Bir kurultay gerekiyor

06 Ekim 2009, Salı 04:30
- A +

Soru şu olmalı, ‘böylesi bir iç çatışmadan kim karlı çıkabilir?’ Şeref tribününü de içine alan kavganın mevcut yönetimi bezdirmiş olduğunu farz edelim ve Yıldırım Demirören’in kongrede aday olmayacağını varsayalım. Sorun çözülecek mi? Beşiktaş yakın tarihini ne çabuk unuttu... Önce Süleyman Seba benzer protestolarla gitmişti... Sonra gelen Serdar Bilgili yönetimi aynı yöntemle bezdirildi. Demirören de, o bezdirmeden sonra işbaşı yapan ekibin başı. Ve aynı senaryo devrede...

Şimdilerde olduğu gibi hepsine ‘yeter’ dendi. Ne var ki, sonrasında gelenler de yönetici olarak yer aldılar, ama iktidar olamadılar. İktidar olmanın koşulu, belki de camiayı bütünleştirmekti. Yolu da kulübü kurumsallaştırmaktan geçiyordu. Kimse buna yönelmediği için başkanlar hep sorgulandı. Çünkü yönetimlerin her el değiştirmesi öncesinde sürekli bir karşı taraf gücü vardı. O gücü temsil edenler sırasıyla 2000 yılından sonra hızla çoğalarak tribünlere taraftar olarak da yerleşti. Kongre üyesiyle taraftar kimliği aynı elbisenin içine girdiği için, Beşiktaş tribünlerindeki kargaşa sürekli artarak bugünkü ürkütücü boyutlara taşındı.

Siyah-Beyazlılar yine bir kongre öncesinde büyük çalkantı yaşıyor. Demirören, genel kurulun onayını tekrar alsa ya da adaylıktan vazgeçse de değişen bir şey olmayacak. Kovalamacayla yönetim değişimleri son bulmalı. 2000’den sonra Beşiktaş’ta kayıkçı kavgası yapanların dışındaki Beşiktaşlılar’ın da olaya müdahil olması gerekir. Özetle Siyah-Beyazlı camiaya bir kurultay gerekiyor. Geniş kapsamlı bir samimiyet platformunda buluşmak, bir asrı geride bırakmış bir kulübün daha fazla parçalanmasını istemeyenlerin görevi olmalı.

Denizli portresi
Tabata’nın golü sonrası Mustafa Denizli’nin reflekssiz görüntüsü çok konuşuldu. Çoğu kesime olsa da, bu durum bize şaşırtıcı gelmedi. Bir şampiyonluk golü atmışçasına yaşanan sevinç vardı. Futbolcu psikolojisi yaşadıklarını bu şekilde dışa vurabilirdi. Ama tanıdığımız Mustafa Denizli, bu sevince en küçük bir karşılık dahi verseydi, kendisini küçük düşürürdü. Neydi ki o golün anlamı... Sadece karanlıkta bir mum ışığı... Katran karası geceyi o küçücük ışığın aydınlatmasını en son Denizli bekleyebilirdi.

Rüştü’nün cesareti
Kaybedilen Galatasaray ve CSKA Moskova maçlarının günah keçisi ilan edilen Rüştü Reçber’e teknik anlamda karşı geleceğimiz bir yorum yok. Ancak o iki talihsiz maçı arkasında bıraktıktan sonra başına gelebilecek her türlü musibeti göze alıp İnönü’de sahaya çıkmakta diretmesi, kendisine ayrı bir paragraf açmamızı gerektiriyor. Zamanla adaleler gevşeyebilir, refleksler yavaşlayabilir. Ancak kalıcı olan cesarettir. Çoğu zaman beden yerine karakter de bir ‘vücudu’ temsil edebilir.

Olağan olağan dışı
Yıldırım Demirören, “Beşiktaş’ta olağanüstü kongreler dönemi kapanmalı” demiş. Başkan, “Zaten şu anda her şey olağandışı, bırakın da bari kongremiz olağan olsun” demek istedi herhalde.

Messi’den Hasan Şaş’a
Bir hafta öncesinin Messi ile bir tutulan Arda’sı, son Ankaragücü maçının ardından bu kez de Hasan Şaş’a benzetilmiş. Yöneticilerin de futbolculardan standart konusunda pek bir eksiği yok!

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...