Tümer sen ancak!..

22 Mart 2005, Salı 04:30
- A +
Futbol kabuk değiştirdikçe, lokal tespitler de yerini daha geniş açılımlara terk etmek zorunda galiba... Kimi zaman, siz rakip ceza alanının yanı başında iken, keyfe keder kaptırdığınız bir top, dönüp 10-15 saniye içinde kendi kalenize gol olarak yansıyorsa, sanırım artık takım oyununa gerekli saygıyı göstermeyen, her bölge futbolcusu için ‘bencillik yapıyor’ diye düşünmek gerek. Son 3-4 haftadır Beşiktaş’ta topu rakibe en fazla hediye eden oyuncu; takımın en teknik diye tabir edilen ismi, Tümer... Maç boyu en az 15-20 pas yanlışı ile boy gösteriyor. Peki, sol ayağındaki hünerin el isabetinden daha güçlü olduğunu ispat ettiği halde, bu futbolcu kardeşimizin ‘sorunu ne’ acaba? Geçtiği her aksiyonda oyunun başaktörü olma içgüdüsü... Başlangıç ile final arasındaki aşamayı tek başına üstlenme sevdası... Sadeliği aşağılama, her defasında alengirli ve zorlu olana tapma!.. Paylaşmayı sadece sonucu kendine dönük olduğunda seçme... İşte bu ego; onu takımı adına yapması gerekenlerden bihaber duruma düşürüyor. En basit pozisyonlarda hataya sürüklüyor. Kendi istediği doğrultuda, belki defalarca başlayıp bitirdiği denemeleri oldu. Tüm telif hakları kendine ait pozisyonların kahramanı olduğunda ise, bu hazzı doruklarda yaşamaktan da kaçınmadı. Olumsuz eleştiriler karşısında, “Beni ancak Tanrı yargılar” dövmesi ile verdiği karşılık da, futboldaki hayatının ben merkezli döndüğüne olan aşırı inancın ifadesiydi. “Üstün ve fazla olduğuna inandığı beceri sahipliği” aslında onun en sinsi düşmanı... Ve bunu, eğer futbolculuğundan sonra teknik direktörlüğe soyunursa ve de takımında kendi futbolculuğuna birebir benzer oyuncu ile karşılaşırsa, ancak o zaman anlayacak...

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...