Tamam mı devam mı?

04 Mart 2005, Cuma 04:30
- A +
Samsun’daki hesapsız puan kaybı, Galatasaray’ı nispeten stresli getirecek Ali Sami Yen’e. Bu maçı da kaybederlerse şampiyonluk için matematiksel şanslarından başka avantajları kalmayacağını iyi biliyorlar. Carew’in olmaması bir dezavantaj değil. Zaten Çalımbay, 5 maçın hangisinde çift forvetle oynadıysa, Beşiktaş’tan tatmin edici bir saha kurgusu yansımadı. Tek forvetin arkasına Pancu ve Tümer yerleşimi ile Siyah-Beyazlılar’ın ofansif ve defansif olarak daha dengeli ve güçlü olacağı kesin. Hakan Şükür varlığı her koşulda bir tehdit gibi gözükse de Galatasaray forveti Necati’nin düşüşte olmasından dolayı çok etkili değil. Bütünde de Sarı-Kırmızılılar son haftalarda fizik olarak yeterli gözükmüyor. Bu noktada hem Hakan hem de Necati’ye birebir adam markajı yanlış olur. Her şeye rağmen Galatasaray çok tecrübeli bir ekip. İbrahim ve Çağdaş, Hakan ve Necati ile sağa sola taşınırsa Hasan Şaş, Sabri, Ribery ile Beşiktaş’ın kendi kendine gole davetiye çıkarması da kaçınılmaz olur. Sonuçta orta alandaki üstünlüğü ele geçirecek ekip 3 puana da yakın taraf olacak. Beşiktaş’ın rakibine oranla bir artısı olan mücadele gücü ile birlikte en önemli avantajı da bizce bu. Ekran tribünleri Her İstanbul’a gelişinden önce ‘spor programlarına nasıl listebaşı olurum’ diye kampa giren kaleci Şenol, bu hafta ummadığı bir sürprizle karşılaştı. Tribünlerden çok, ekranda tacize uğradı. Gördün mü Şenol... Senin masumiyetini bu kez nasıl savundular. Sen yine de moralini bozma. Oyunun bir parçası da bu. Reyting sevdası adamı vezir de eder rezil de. Sen, yine mazlumu süper oynadığını sandığın ekranlara meze oldun bu kez. Çıtır çıtır keyifle yediler seni. Kılçıksız yuttular. Tribün teröründe spor programlarının ne kadar payı var tartışması açılır mı medyamızda, önce bu soruyu sormak lazım. Herkes samimiyetle şapkasını önüne koyup, tahrip gücü yüksek yorumcularını da işin içine katarak çuvaldızı kendilerine batırır mı acaba? Ne dersiniz? İşe ekran tribünlerinden başlamak, çok istediğini söylediğimiz çözüme hiç mi katkı sağlamaz? Bir deneyelim, ne kaybederiz ki...

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...