Siyah-Beyaz

21 Şubat 2009, Cumartesi 04:30
- A +

Dün gece ilk yarıdaki Beşiktaş, Trabzon maçının 90. dakikasında takılı kalmış bir Beşiktaş’tı. Bezgin, yorgun ve de umutsuz... İkinci yarıda sahaya çıkan takımdaki farklılık ise büyük olasılıkla “Denizli fırçasının” eseriydi. Takımını uyandırdı. İyi güzel de, Denizli’yi kim uyandıracak? Büyük bir beklentiyi temsil eden Yusuf, üç maçta kötü oynayınca kulübeye gidebiliyor da haftalardır yürümükten aciz Serdar Özkan hala Denizli’nin nasıl bankosu olabiliyor.
Nobre hem kilidi açan hem de perdeyi kapatan isimdi, ancak Siyah-Beyazlılar’ın çift santrforla oynama doğrusunun payı da vardı işin içinde. Bobo da en az iki kişiyi meşgul ediyordu, oynadığı sürece. Tello geçen haftanın rövanşını aldı bir anlamda. Trabzon maçında bir türlü hedefe vardıramadığı servislerini bu kez telafi etti. Kornerden Nobre’ye attırdığı ve kendi ayağından kazandırdığı şık golle galibiyetin mimarı oldu.
Ernst’in ne denli yararlı bir transfer olduğu bu maçta daha iyi hissedildi. Özellikle de ikinci yarıda müthiş çalışkanlığı, boşalan her alana kademe yapması Beşiktaş savunmasını da en çok rahatlatan faktördü. İbrahim Toraman’ı da son golün yapımındaki beceresi nedeniyle kutlamak gerek. Gaziantep, Beşiktaş’ı ancak çok kötü oynadığı ve savunmasının kademe yanlışlarına düştüğü ilk yarıda çözebilirdi. Eline fırsat da geçti, fakat bu şansını kullanamadı. Sivok’un Beto’yu kolundan çektiği pozisyon tartışılacak cinstendi. Ama aynı Beto’nun boş kaleye kaçırdığı gol tartışılmayacak bir harcama idi takımı adına.
Ev sahibinden de yine İsmail, hücumda ve savunmadaki başarılı performansıyla dikkat çekti.
Her şeye karşın Beşiktaş yola devam ediyor. Eğer Denizli önündeki haftalarda doğruları daha fazla yan yana getirirse bu üç puan morali Beşiktaş’ın zirve yolculuğunu da uzatır.

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.