Vardiyalı işgücü

14 Ocak 2005, Cuma 04:30
- A +
Del Bosque hâlâ tam olarak anlamamış gözüküyor. En çok şikayet ettiği kadro kalabalıklığı bir açıdan onun avantajı aslında. Çünkü her bir oyuncusu iyi incelendiğinde, Beşiktaş kadrosunun bir kişilik işi ancak 3 kişi ile 3 taksitte yapacak bir kapasite sınırlılığında olduğu anlaşılır. Kaldı ki, Del Bosque de benzer şeyleri söylüyor. İbrahim Akın için, “Altın gibi bir çocuk ama bakır kadar getirisi olmadı” diyor. Aynı şekilde kendi getirdiği Juanfran’ın ilk yarıdaki görüntüsü için de, “O süreçte futbolcuya dahi benzemiyordu” eleştirisini getiriyor. İşte bizim de bahsettiğimiz konu bu. Demek ki, balı tek değil, birden fazla çiçekten toplama vaziyetleri. Ekonomik bir düzen değil bu. Hatta bir kulüp için çok lüks bile sayılabilir. Ne var ki, bu kadro böyle kuruldu, bu sezonun sonuna kadar da bu şekilde gidecek. Düşünün Sergen, Tümer, Carew, Fran, Ahmed Hassan, İbrahim Akın, Çağdaş, Okan, ibrahim Toraman, Fatih Sonkaya gibi oyuncuların üst üste 10 maç formda bir devamlılık sergileyebileceklerinden, fizik kalite ya da tecrübe olarak vasatın üstünde bir performansla sabit durabileceklerinden emin olabilir misiniz? Pek olası gözükmüyor. O zaman işin sırrı, en az 20 kişilik bir onbiri eşit planda görevlendirme ve verim alma yeteneğine kalır. Del Bosque, bu nöbetleşe iş bölümünü uyumla başarırsa, kendisi de Beşiktaş da beklediği gelişmeyi elde eder. İkinci yarı hazırlıklarının iki testinde Siyah-Beyazlı ekibi istekli ve hırslı gördük. Kalede Cordoba’yı görmek Beşiktaş adına sevindiriciydi. Artık Kolombiyalı kalecinin üstündeki spekülasyonların bir kenara bırakılması lazım. Huzur dolu kafası ile Beşiktaş kalesini esas sahibine teslim etmeli. Del Bosque, ligin ilk yarısında çokça bahsettiğimiz gibi stratejik bölgelerdeki oyuncu eksikliklerini devşirmeler yolu ile gidermeye çalıştı. Baştan koyduğu ve bugüne dek ödün vermediği oyun sisteminin ana üssü, savunmanın önündeki ikili bloktu. Gerçekte de elinde bu bölgeye has oyuncular bulunmuyordu. Bu noktada Tayfur, bilinen kimliğinin yüzde 10 eksiğiyle bile takıma katılırsa, iyi bir transfer sayılır. Vitesse karşısında seyrettiğimiz Fran da nispeten iştahlı bir dönüş yapmış. Fran, Tümer ve İbrahim Akın işbirliği, vardiyalı olarak Beşiktaş’ın solunu taşır. Ligin ilk yarısının sonlarında şans bulan Veysel’in çıkışı Beşiktaş için bir kazanç. Yalnız dikkat edilirse, bu oyuncunun attığı goller daha çok yüksek yan ortalar ve vurduğu kafalar. Bosque, Veysel’den yararlanacaksa takımının ofans düzenini yüksek toplara da yönlendirmeli. Veysel-Carew ikilisi çabukluktan yoksun olsa da, Beşiktaş forveti bu düzende kafası çalışan bir time sahip olabilir. Pancu, baştan beri sistem kurbanıydı. O da son dönemde forma bulduğu maçlarda hücumda görev aldı. Yalnız arkası dönük oynayamıyor. En az 10 kişinin denendiği ön liberoda testten geçmeli. Lucescu zamanında bir dönem bu görevi oldukça başarıyla götürmüştü. Tayfur-Pancu ikilisi Beşiktaş’ın göbeği için de bir alternatif oluşturabilir. Bütün bunlar bir kenara, Beşiktaş aslında bir stoper ve orta alanın sağ kanadına kaliteli 2 oyuncu transfer edebilseydi, Siyah-Beyazlı ekip için ileriye dönük çok daha güvenilir bir saha içi kurgusundan da bahsederdik. Cavcav teşvik ederse Sıradan biri söylese içim yanmazdı... Teşvik primini meşrulaştırma çabalarına tepelerden, Türk Sporu’nun duayen ismi, hem de Kulüpler Birliği Başkanı sıfatı ile İlhan Cavcav da destek verince, temiz futbol özlemi ile yanıp tutuşanlar okkalı bir şamar daha yedi. Yok kardeşim yok! Bu anarşiyi tribünde aramayalım. Boşu boşuna da yeldeğirmenlerine karşı savaşmayalım. Taraftarı, polisi, özel güvenliği, hatta hakemleri de boşverin. Futbolu yönetenlerin ruhundaki karanlık silinene kadar bize günışığı haram.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...