Mütevazılığın iki yüzü

10 Aralık 2004, Cuma 04:30
- A +
Gelelim iş yöntemine... Benim düşüncem şu; bir futbol adamının kişiliğindeki özellikler neyse, bu özellikler futbol felsefesine de yansımalı. Peki bu pencereden bakarsak Del Bosque mütevazı mı? Pek öyle durmuyor. Zira elinde son derece mütevazı ve sıradan bir kadro varken, Beşiktaş’a oynatmakta zorladığı düzen biraz fantezi. Kendini aşan, savurgan ve maceracı... Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray ile birlikte sezona birbirine çok yakın oyun şablonları ile başlamıştı. Şimdi sadece Bosque sisteminde ısrarcı olarak tek kaldı. Ofansif gücü yüksek tutma amaçlı şekillenen orta alan düzenleri futbolumuzun yumuşak karnı takım savunmasını büyük ölçüde zaafa uğrattığı kısa sürede açığa çıktı. Daum büyük baskılar sonucu yapıyı değiştirdi. Fenerbahçe’nin performansı tırmanışa geçti. Hagi, daha yumuşak bir geçişle de olsa baştaki düzeninde ısrar etmedi. Bu küçük değişiklikle dahi Sarı - Kırmızılılar da daha güvenilir bir takım düzenine oturma eğiliminde. Kadro istikrarı en zayıf ekip olan Beşiktaş’ta Bosque düşüncesinde inatçı. Siyah-Beyazlı ekip gerçek hüviyeti ön libero olmayan zorlama oyuncular ve kenar aktiviteleri, fiziki kaliteden yoksun kanatları ile ön libero ve kanatların can damarı olduğu oyun düzeninde ısrarcı. Bu handikapta birbirinden çok alakasız oyun performansı ve sonuçları beraberinde getiriyor. İşin en ilginç tarafı da şu... On kişi ile son iki haftayı üç puan ile kapatan Beşiktaş şaşırtıyor. Niye biliyor musunuz? Sayısal olarak eksilince Del Bosque mecburen oyuna müdahale edip orta alanını güçlendiriyor. Ve sayısal eksiklik bilinci Beşiktaş’ı mütevazı ve haddini bilen bir anlayışa taşıyor. Baskın hücumlarla da daha fazla gol pozisyonu elde ediliyor. Mütevazı Del Bosque, artık bunu görmeli ve kişiliğine uygun mütevazılığı, Beşiktaş’ın oyun sistemi içinde geçerli kılıp, ekibinin kendi gerçeğine yaklaşım göstermelidir.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...