Şahane goller şahane sonuç

27 Şubat 2009, Cuma 04:30
- A +

Böyle şahane sonlanmalıydı. Bu denli mücadele, müthiş pas organizasyonları üstüne üç de güzel gol atıp Avrupa dışında kalınmamalıydı. Baros'un, Lincoln'ün, Arda'nın, Ayhan'ın ve Barış'ın olağanüstü mücadelesi karşılığını bulmalıydı. Buldu, şahane de oldu.
Dondurucu soğukta daha 6. saniyede herkesin kanı çekildi. Meira'nın ıskası skor üstünlüğünü Fransızlar'a getirdi. Meira'nın oyunu başlatması güzel olmasına güzel de, defansta oynayan bir futbolcunun öncelikli görevi gol yedirtmemek değil mi?
En doğru kadro ve dizilişle sahaya çıkan Galatasaray'ı sanki şans da tamamen terk etmişti. Fransızlar'ın bir ters vuruşu direkten geldi, bir penaltı verilmedi, orta sahada ülkenin en formda olan oyuncularından biri olan Mehmet Topal da 18. dakikada sakatlanarak oyunu terk etti. Önde basan, çabuk oynayan Galatasaray kombine bir atağın ardından Arda ile golü buldu, herkes soyunma odasına 1-1 gitmek ne güzel oldu diye düşünürken, Hagi kadar büyük ve o kadar usta olduğuna inandığım Kewell'ın vuruşu muhteşemdi. 
Bülent Korkmaz'ın Ayhan'dan sonraki kaptanı Arda da belli ki uyarıyı almıştı: "Vur Arda, gol bölgesine koş Arda." Üçüncü gol de yapılış ve hazırlanış açısından sanki bir resitaldi. Bütün gollerden daha güzeli 60 ve 70. dakikalar arasındaki futbol gösterisiydi. Önde basıp kazanılan toplar, tek paslar, ikiye birler, boşa çıkıp top istemeler, dikine oyun ve çerçeveyi tutan şutlar gol getirmedi. Belki gol getirmedi ama tüm futbolseverlere büyük keyif verdi. 
Ama ya sonrası? Defanstaki acemilik fırtınası. Değil Bülent Korkmaz, Mourinho olsa kişisel hatalara kimse bir şey yapamaz. İki ucuz gol daha yendi. İlkinde Bordeaux 2 kişiyle 5 kişiye karşı hücum etti, onlar atağa çıkarken Emre ve Meira'nın geri geri kaçması, alan daraltmaması golü yedirdi. İkincisini 4 gün önce görmüştük. Kocaeli maçında perdeyi benzer bir şekilde açan De Sanctis, İtalya Milli Takımı'nın kalesinde nasıl oynuyor bilmem ama Galatasaray kalesini koruyamıyor. Kalitesine yakışmayan bir gol daha yedi. Defans hatalarından ne kadar bahsetsek de her kriz anında sorumluluk alan, final maçlarında yıldız gibi parlayan Emre'nin çabası, katkısı göz ardı edilmemeli. İspanya maçında Gökhan Zan'ın yanında onu görsem şaşırmam.
Bayram yerinden, gerilim ve umutsuzluk yüklü bir stadyum haline dönen Ali Sami Yen'de şenlik tekrar ve bu kez taraftarın yine 4 gün önce aforoz ettiği Sabri'nin ayağından çıkan güzel vuruşla geldi. Sabri bu golle yalnız kendini değil, Meria'yı, De Sanctis'i, belki yöneticilerini dahi kurtardı.
Soğukkanlılıkla, doğru taktik ve dizilişle, teknik ekibiyle diyalog halinde, zaferle başlayan Bülent Korkmaz, Meira ve Emre'nin, ya da defansın ortasında oynayan ikilinin kendisinin yıllarca yaptığı gibi rakibe top geldiği anda basmasını sağlayabilirse sorun kalmaz. Herhangi bir Fransız temsilcisini enayice yenen üç gole rağmen eleyebilen bir takım her şeyi başarabilir. Ancak 5 günde birisi ligin son sırasında olan 2 takımdan 6'sı komik, toplam 8 gol yiyen bir takımın herhangi bir kupayı kaldırabilmesi hayal değil, mucizedir.

 

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.