Beslenmek mi, yemek mi?

12 Mart 2016, Cumartesi 15:39
- A +
Bir süre önce Atatürk Hava Limanında uçağımın kalkışını beklerken dergimizin yeni sayısını okuyordum. Yolculardan biri yanıma geldi. Ailecek tenis sevdalısı olduklarından söz açarak kendisini tanıttı ve apansız bir soru sordu : “Bekir Bey, neden tenisçilerin beslenmesi ile ilgili yazmıyorsunuz. Bilhassa bu spora geç yaşta başlayanlar olmak üzere çoğumuz bu işi tecrübemizle hallediyoruz. Bir uzman görüşüne gereksinimiz var.” Benim bu konu hakkındaki bilgi birikimimin yetersiz kalacağını ve çağımız dünyasında her işi uzmanına bırakmayı yeğlediğimi  ve bu doğrultuda dileğini editörümüze yansıtacağımı belirttikten sonra kendisine teşekkür ettim ve uçağıma yöneldim.

Okurun söyleminin hoşuma gitmesi bir yana tenisle iç içe geçmiş yaşantım süresince beslenme konusunda yaşadıklarımı düşündüğümde “yahu hiç olmazsa konuyla ilgili bir tercüme yapabilir sonra da  işi tartışmaya ve uzman görüşlerine açarım” dedim kendi kendime. Adam şikayetinde de haksız değildi…Konu hakkında ki yerel kaynaklar kısıtlı. Uzmanlar ise konuya genel anlamda yaklaşıyorlar. 

Bir süre önce yönetiminde bulunduğum kurumu denetlerken bugün ülkemiz tenisinin ilk sıralarını paylaşan bir oyuncumuzu lokantada gördüm. Yemek saatlerinin dışında olduğu için dikkatimi çekti, yaklaştım. O zamanlar henüz çocukluğunun son safhalarında olan sporcumuz tepeleme dolu bir patlıcan musakka tabağı önünde bekleme (!) yapıyordu. “Maçın ne zaman” diye sorduğumda “sahadaki bitince” yanıtı aldım. Skoru bildiğimden en fazla birbuçuk(1.5) saati olduğunu anladım. “Yahu sen bu tabağı bu saatte yersen sahada kıpırdayamazsın” diyerek tabağını kaldırtıp, yerine, saptanmış sporcu menüsünün derhal ve çeyrek-porsiyon olarak verilmesini söyledim (hemen “gaddar” yaftasını yapıştırmayın ! Ne denli haklı olduğumu yazı ilerledikçe anlayacaksınız). Ancak aynı günün sonunda gencimizin babası arayarak bir takım galiz yakıştırmalar arasında çocuğunun yemeğine karışamayacağımı onun içeriğini, kapsamını ve saatini kendisinin saptadığını söyleyince uzatmadım. Adamın yaklaşımıyla bir neticeye varamayacağımı anlamıştım. Tartışmanın ise hiç gereği yoktu. Konuyu kurumun psikoloğuna aktararak bana rapor vermesini rica ettim. Bugün kıymetli bir bilim adamı olan ve fevkalade gelişmiş bir mizahi yeteneğe de sahip Dr. Ömer Ateş bir kaç gün sonra bana aynen şöyle dedi. “Çocuğun hiç bir sorunu yok Bekir Ağabey.. Sorun ebeveynlerde!”

Günümüz dünyasında doğru düzgün bir diyet uygulayabilen çoğu kişi iyi bir fiziksel ve beyinsel kondüsyona sahiptir. Esasen çok basit : İyi beslendiğinizde kendinizi daha iyi hisseder ve daha az hasta olursunuz. Sporcular için doğru bir yemek rejimi daha da önemlidir. Kortta inanılmaz bir enerji harcandığından giden bu yakıt baştan depolanmalıdır. Bu güzel sporda başarı için en önemli etkenler dayanıklılık/süreklilik ve konsantrasyondur. İşte doğru beslenme ile yeterli yakıtı aldığınızda makinanın tüm parçaları arzulandığı gibi çalışır. 

Aşağıda bilhassa ortalama tenis oyuncularının beslenmeleri için bazı öneriler var. Ama ben yine de iyi bir diyetten yararlanmak isteyenlerin hemen işin uzmanına yani bir diyetisyene başvurmalarını şiddetle tavsiye ediyorum.

