Ulubatlı Hasan!

08 Mayıs 2006, Pazartesi 04:30
- A +
Cim Bom en azından benim hatırladığım 30 senelik süreçte hiç bu denli umursanmaz, ikinci plana düşen bir konuma düşmemişti bir rakip sahada. Oysa umursanması gereken bir maçtı üstelik. Gönüller Galatasaray’dan yana olsa da gözler Beşiktaş’ın üstündeydi. Cordoba’nın ilk gereksiz boşa çıkmasından sonra dikkatler Beşiktaş kalesine daha çok yöneldi. Sarı-Kırmızılılar’ın skoru lehine çevirebileceği penaltı dahil 3 pozisyon yaşandı ilk yarıda. Üçünün de kaynağında Cordoba vardı. İzdüşümünde ise Necati. İkisi de birbirinden bonkör davrandığini söylersek yanılmayız sanırım. Ahmed Hassan’ın taze kan olarak takviyesi hissedilmiyordu bir türlü. Oysa değişen düzenine rağmen Beşiktaş savunmasının dikkati yerindeydi, takımın sazı da yine Tümer’in elinde... İkinci yarı bağlamanın tellerine dokunmaya başladı 3 gün önce Fener’i bitiren adam. Önce Cihan’ın oyalanmasını affetmedi, sonra Galatasaray’ın ipini çekmesini ise direk önledi. Karşı bir hamlesi gerekiyordu Gerets’in. Tam 12’den vurdu... Kısır oyuncusu Necati’nin yerine Hasan Kabze’yi oyuna sürdü. Galatasaray’ın tek eksiğiydi galiba Cordoba’nın dilinden, pardon zaafından anlayacak biri! Ve o adam oyundaydı. Çok kısa sürede uzağı görmeyen Kolombiyalı’yı birinci denemede avladı. Beraberliğin ardından da Tigana’nın karşı taaruzu devreye girdi. Ali Güneş şutlarında isabetli olsaydı, Sergen’den çok daha fazla hissedilen bir takviye olarak geceye damgasını vurabilirdi. Beraberliği bozma adına yapılan tüm girişimler uzun bir süre eşitliği bozamazken son saniyede tekrar çıktı Hasan. Yine uzaktan avladı Cordoba’yı ve evlerine huzur içinde gitmeye hazırlanan Beşiktaşlılar son saniye şokuyla sarsılırken Hasan da Galatasaraylılar’ın Ulubatlı’sı olarak tribünlere tırmanıyordu.
YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.