MENÜ

Sporun Değeri 2.

09 Ekim 2020, Cuma 23:53 Son Güncelleme: 09 Ekim 2020, Cuma 23:53
- A +


Spor ve salgın üzerine düşüncelerimizi paylaşmayı sürdürüyoruz. Zira sporun değerini ve önemini bu salgın günlerinde algılayamazsak bir daha hiç anlayamayız. 

Spor insanlar arasında iletişimi, münasebeti sağlar. Bireyler arası ilişkilerdir. Takımdaşlık, dostluk, yoldaşlık yaratır. Rakiplerle rekabete, taraftarlarla iletişime girersiniz. Bunlardan daha güçlü bağlar var mıdır acaba?

Spor insanların bazı açmazlarına bile merhem olur. Yeterki siz kendi kafanızı değiştirmeye, insanlarla paylaşıma hazır olun. Yeter ki yüreğinizi ve mantığınızı karşınızdakilerle daha iyi bir iletişim kurmak için kurgulayınız. Aksi takdirde at gözlüğü takmış fanatik bir amigodan farkınız olmaz. 

Sporun içinde menfi bir şey bulamazsınız. Spor, düşmanları, milletleri yakınlaştırır. Hasımları barıştırır, birbirlerini anlamaya çabalatır.  Pozitif bir elementtir spor. Hep daha iyiye gitmeye, hep gelişmeye çalışırsınız. 

Onun için siz siz olun, yaşınız kaç ise, sağlığınız ne denli elveriyorsa, daima spor yapın. Ne demişler : Öğrenmenin yaşı olmaz !

Evet gelelim Fransa’ya. Arzuladığımın aksine Kitova yenildi. Rakibi Sofia Kenin şimşek kadar süratli ve bir o kadar da kortu iyi kullanıyor. Boşuna Avustralya’da şampiyon olmadı. 

Sonradan ABD vatandaşlığı almış Rus bir aileden gelen ve asıl adı Sonya olduğu iddia edilen Kenin kortta antipatik bir görüntü veriyor. Bu hususta antrenörü olan babasının da ondan arta kalır yanı yok. Sürekli kenardan Rusca taktik vermekten zaten ceza aldı. Bu tavrını da hala sürdürüyor. Kızı da rakibin auta giden toplarının (cizgi hakemi saptamış, orta hakem de puanı kendisine vermişken) izini çizerek karşıyı taciz etmesi hiç hoş değil. Sürekli yapıyor üstelik bunu!

Şimdi finaldeki rakibi 19’luk Polonyalı Sviatek. Genç yaşından umulmadık kadar kendiyle barışık bir görüntü veriyor. Karşısındakinin kim olduğu umurunda değil. Çıkıp kendisine biçtiği oyunu oynuyor. Buraya gelene kadar Hsieh gibi bir taktisyeni, Bouchard gibi epey tehlikeli bir rakibi, Vondrousova gibi bir Fransa Açık finalistini ve Halep gibi bir grand-slam şampiyonunu saf dışı bırakması da bunun başlıca kanıtı. Üstelik çift-kadınları da oynuyordu. Bugün yarı-finalde kaybetti.  

Sviatek sporcu bir aileden geliyor. Babası olimpik bir kürekçi, ablası da tenisci. Şampiyonluklara da yabancı değil. 2018’de önce Fransa Açık’ta çift-kızlar şampiyonu olmuş. Ondan iki hafta sonra ise Wimbledon Kızlar’da şampiyonluk kupası onun ellerindeymiş.  

Erkeklerde ise beklediğimiz gibi “Toprağın Kralı” Nadal, Schwartzman önünde pek te zorlanmadan 3 sette galip geldi. Bundan tenisci mi olur dedikleri Arjantinli ise ilk 10 içine girdi !

Bakalım şimdi erkeklerde ikinci finalist kim olacak? Komşumuz mu yoksa artık kendi yandaşlarının bile antikalıklarından bıktığı, ne zaman rol yaptığı bilinmeyen ve gittikçe daha itici olan Djokovic mi? Ne yazık ki bu denli mükemmel bir atlet bir türlü kendisini sevdiremedi. Hep derim : “Hırs mantığı aşınca çok sakıncalı olur! 

Hoş ve esen kalınız Bekir Emre

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...