•    Su ! Damarınızda akan kan kadar önemlidir. Hesabı da kolaydır. Kilonuz başına günde asgari 50ml. içeceksiniz. Üstelik sadece maçlarda değil antrenman esnasında da. Suyun 8-10 derecede olması iyidir. Bir saat civarı oynuyorsanız su bir içecek olarak yeterli olacaktır. Ama sıcak havalardaki daha uzun maçlarda ve fazla terleyen biriyseniz bir spor-içeceğine başvurabilirsiniz. Çok tatlı olanları seçmeyin. Enerji-barlarını ve jellerini ise hiç yabana atmayın. Spor içeceklerinden sakınanlar için hiç te fena olmayan birer alternatifdirler.
•    Yemek porsiyonları ile maç saati doğru orantılıdır. Maça kalan süre azaldıkça yenilmesi gereken miktar da azalmalıdır. Şöyle düşünün : Yemek saatleri beslenmek içindir. Maç civarı ise yakıt almak için.  
•    Yemeklerin her gün aynı saatlerde yenmesinin büyük yararı vardır. Ama üç büyük öğün yerine, beş küçük öğün yemeniz önemli. Kahvaltı, ara-öğün, öğle, ara-öğün ve akşam.
•    Sabahları sıkı bir kahvaltı ediniz. Sadece kahve veya çay ile geçiştirmeyin. Arpa gevreği, reçel veya bal, ekmek ve mevsim meyveleri eksik olmasın. 
•    Kahvaltınız maçınızdan iki saat önce tüketilmiş olmalı.
•    Maçlardan çıkar çıkmaz yemeğe oturmayın. Ufak bir şeyler atıştırıp önce rahatlayın. Sonra yemeğe başlayın. Tavuk, balık, hindi ve tabiki sebze. Meyveyi sakın unutmayın. Asitlileri daha az tüketin.
•    Ara-öğünlerde yoğurt, meyve veya bir sandviç yenebilir. Kan-şekerinizi gereksiz yere yükseltmemek için şekerli besinlerden uzak durun. 
•    Öğle yemeğinde çiğ veya pişmiş sebze, makarna gibi karbonhidratlar, ızgara et , light-peynir veya balık yiyebilirsiniz. Salatada mutlaka sızma zeytinyağı, sirke veya limon kullanın. Sair soslardan uzak durun.
•    Ana öğünler maçlardan en az 3(üç) saat önce tüketilmiş olmalı.
•    Akşam yemeğinize erken oturun. Büyük miktarlardan ve ağır besinlerden sakının. Bittikten hemen sonra uyumayın. Bilhassa maç oynamışsanız stresinizden arınmayı bekleyip sonra uykuya yatın.   
•    Akıllıca yiyin. Bir sporcu için yasak yiyecek yoktur. Ama çok yağlı ve tavada pişenlerden uzak durun. Yağlı et, sosis-sakatat, yumurta, tereyağ, çikolata ve beyaz ekmek ağırdır. Siz, siz olun, kolay sindirilebilen besinlere yakın durun ki sahadaki performansınız düşmesin. Bunu beyniniz iyice algılarsa rahat edersiniz.
•    Oyunlar ve setler arasındaki dinlenmelerde elinizdekilerden mutlaka yararlanın. O birbuçuk ya da iki dakikanın kıymetini bilin. Ortalama bir tenisci azami her 45 dakika ile bir saat arasında yakıt almalıdır. Dolayısıyla bunu unutup geciktirmeyin. Tenis bu. Maç her an uzayabilir ve siz bile (!) bir enerji çöküşüne uğrayabilirsiniz. 
•    Maç esnasında ve öncesinde alınan kafeinin beyne itici bir güç sağladığı kanıtlanmıştır. Su çektiği söylenir. Doğru değildir. Yerinde tüketmek fayda verebilir.
•    Maç ve antrenmandan bir süre sonra içilecek bir bardak domates suyu yitirilen sodyumu geri dönüştüreceği için midesi sağlam sporculara önerillir.
Her şey bir yana, her kişinin, hele her sporcunun gereksinimleri farklıdır. Bu nedenle kendinize bakmanız başka bir şey, yaptığınız sporda daha iyiye, daha mükemmele varabilmek için doğru beslenmek başka bir şeydir. Yazının başında söylediğim gibi işi daima uzmanına bırakınız.

Hoş ve Sağlıcakla kalınız.  
 

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...