Geri dönüş olmaz...

23 Mayıs 2006, Salı 04:30
- A +
Tigana son iki derbi maçındaki ‘oyuna damga vuruş biçimi’nden az da olsa etkilenmiş olacak ki, aynı anda yönetimin de baskıları sonucu, biraz geri adım atmış ve mukavelesinin şartlı olarak değiştirilmesi halinde, en azından sadece Tümer’in kalmasına rıza göstermiş olabilir. Ama yönetimin, Sergen adına yapılan ‘kalsın’ kampanyalarına karşı hafiften tavır değiştirmesi ile Ahmed Hassan’a ‘dön’ çağrısının anlaşılır tarafı yok. Ahmed Hassan için, Federasyon’un son dakikada devreye soktuğu, “Türk olarak oynama” statüsünden yararlanma fırsatı söz konusu edilse de, bu çağrı asla doğru değil. Beşiktaş Yönetimi, teknik direktörü ile birlikte radikal kararlar alarak, bir bünye değişimine gitmeyi planlamışsa, artık, “Camiaya simge olmuş bir ismi göndermekle acaba yıpranır mıyız?” paradoksundan kesinlikle uzak durmalı, aynı şekilde “Ahmed Hassan’ı Türk olarak oynatabilirsek, iş bitiriciliğinin, bu uzun maratonda faydası dokunur” gibi küçük hesaplara da hiç bulaşmamalı... İbrahim Akın’ın sözleşmesinde değişiklik isteyerek, ‘takımda garanti oynama’ koşulunu dayatması, onun haddini bilmemesi kadar, aslında Beşiktaş Yönetimi’nin de ne denli taviz veren bir kimlikte olduğunun açık belgesidir. Demirören ve ekibi, hiç unutmasın ki, iki yıldır sezonu çok başlarda kapatan futbol takımının bu duruma gelmesindeki en büyük sebep, bu sözde yıldız figürlerinin kendine ve tribüne oynamasının gözardı edilmesidir. Böyle olduğu halde, bu tavizkâr tutumun hâlâ işe yarayacağının umulması, büyük bir aymazlık olur... Tigana bu durumu çok iyi gözlemlemiş ve Beşiktaş’a yeni bir ‘takım profili’ ile ‘yol haritası’ belirlemiştir. Son 7-8 yılın ardından ciddi gibi gözüken bu program, aslında Beşiktaş için heyecan verici olmalıdır. Ancak küçük çaplı bile dönüşler olursa, Kartal yine başa döner. Hatta Tigana’nın keyfinin kaçacağı da büyük olasılıktır. Ve bundan sonra yeni bir kaosun içine düşebilecek Beşiktaş’ın, bu durumu telafi etme şansı da Demirören Yönetimi’ne nasip olmaz. Nobre önemli transfer Benim futbol anlayışıma göre; Fenerbahçe’nin son iki yıldaki agresif takım kimliği performansında en kilit rolü oynayanların başında geliyordu Nobre ile Aurelio... Fenerbahçe’de golleri ile birlikte, çağdaş bir forvet oyuncusuna ait yeterli tüm özellikleri sergileyen Nobre, Beşiktaş’ın geleceğe dönük takım kurgusunda isabetli bir seçim olmuştur. Kaldı ki, tarzı Beşiktaş’ın futbol klasiğine çok daha uygun bir yapıdadır. Rakip ceza alanında çok başarılı olarak top saklayabilen, defansı müthiş rahatsız eden, çalışkanlığı kadar gol noktalarına rahat ulaşan yönüyle Nobre bizce Beşiktaş Yönetimi’nin göreve geldiğinden bu yana kısıtlı olarak yaptığı en doğru transferlerin başında yer alıyor. Bundan sonraki mesele ise; kurulan yeni forvet düzeninin nasıl servis alacağına ilişkin yapılacak eklemelerdir...
YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.