Çin işkencesi gibi

15 Nisan 2013, Pazartesi 12:00
- A +

Sanki rakip Eskişehir değil de Milan, sanki Şükrü Saracoğlu değil de San Siro. Maç başlar başlamaz işin rengi belli oluyor. Es-Es her şeyi yapıyor, Kanarya seyrediyor. Konuk ekip bastırıyor, ev sahibi karşılamaya çalışıyor. Misafir takımda şut, pozisyon, mücadele, yardımlaşma her numara var, Sarı-Kanaryalar’da hiçbir numara yok. Egemen’in iki şut denemesi dışında her şey yalan. Sahadakiler ıstırap çektikçe, tribündekilere de işkence çektiriyor. Volkan olmasa daha ilk 15 dakikada şampiyonluk yarışı bitecek. İlk 45’in özeti böyle..

İkinci yarı tribünler gaz veriyor. Ofsayttan da olsa Webo’nun kaleye gönderdiği top, biraz olsun Fenerbahçe’nin hafızasını tazeler gibi oldu. Herkesin “neden hâlâ sahada” diye isyan ettiği Baroni, kenarda Salih’i görünce, utancından aslına rücu etti. Önce bir gol attı, sonra kaleyi sıyırdı, iyi ve iştahlı oynamaya başladı. O’nun aklı başına gelince, Fenerbahçe’nin de oyununa ‘akıl’ geldi. Meireles de normale dönünce bir anda her şey yoluna girdi. Sonra “taktik faul” dehası ve dahisi Ersun Yanal’a rüyasında göremeyeceği bir kıyak yapıldı. Baroni kulübeye çekilip, Selçuk ile Krasiç sahaya sürüldü.
Fenerbahçe, taraftarlarına kurdeşenler döktürdüğü, ruh sağlıklarını ve kalp ritmlerini bozduğu bir maçtan yine kayıpsız çıktı. Eğer hatalarını görmezse bir daha çıkıp çıkamayacağı meçhul.

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.