MENÜ

ABD Açık ve GENÇLER!

04 Eylül 2021, Cumartesi 11:28 Son Güncelleme: 04 Eylül 2021, Cumartesi 11:40
- A +

Ben pek skor yazmasını sevmiyorum. Onları her tenis sitesinde bulabilirsiniz. Ancak beklenmedik bir sonuç doğal olarak hepimiz için ilginç oluyor. Hele ki “ABD Açık” gibi bir organizasyonda. Evet artık bu tür etkinlikler birer turnuva olmaktan çok uzakta. Hepsi birer dev organizasyon adeta. Ülkelerine, kentlerine getirdikleri prestijin yanısıra kazandırdıkları paranın haddi hesabı yok. Bu nedenle pandemi süresince bile ayakta kalabildiler. Kimi sigortalı olduğu için , kiminin de kasası ağzına kadar dolu olduğu için.  

“ABD Açık” organizasyonu kimine göre başlı başına bir sirktir…İnsanlar sahadaki oyunculara aldırmaksızın ellerinde bira kupaları adeta gezinti yaparlar, 15 metre ötedeki tanışlarıyla haykırarak sohbet ederler.

Bağırış çağırış gırla. Kule Hakemleri sürekli izleyicileri sessizliğe davet eder. Hele verilen aralarda çalan rock müziği ve civardan aksedenlerle birlikte yanınızdakilerle konuştuklarınızı duyamazsınız ! Eleme turu oyuncuları kendilerine tahsis edilen konaklama olanaklarının kalitesizliklerinden sürekli şikayetçidir. Ana-tablo oyuncuları arasında bile kendi olanaklarıyla konaklama yapan vardır. Şimdi ABD Açık’ta çizgi hakemlerinin yerini şahin-göz aldı. Zamanında onlardan biri beni otelinde kahveye davet etmişti de mereti içememiştik. Yandaki uluslararası şirketin kahve diye sunduğu çamur bile daha lezzetliydi ! 

Maç programı günün her saatinde devrededir. Ancak bu gece programı ağır-abi ve ablalara karşı pek işlemez. Eh ne de olsa orası ABD…Money talks !

Maçların gece yarısı başlaması son derece doğaldır. İsterse oyuncu şikayet etsin…Kimsenin umurunda bile olmaz…Kendine eziyet etmiş olur. 

Kimi oyunculara göre de tüm bunlar “ABD Açık”ı dünyada enerjisi en yüksek turnuva yapmaktadır. Tabî bunu ortaya koyanlar samimi mi, yoksa ABD’li izleyicilerinden taraftar mı oluşturmaya çalışmaktadırlar sizler karar verin! Hele ki bu savın başlıca taraftarı Djokovic olunca insan septik düşünmeden edemiyor…Hazret acep bunca yıldır kaç kez gece- yarısı korta çıktı sormak gerek ! 

İşte insanoğlu bir kez şüpheleri üzerine çekti mi ağzıyla kuş tutsa ondan soyutlanamıyor. “Beynimle suyu arıtabilirim” veya “aşının faydalı olduğuna şüpheliyim. Ondan dolayı da karşıyım” gibi beynini aşan iddialar savunan Sırp yıldız, ona olan karşıt duygunun milliyetinden kaynaklandığını iddia ediyor ama sadece kendini kandırıyor. 

Komşunun oğlu Tsitsipas da eğer biraz daha dikkatli olmazsa Sırp meslektaşının yanında yerini alacak. Yunan Mitolojisindeki tanrılara benzetilen bu genç adam önce tribünde oturan antrenöründen(babası) taktik almakla suçlandı. Ardından ihtiyaç molası alıp soyunma odasına gittiğinde bu kez de telefonla taktik aldığı iddia edildi. 

Şimdi de ABD Açık’ta, Andy Murray karşısında maç 2-2 iken aldığı ihtiyaç molasından bir türlü geri dönmeyince (10 dakikaya yakın) yuhalandı. Rakibine ve izleyicilere saygısızlıkla itham ediliyor.

