Yılmaz Özdil'le gündemin içinden

O, yazılmaz denileni yazan adam... O, son yıllarda Türk gazeteciliğine gelmiş en korkusuz adam... O, kimilerinin söylemekten bile korktuğu çok şeyi, satır satır köşesine koyan adam... Türk basın dünyasının cesur kalemi Yılmaz Özdil'den bahsediyoruz. Hürriyet gazetesinin 3. sayfa yazarı, Fanatik gazetesinde görev birliği yaptığımız Yılmaz ağabeyi kastediyoruz.

10 Nisan 2010, Cumartesi 04:30
- A +
Yılmaz Özdil'le gündemin içinden

Deneme yamulma

Galatasaray'ın yaşadığı sendrom ancak böyle tarif edilir... Galatasaray’daki asıl sorun ne biliyor musunuz? Cevap verelim: Galatasaray, ‘Latin Amerikalı’ futbolcu almayı bilmiyor. Deneme-yanılma yapıyor, deneme-yamulma yaşıyor. Oysa ki bu iş Brezilyalılar’la olsa, UEFA Kupası’nı Fenerbahçe kazanırdı.

-Franck Rijkaard bir dünya markası... Elano, Jo, Giovani, Arda, Neill, Servet, Baros, Kewell ve diğerleri... Hepsi birer yıldız futbolcu... Galatasaray neden bu halde? Rijkaard’la mı olmuyor, futbolcular mı suçlu, yoksa Galatasaray Yönetimi mi bu işi beceremiyor?
-Milan Baros’la Harry Kewell’ın sakatlığı, talihsizlik... Ama asıl sorun nedir dersen, Galatasaray ‘Latin Amerikalı’ futbolcu almayı bilmiyor. Deneme-yanılma yapıyor, deneme-yamulma yaşıyor... Unutuyorlar çünkü... Bu iş Brezilyalı futbolcularla olsaydı, UEFA Kupası’nı Fenerbahçe kazanırdı.

-Galatasaray’da İnönü’ye geçelim... Bugün Dolmabahçe’de ligin kırılma maçlarından biri oynanacak. Beşiktaş kazanırsa hesaplar yeni baştan yapılacak, Trabzon kazanırsa zirveyi değiştiren ekip olarak sezona damgasını vuracak. Beşiktaş mı kazanır, Trabzon mu? Ya da Bursa mı Fenerbahçe mi Galatasaray mı?
-Sene 80’di sanırım, Trabzon’un ilk şampiyon olduğu sene... Şenol Güneş ligin en az gol yiyen kalecisiydi; Mustafa Denizli İzmir’de Şenol Güneş’e kornerden gol attı, maç 1-1 bitti, Mustafa Denizli, Bursalı Bahtiyar’la birlikte gol kralı oldu. Şimdi biri yine ‘Siyah-Beyaz’, öbürü yine ‘Bordo-Mavi’ ama bu sefer teknik direktör olarak karşı karşıyalar... Kalbimden geçen şu... Tarih tekerrür eder, goller kornerden gelir, Mustafa Denizli-Şenol Güneş berabere kalır; şampiyonluk Bursa-Beşiktaş maçında belli olur.

-Belediye karşısında alınan şok yenilgiye karşın Bursaspor halen şampiyonluğun favorisi. Yarın Gençlerbirliği ile oynayacaklar. Sonrasında Galatasaray ve Beşiktaş maçları da var. Bu yenilgi, şampiyonluktaki dengeleri nasıl değiştirdi?
-Gençlerbirliği maçı, hayatidir... Berabere kalınırsa, 4 takım şampiyonluğa ortak olur... Gençler’i devirirlerse, Bursa’nın şampiyonluk veya şampiyonlar ligi bankodur. Kalbim Bursa’yla...

-Statlarda yaşanan gerilimin en büyük nedeni olarak hep yöneticilerin yaptığı hesapsız açıklamalar gösterilir. Bursaspor Başkanı, “Şampiyonluğumuz garantilenirse Beşiktaş taraftarlarını da Bursa’ya davet etmek isteriz” demiş. Sizce bu ‘iyiniyetli mi bir tavır’ mı, yoksa ‘yüksek gerilim’e neden olacak bir açıklama mı?
-Bursa’nın şampiyonluğu garantilenirse, Beşiktaş taraftarı Bursa’ya gelmez zaten, sıkmayın canınızı... Ama ben orada olacağım, Teksas’ın arasında.

