Kim dur diyecek?

04 Ekim 2009, Pazar 04:30
- A +

Diyarbakır, Bursa ve Beşiktaş’ın yurda dönüşünde yaşanan fütursuzca rezillikler, sürekli üstü örtülen, görmezden gelinen tehditkar gerçeği bir kez daha yüzümüze tükürdü. Kendilerini kulüplerin, yönetimlerin, formanın, futbolcuların, teknik direktörlerin, grupları dışında kalan bütün taraftarların üzerinde konuşlandıran rantiye güruhunu kim durduracak?

‘Kullanılmak’ için açık artırmayla ihaleye çıkan ve futbolun başına tebelleş kesilen organize belanın üstesinden kim gelecek? Bedava bilet, açıktan para, girift ve çarpık menfaat ilişkilere, karaborsa biletçiliğe dayalı ‘profesyonel taraftarlık’ kavramı ne zaman sona erdirilecek?

Bu adamlar ağırlıkla yöneticiler tarafından kullanılır, bazen de muhalefettekiler besler. Onlarla oynaşmayı seven aklı evvel, su kurnazı futbolcular da mebzul miktardadır. Bunların kökü ne zaman kazınacak?
Amatöründen profesyoneline her kategorideki her takımın başında olan bir beladan söz ediyoruz. Polisin ve adliyenin çözmesi gereken organize işlerden, tribün mafyalaşmasından... Tabii birileri mevcut yasaları işletmeye karar verdiği, birileri de bu süreci engellememe kararlılığını gösterdiği takdirde...

Polisler, savcılar, hakimler Mercedesler’e, BMW’lere, lüks ciplere binen, silahla, korumalarla gezen, organize suç şebekeleriyle yakın ilişkileri bulunan bu ‘kahraman abi’lerden çekiniyor mu? Cinayet desen ‘Vietnam usulü’ olanı bile yaşandı, adam yaralama desen sayısı bilinmiyor, dayak desen her daim mevcut, tehditlerin bini bir para bile değil... 

Bu kronikleşmiş aşağılık düzenden, gelmiş geçmiş bütün başkanlar, bütün yöneticiler sorumludur elbette... Peki yasayı işletmeyenlere ne demeli? Federasyonu kulüpleştirenlere ne demeli? Bu rant gruplarını her fırsatta kutsayan ve kulüpleri onların ‘alt markası’ haline getiren medyaya ne demeli?

Antalya’da, Edirne’de, İstanbul’da ya da Trabzon’da her ilde veya her ilçede, her tribünde aynı kanserojen hücreler, çoğala çoğala tribünleri de, futbolu da teslim almış durumda... Acilen ‘şua operasyonuna’ ihtiyaç var. Çünkü kulüplerin tamamı bu güruhun ya eline geçmiş, ya tehdit altında ya da rehin tutuluyor.
Federasyon, Kulüpler Birliği, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı vakit geçirmeden caydırıcı bir ‘acil eylem planı’ oluşturmak ve keskin bir kararlılıkla uygulamak zorunda... Tabii popülizm ve eyyam daha cazip gelmezse!

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...