doğru hiçbir müdahale görmeden hareketlenebildiler. Çıkışta pas hatasını yakaladığımız rakibi uzun topla kontrada geride zorlarız zannettik, yapamadık. Rakip kendi birinci bölgesinde bizden daha çabuk defans pozisyonu almayı başardı.

Türk futbolunda tempo sorunu var diyoruz, dün de bunu açıkça gördük. Tekniği kısıtlı Ukraynalılar, sadece futbolun temel doğrularını yaparak hüzünlü son hazırladılar. Bizden çok koştular, topu alan Beşiktaşlı oyuncuya daha çabuk ikili sıkıştırma yaptılar, alan kapattılar ve yapabildikleri ölçüde sahayı doğru parsellediler. Hiçbir creative tarafları da yoktu, gol bölgesinde usta ayakları da yoktu. Buna rağmen bizi puansız yollamayı son saniyede becerdiler. Stratejik olarak belki bir puan düşünmüştük, oysa ikinci yarının başında gördük ki biraz daha cesaret ve daha önce yapılması gereken Holosko ve Fernandes birlikte değişimi bize maçı getirebilirdi. Edu yerine Simao çıkabilirdi, haydi diyelim ki Marco’yu sigorta olarak düşündünüz, Necip’i alıp daha agresif ve öne oynayan Fernandes’i de koyabilirdiniz. Rakip üstünüze gelemezdi, son dakikadaki abuk-sabuk baskıyı da yemezdik. Hüzün saniyesiyle gruptan çıkmanın zor hesaplarını da şimdi biz değil Kievliler yapıyor olurdu.

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.