Sadece bir maç değil!

11 Haziran 2015, Perşembe 02:30
- A +
Şampiyonlar Ligi finalini canlı izlemek, o tarihi ana şahit olmak benim için dünyanın en büyük keyfi. Bu sene de Berlin’deydim. “Gazete beni gönderse, benim için de öyle olur” dediğinizi duyar gibiyim... Hayır, sevgili okur. Gazete göndermiyor, kendi imkanlarımla gidiyorum. Ve bu ana şahit olmak için, çoğunuzun gittiği yaz tatilinden feragat ediyorum.

Bu seneki final, Pirlo Başkan’ı belki de son defa çıplak gözle izleyeceğim için önemliydi. Biliyorsunuz ki, kendisi N.York City ile anlaştı ve çok uzak diyarlara gidecek. Ayrıca bu final, film festivalinde belgeselini izledikten sonra Messi’ye hayranlığımın bin kat daha artması sebebiyle önemliydi. Futbol oynayabilmek için daha 10 yaşında kendine iğne yapmaya başlayan bir insana hayran olmayıp da ne yapacaksınız ki?

Cüneyt Çakır bildiğimiz gibi

Bu yazıyı okuyanlar zaten maçı izlemiştir. O yüzden maç üzerine fazla konuşmanın gereği yok. Ama Cüneyt Çakır’a değinmeden olmaz. Bakmayın siz bizim basındaki Çakır güzellemelerine. Onun için hep “Avrupa’da daha iyi maç yönetiyor” diyorlar ya hani, artık inandım ki o bir şehir efsanesi. Cüneyt Çakır bildiğimiz gibi... 8,6 notu nasıl aldı anlamadım. Alves’in Pogba’yı ceza sahasında düşürdüğü pozisyonda penaltıyı vermedi, o pozisyon gitti gol oldu. Vidal’i 2. sarıdan atması gerekirken uyarmakla yetindi. Kısacası maçı idare etti ve bunun sonucunda madalya töreninde tüm stat tarafından ıslıklandı. 

Pique bizim Sabri

Görünen o ki; Pique, takımın damarlarında en fazla Katalan kanı dolaşanı. Galatasaray’ın Sabri’si gibi. Orta noktaya bayrak dikilecek, Pique görev başında. Şampiyonluk kutlaması icabında tüm takım şampanyayla ıslatılacak, şampanya onun elinde. Direkt aklıma “saat kaç” diye soran Sabri geldi. Kutlamalar sırasında bir gözüm hep Messi’deydi. Pique’nin başını çektiği şımarmalara hiç katılmadı mesela. Ellerini başına dayadı ve izlemekle yetindi. Bizim basında, buna da hemen bir şey uydurur ve  “Messi kutlamalara katılmadı. Barcelona’dan ayrılıyor” vb haberler yapılırdı. Başarıya doymak mı, yaşananları dışarıdan izleme isteği mi, yoksa abartmaktan hoşlanmamak mı? Ben bilemedim...

Unuttuğumuz duygular

Sokaklarda birlikte şarkılar söyleyip, beraber içen taraftarlar. Aynı metroyla-otobüsle maça giden taraftarlar. Tribünde birlikte maç izleyen taraftarlar. Juventus’lular ve Barcelona’lılar her yerde yan yanaydı... Ve kavgasız, gürültüsüz maç izlemek ne kadar güzel bir duyguymuş... Unutmuşum. Ben atılan gole çekinmeden sevinirken, etrafımdaki rakip takım taraftarlarının tepki göstermemesi paha biçilmez bir mutluluk.

Şampiyonların şampiyonu

Barcelona, bu sezon sadece Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmadı. Finalde İtalya şampiyonu Juventus’u, yarı finalde Almanya şampiyonu Bayern Münih’i, çeyrek finalde Fransa şampiyonu PSG ’yi elediler. İngiltere şampiyonu Chelsea’nin PSG’ye elenmesi Barça’nın suçu değil elbet. Ve şampiyonların şampiyonu olmasına gölge düşürmez. Devler Ligi finali gelecek yıl San Siro-Giuseppe Meazza Stadyumu’nda oynanacak. Ancak o stadı kullanan Milan ve İnter, 60 yıl sonra ilk defa Avrupa’da olmayacak. Bakalım önümüzdeki sezon kimleri finale layık görecek...

Futbol asla sadece futbol değil

Yaklaşık 3 ay önce Juventus taraftarı bir çocuk oyun oynarken nehire düşmüş. 1 saate yakın hayata döndürmeye çalışıp, en sonunda başarmışlar. Ancak uzun süre beynine oksijen gitmediği için sağ bacağı diz altından kesilen minik taraftar, tam 1.5 ay komada kalmış. Uyanınca da ilk sorusu “Juve hala Şampiyonlar Ligi’nde mi” olmuş. Ailesi finale çıktığını söylemiş fanatik taraftara... Bizim çocuk da bir sevinç... Juventus kulübünün olaydan haberi olmuş ve çocuğa final bileti yollamış. O çocuk da o gün maçtaydı. Keşke o gün, takımını finalde izlemenin yanı sıra kupayı kaldırdığını da görseydi...
YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...