MENÜ

Avustralya Kapalı ! (3)

14 Şubat 2021, Pazar 18:53 Son Güncelleme: 14 Şubat 2021, Pazar 18:53
- A +

Avustralya Açık için çeşitli ülkelerden oyuncular, koçlar, eşler, idareciler, vs. dahil olmak üzere 1000 küsur insan geldi Melbourne’a . Hepsine 14 günlük karantina uygulandı. 

Ancak halk neredeyse ayaklanıyordu. Zira bu insanlar kabul edilirken, ülke dışında olan Avustralya vatandaşlarının dönüşüne izin verilmiyordu. Onlar yaban ellerde çeşitli kısıtlamalarla kalıyorlardı. İşte turnuva fazlasıyla tatminsizlik olan bir ortamda başladı.

Bu iğrenç salgını alınan radikal tedbirler sayesinde en düşük istatistiklerle geçiren Melbourne’nun bağlı olduğu Victoria Eyaleti Meclisi düne kadar turnuva arazisine günde 30.000, son üç gününde ise 25.000 kişinin girebileceğini açıklamıştı. Bu rakamlar normalin yarısı bile değildi. Evvelsi gün ise bir havaalanı oteli çalışanlarından 14’ü pozitif çıkınca yine yasaklar başladı. Her yazımda dile getiriyorum ama lütfen sıkılmayın zira insana ne denli değer verildiğini sizlerle paylaşmak istiyorum.  

Perşembe gününe kadar izleyicilere kapalı olacak Avustralya’da bugün ne oldu ? Öncelikle seyircileri hepimizden önce oyuncular arıyor. Hani tenisçilerin insanın ağzını açık bırakacak yeteneklerini sergiledikleri puanlar olmasa tatsız tuzsuz oyunlar izleyeceğiz. Halbuki en az kapasitede izleyici bile sahadaki oyuna bir başka çeşni katıyor.

Önce Osaka iki maç topu kurtardıktan sonra Muguruza’yı 3 sette geçti. Bu kızcağız mental olarak zaten rakiplerinin çoğundan üstündü. Ama sadece üç yıl içerisinde bu üstünlüğünü çok farklı bir eşiğe taşıdı. Fevkalade olgun bir kişilik sergiliyor. Her durumda sinirlerinin akli yetisini etkilemesine olanak vermiyor. Kesinlikle bozulmuyor. Muguruza’nın er geç bozulacağını biliyordu. Sabırla bekledi ve muradına erdi.

Yaşça rakiplerinden epey büyük olan (35) Taipei’li Shieh büyük bir silahı olmayan ama tenisi satranç gibi oynayan adeta bir deha. Boşuna çift-kadınlarda 1 numara olmadı. Çek Vondrousova’yı evirdi çevirdi, saf dışı bıraktı. Şimdi karşısında Osaka var. Salı günü kesinlikle izlenmeli. Ama zekasını yeteneği ve sabrıyla birleştirebilen Osaka kesin favori. 

Serena Williams (39) ise sadece yaşıyla rakiplerini geride bırakmıyor ! Bu kadın kesinlikle gelmiş geçmiş en büyük tenisçidir. Tenis sohbetlerinde “GOAT (Greatest of all Times) kimdir” diye tartışıldığında ortaya atılan isimler çoğunlukla Federer ya da Nadal oluyor. Beğenin ya da beğenmeyin Serena Williams bu payeyi çoktan hak etmiştir. Los Angeles’in uyuşturucu pisliğinden soyutlanabilip, tenis gibi fevkalade zor bir sporda efsaneler arasına girebilen biri üstelik 39 yaşında ve hala bir grand-slam’de çeyrek finale varabiliyorsa onun geçmiş skorlarına bile bakmak abes. Üstelik bu payeyi salt sporculuğu ile değil insanlığı ile de hakediyor. Unutmayın ki bu kadın evlenip annelik sevdasına iki kez ölümden dönerek kızını doğurmuş ve ardından tenise dönüp şampiyonluklarını sürdürebilmiş biri. 

Şimdi karşısında Halep var. Şimdiye kadar Serena’nın 9-2 üstünlüğü var. Fiziksel bir engel olmadığı takdirde yine Serena’nın kazanacağını düşünüyorum.


Halep öncelikle iyi bir insan. Bir başka şampiyon. Kadınların en atletik raketlerinden biri. Cin gibi. Sviatek gibi çok zor bir rakibi 3 sette geçip sabrının, sürekliliğinin semeresini gördü ve rövanşını aldı. Serena gibi gücünü tecrübesiyle birleştirebilen biri karşısında işi çok zor. Puanları uzatmaya ve onu yormaya çalışacaktır.

Erkeklerde ise sakatlığının nüksedeceği beklenilen Djokovic, (dünyanın en etkili servislerini atanlar arasında ilk 3’e girebilecek) Kanadalı Raonic karşısında dünkü yazımda da belirttiğim gibi iyi bir antrenman yaptı. Zaman zaman dramatik tavırlar takınarak “sancıma rağmen kortta mücadele ediyorum” izlenimi vermeye çalışan Sırp raket artık kendini öyle bir hale getirdi ki yaptığı her işte herkes “öküz altında buzağı arıyor”! Yine de dünyanın en iyi savunmacısıdır. Onun gibi savunurken hücuma çıkabilen ikinci bir raket yok. Gerçekten fiziksel bir engeli olmazsa hiç zorlanmadan buralara gelen Zverev karşısında kesin favori.

Efsane tenis antrenörü Peter Lungren İstanbul’a geldiğinde Dimitrov “Fransa Açık”ın gençler kategorsini yeni kazanmıştı. Bizim turnuvaya girmek için puanı elvermiyordu. Organizasyon hakkını kullanarak Wild-Card vermiştik. İlk turda elendi! Aynı akşam Lungren ile sohbet ederken oyuncusu için “çok yetenekli ama kafaca şüphelerim var” demişti. Gerçekten hiçbir zaman ilk gruba hiç giremedi. Hep ikinci grubun müdavimi oldu ve sürprizlere dayanan bir kariyer yaptı. Bugün alıştığımız görüntüsünden biraz olsun farklıydı. Ama rakibi Thiem’in ise alışılagelen görüntüsünden eser yoktu. Avusturyalı yenilgisine sebep aramayacak kadar sportmen. Ama “benden bir makine olmamı beklemeyin, insanım sonunda” diyebildi.

Kafasını yönetebilen bir Dimitrov bence Rus Karasev’i de yenerek yarı-finale çıkacaktır.

Yarın Pazartesi. Akşam seansında iki maçı izlemenizi öneririm. Nadal, Fognini önünde şüphesiz favoridir. Ama “İtalyan Aygırı” “İspanyol Boğasını” birkaç kez saf dışı bırakabilmiş biri. Dikkatle izlemeye değer.

Diğer maç ise komşunun oğlu Tsitsipas ile diğer İtalyan Berrettini arasında. Gençler kapışacak. Voleye gelmesini seven Yunan Raket bize zevkli bir maç yaşatabilir.

Hepinize iyi bir hafta ve esenlikler dilerim. Sakının lütfen!

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...