-Geçtiğimiz hafta sormuştuk, ama bir kez daha yineleyelim. Bu ligde kim şampiyon olur, kimler küme düşer. Yılmaz Özdil’in ön gördüğü puan cetveli nasıl olur?
-Bursaspor’un şampiyonluğunu istiyorum; bu sonuç, dört büyükleri küçültmez, aksine, daha da büyük olmak için motivasyon sağlar, Türk Futbolu kazanır... Ankaraspor ve Denizli’yle beraber Sivas’ın düşeceğini tahmin ediyorum. Sivas’ın çakılacağını taaa geçen seneden tahmin eden ‘Efsane Başkan Ali Şen’e hayranlığım arttı... Karabük zaten geldi, İzmirimden Buca geliyor... Üçüncü olarak da, Ziya Doğan ve Erdoğan Arıca faktörüne rağmen, daha derli toplu bulduğum Adana’yı bekliyorum.

-Yeşil sahalardan çıkıp biraz da mahkeme salonlarına gidelim. Şikede ikinci dalga başladı ve iddialara göre yine çok sayıda isim gözaltına alınacak. Sizce Türkiye, bu tarihi fırsatı nasıl değerlendiriyor ve sonuçta ‘temiz futbol’ hedefine ulaşılacak mı?
- Bu konuda iki ‘sessizlik’ çok dikkatimi çekiyor...

Birincisi, siyasilerin sessizliği... Her konuda fikir beyan eden siyasilerimiz, miting meydanlarında taraftar atkısı takanlar, bu konuda niye hiç sesini çıkarmıyor? Niye mesela, Futbol Federasyonu’nu yüreklendirecek açıklamalar yapmıyorlar? Niye susuyorlar?

İkincisi, kulüpler niye susuyor? Mesela, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş Başkanları niye ortak açıklama yapıp, ‘temiz futbol’a destek vermiyorlar?

Bunlar olmazsa, üç beş tane garibanı içeri tıkarlar, üstü örtülür gider maalesef.

-‘Şike’ davasını başarılı yöneten Türkiye Futbol Federasyonu dün bir bildiri yayınladı ve MHK ile Başkanı Oğuz Sarvan’ın arkasında durdu. Oğuz Sarvan ise halen ortalıkta yok. Tüm yaşananlardan sonra Sarvan ile yola devam edilmeli mi?
-Kendi payıma, ben de Oğuz Sarvan’ın arkasında duruyorum... Anayasa değişikliği tartışmalarında görüyoruz, memleketin huzuru için yargı bağımsız olmalı... Futbol da böyle... Bırakın, hakemler işini yapsın.

-Son sorumuz başka bir skandaldan! Türk Futbolu’nun iki efsane ismi; Rıdvan Dilmen ve Tanju Çolak’ın isimleri ‘telekulak’ davasına karıştı. Bu konudaki yorumunuz nedir?
-Yılların ‘şeytan’ı ‘şeytanekon’ olmuş haberimiz yok... Normal şartlarda bu tür işlere bulaşanların insan içine çıkamaması lazım. Ama bizde, “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye omuzlara alırlarsa, şaşmam. Bu adi suçta bile, insanların “Fenerbahçelidir üzmeyelim” diye yaklaşacağından eminim.

                                                     *****
                                                     
Aziz Başkan

Bu kızlar hak edilecek her ödülü hak etmiştir.

-Fenerbahçe’nin kızları, söylentilere göre finali kazansalar 1 milyon dolar ödül alacaklardı. Acaba Avrupa’da Şampiyonlar Ligi İkinciliği için de prim verilemez mi? Ya da ‘Ya şampiyonsun ya da hiç bir şey’ mi?
- Galiptir bu yolda mağlup... Kızlar hak edilmesi gereken tüm ödülleri hak ettiler bence... O kızlar, sadece Fenerbahçe’yi onurlandırmadılar, hepimizin kızlarını spor yapmaya, voleybol oynamaya özendirdiler. Aziz Yıldırım’ın da farklı düşündüğünü sanmıyorum. Bir sporsever ve bir baba olarak, Fenerbahçe’ye ve Acıbadem’e teşekkür ediyorum.

                                                     *****
                                                     
Mustafa Hoca

En sonunda beklenen imzayı attı. Evet ama...

-Beşiktaş, takımdaki tüm tecrübeli isimlerle sözleşme yeniledi. Hatta kamuoyunda ‘35’lerin imzası’ gibi espriler yapılıyor. Teknik direktör Mustafa Denizli ile de dün 1 yıllık yeni anlaşma sağlandığı açıklandı. Beşiktaş Yönetimi’nin attırdığı bu imzaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Evet, dün gelen son dakika haberine göre şimdilik imzayı attı ama... Benim tanıdığım Mustafa Denizli, cesur adamdır, macera adamıdır... Şampiyon bile olsa, sıkılacağını, bırakmak isteyeceğini düşünüyorum. Beşiktaş’ı bir kez daha şampiyon yaparsa bile ‘başarı koleksiyonuna yeni bir parça eklemek için’ bırakıp, bir Anadolu takımının başına geçerse, hiç şaşırmam.

YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...