İşin ilginç yanı ise ne ATP, ne ITF ve ne de grand-slam organizasyonlarının kuralları arasında bu yaptıklarını yasaklayan tek bir madde bile yok. Kendisi de zaten kurallara aykırı davranmadığını söylüyor. Tam anlamıyla bir ikilem: “Çamur at izi kalsın” ; Veya “Ateş olan yerden duman çıkmaz” ! Ancak onu en sivri söylemle itham eden rakibi ve arkadaşı Zverev olunca “buyurun buradan yakın” da diyebiliriz. “bana arkadaşını göster sana kim olduğunu söyleyeyim” ! Onları birbirlerinden daha iyi tanıyan olabilir mi? Ona bu ithamda bulunan Zverev ise ülkesinde sevgilisini dövmekten yargılanıyor ! Önceki sevgilisi de taşıdığı çocuğu ile ilgili dava açmıştı. “Tencere dibin kara, seninki benden kara !” 

Gelelim bizim gençlere ! Biliyorsunuz Altuğ Çelikbilek, Cem İlkel ve Ergi Kırkın üçlüsü son zamanlarda bizleri sevindiren sonuçlar alıyorlar. Ama bu başarıların bir sürekliliği olmalıdır ki gelecekten umutlanalım. Yoksa ayaktopu başta olmak üzere çoğu spor branşımızdaki anlık sevinçlerle yetinmek zorunda kalacağız. 

Yine de üç tenisçimizi de ekipleri, aileleri ve salt onlara destek vermek için ABD’deki kalışını uzattığı söylenen Çağla Büyükakçay ile birlikte kutlarım. Kim demiş tenis takım oyunu değildir diye ! 

Çocuklar hakkında medyaya haber bildiriminde bulunanlara da bir sözüm var. Sürekli her türlü tenisçimizin başarılarını şişirip duruyorsunuz. Değil ergen, genç bile diyemeyeceğimiz çocukların yengilerini “başarı hikayemiz” diye yutturup onları bir sinir cenderesine sokuyorsunuz. Üstelik, komplekslerini çocukları üzerinden tatmin etmek için zaten hazır olda bekleyen ebeveynleri de menfi yola sokuyorsunuz. Çoğu incir çekirdeğini doldurmayan turnuvalardaki yengileri zafer diye yutturuyorsunuz. 12-16 yaş arası hafta sonu çift turnuvalarından bile “zafer” çıkarıyorsunuz. Siz değil “tenis”, spordan bile anlamıyorsunuz, ya da asli işiniz çocuklara yardımcı olmak değil…Kulüplerden ve/veya ebeveynlerden nemalanmaktır.  

“ABD Açık” gibi bir dev turnuvaya elemeden gelip girene kadar abartının zirvesi ama ardından bir yenilgi geldiğinde derin bir sessizlik ! Bu çocukların yenilmeye hakları yok mu…Ayıp mı ki yenilmek, en ufak bir haber yazmıyorsunuz ? Sizler salt birer yengi skoru ulağı mısınız ? Yenilgi olmazsa yenginin önemi kalır mı…Bunu düşünemiyor musunuz?

Yazılarımı yazdıktan sonra onları genellikle en az yarım gün nadasa bırakırım. Bu kez nadas esnasında Tsitsipas ve Osaka turnuvaya veda etti. İkisini de 18’lik gençler uğurladı : İspanyol Alcaraz ve Kanadalı Leylah Fernandez. Önceki yazılarımdan birinde Alcaraz ve Fernandez’in gelip geçici serseri birer mayın olmadığını iddia etmiştim. İnsan memnun oluyor ! 

Şimdilik hoş kalın.

Hamiş.: 

İlan edildiğine göre Covid vakalarının %80’i aşı olmayanlardan oluşuyormuş. Hastalananların ise %90’ı aşısız olanlar. Covid ilintili ölümlerin %90’ı da aşı olmayanlar. 

11 Eylül günü aşıya karşı olanlar miting yapmaya hazırlanıyormuş. Tüm bilimsel verilerden sonra hala böyle bir iddianın ardına takılmak için herhalde ya %100 zeka özürlü olmak ya da yaşam biçimini özentiye bağlamış olmak gerekiyor diye düşünüyorum. Bunun sözcülüğünü yapanların da Tanrı müstahakını versin. Hani “reklamın iyisi kötüsü olmaz”, adları geçsin de ne olursa olsun diye bu kez böyle bir yöntem deniyorlar herhalde.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...