Sessizlik de Bir Taraftır
Galatasaray, Monaco'dan Wilfried Singo’yu 30 milyon Euro'ya transfer ettiğinde büyük beklentiler vardı: fizikli, atletik ve modern futbolun gerekliliklerini yerine getirebilen iki yönlü bir savunma oyuncusu. Ancak, Singo’nun Galatasaray’daki performansı, beklentileri karşılamaktan oldukça uzak. Ve bu sadece bir “performans” sorunu değil; asıl mesele pozisyon, rol ve yük yönetimi.
Anadolu Efes artık dibe demir attı. Kazanmayı unuttular, nasıl kazanılacağını da bilmiyorlar.
Tedesco için, yeni yılla gelen Guendouzi ve Musaba transferleri sayesinde lig maçları hayli konforlu geçiyordu. Statü gereği bu iki futbolcudan yoksun oynamak zorunda kalmak Tedesco için beklenenden daha zorlayıcı oldu. Bir de bunların üstüne sol bek krizi eklenince Unai Emery’nin Aston Villa’da yaptığı rotasyonu cezalandırma fırsatını yaratamadı. Eksiklerden dolayı Semedo’yu sol beke çekti, merkeze Fred ile İİsmail’i koydu, Mert Müldür’ü sağ beke önüne de Nene’yi koyarak topu sahip olmayı seçti. Başlangıç senaryosunda Fred’in savunma arkasına top indirmesi öncelikli plandı. Kerem Aktürkoğlu, birkaç kez koşu göstermesine rağmen Fred atamadı, oyunun kurulumunda alması gereken rolleri alamadı.
Yüzde 62’ye yüzde 38…. İİlk yarının topla oynama oranı, Fenerbahçe lehineydi bu periyotta. Aston Villa’nın stratejisiydi bu. Topu verdiler, ama ceza sahasına sokmadılar. Kazandıkları her topta da Tielemans ve Buendia ile hızlı hücuma çıktılar. Üç dört pasta Ederson’un karşısına dikildiler ve bir de gol buldular.
Kocaeli galibiyetiyle ligde 2 maç sonra kazanan Trabzonspor, bugün Kasımpaşa’yı ağırlayacak. Fırtına, İstanbul ekibi karşısında kazanıp, 3 puan serisi yapmayı hedefliyor.
Fenerbahçe’nin Tedesco ile henüz yolun başında oluşu gibi etmenler sonucu belirleyen başlıca faktörlerdi.
Aslında ortada zafer filan da yok ya; malumunuz üzere! La Liga'nın 4.'sü, Şampiyonlar Ligi'nin ise 12.'si Atletico Madrid karşısında kendi sahanda zar zor bir puan aldıysan bunu başarı olarak addetmek, ancak Jose Saramago'nun 'Körlük' kitabında tasvir ettiği distopyada yaşıyorsan mümkün olabilir. Onun dışında kendini kandırırsın!
Şampiyonlar Ligi’nde devam edebilmek için kader maçlarından birine çıktık dün gece. Aslında bu maça çok rahat pozisyonda çıkmak mümkündü ama St Gilloise ve Monaco maçlarında puan alamamak kolay işi zora soktu. Atletico Madrid bir İspanyol devi ve çok tecrübeli bir hoca ve çok tecrübeli isimlere sahipler.
Uzatmadaki baskı ve ataklardan galibiyet golü gelmedi ama o kritik 1 puanı almayı başardı Galatasaray.
Galatasaray fiziksel açıdan ayakta kaldı, düşse bile hemen ayağa kalktı.
Galatasaray Süper Kupa'da alınan mağlubiyet ve ardından Gaziantep FK ile 1-1 berabere kalınan lig maçlarının moral bozukluğuyla Şampiyonlar Ligi arenasına çıktı. Takımın yeniden toparlanmaya başladığı bir dönemde alınan bir puan çok değerli olsa da bence asıl mutlu eden durum sahadaki oyuncuların performansı ve eskisi kadar iştahlı oyunu olmalı.
Euroleague’de son 6 maçını kaybeden Anadolu Efes, lider Hapoel Tel Aviv’le Belgrad’da karşı karşıya geldi. Uzun süre maçı kazanacak noktada tutan Lacivert-Beyazlılar, yine sonunu getiremedi salondan mağlup ayrılıp yenilgi serisini sürdürdü.
Sadece bu maça özgü değil, nerede kimin yetiştirdiğini bilmediğimiz transferleri beklerken futbol oynamaktan, oynatmaktan vazgeçmiş görünen futbolcu, teknik ekip, kulüplerin ülkesi burası.
Beşiktaş, çok pas yaptı. Pozisyonlara girdi. Aynı şekilde rakibe izin verdi. Bir türlü skor üretemedi.