Vedat Muriç bugünlere nasıl geldi? İşte Muriç'in tüyleri diken diken eden hikayesi...

Türkiye kariyerinde başarıya giden basamakları bir bir aşıp, İtalya'ya transfer olan Vedat Muriç'in acılarla dolu bir yaşamı var. Yeşil sahalarda çoğu zaman gol sevinciyle, sosyal medyada eğlenceli halleriyle görmeye alıştığımız Kosovalı yıldız bilinmeyen öyküsünü Ömer Necati Albayrak'a anlatmıştı. Gökay Akın, çok özel fotoğraflar çekmişti. Her okunduğunda tüyleri diken diken eden o röportajı bir kez daha yayınlıyoruz.

14 Eylül 2020, Pazartesi 15:22 Son Güncelleme:
- A +
Vedat Muriç bugünlere nasıl geldi? İşte Muriç'in tüyleri diken diken eden hikayesi...

Kosova’daki savaşta 6 yaşındaydı. Sırplar’ın elinden mucize eseri kurtuldu. Hayali, 7 yaşında futbol sahasında kaybettiği babası gibi futbolcu olmaktı. Eskişehir’de tutturamadı ama Giresun’da devleri peşine taktı ancak Muriç'i İlhan Cavcav kaptı. Daha sonra Rize'nin yolunu tuttu. Fenerbahçe ve Galatasaray arasında transfer savaşı çıkardı ancak sarı lacivertli formayı seçti. Şimdi de flaş bir ücretle Lazio'nun yolunu tuttu. İşte huzurlarınızda duygusal öyküsüyle Balkanlar’ın gol makinesi... Söz Vedat Muriç'te... 

"BABAM SAHADA ÖLDÜ"

“Kosova’da başladım futbola. Benim en büyük sıkıntım babamın ölmesiydi. 7 yaşındaydım. Babamda futbolcuydu. Futbol oynarken hocası kampa almamış. Ona kızmış ve hentbol oynamaya başlamış. Ülkenin en iyilerinden biri olmuş. Sonra futbola döndü ve saha içerisinde kalp krizi geçirip vefat etti. Annemin telkiniyle futbola başladım. Çünkü babam futbolcu olmamı çok istiyordu. Savaş dönemi çok zordu. Bu yüzden 2 yıl Kosova’dan kaçıp Arnavutluk’ta yaşadık. Evlere baskına geliyordu Sırplar. Çoluk çocuk dinlemeden öldürüyorlar, erkekleri alıp işkence yapıyorlardı. Bizim eve de geldiler. Ama Allah’ın sevdiği kullarıymışız. Para ve değerli eşyaları aldılar. Bize, ‘2 saate kadar kaçın yoksa burayı bombalayacağız’ dediler. 6 yaşındaydım ama dün gibi hatırlıyorum. 2 gün bodruma saklanmıştık, bulmuşlardı bizi. Sonra kaçtık.” 

"3 ÖĞÜN SOĞAN EKMEK"

“Arnavutluk’ta bir eve sığındık. 50 kişiydik sülalece. NATO 50 kişiye günlük yalnızca 2 litre süt veriyordu. Bununla yetinmek zorundaydık. Sabah, öğlen, akşam soğan ekmek yerdik. Annem ağlardı hep. Amcalarımız kahve içerken şeker atmazlardı, bize getirirlerdi, onunla mutlu olurduk. Savaşın ardından babam rahmetli oldu. Stoper oynarmış o... Top elimden düşmedi hep bu yüzden. Futbolcu olmak istiyordum. Amcalarım karşı çıktı, bir tek en küçük olan çok destek verdi. Hatta karşı çıkanlarla Bahtiyar amcamın arası limoni oldu bu yüzden, küstüler. Ben de, ‘Tamam bırakayım o zaman’ dedim. Ama devam ettirdiler. O zamanlar da boy avantajım vardı. Yaşıtlarımdan büyüktüm hep. Bu sayede 15 yaşında A Takım’a çıktım.” 

"KOYUN GİBİ BEKLİYORDUM"

“Arnavutluk’a transfer oldum sonra. Maddi olarak bir şey kazanamıyorduk. Menacer Rahman abi vardı o aradı sonra, ‘Türkiye’ye denemeye gideceksin’ dedi. Eskişehir’e kampa denemeye götürdü beni devre arası. Ertuğrul Sağlam’dı hoca. Ama giremedik takıma. İş başvurusu yaparsın ya hani, ‘Seni arayacağız’ derler. Öyle oldu, döndüm. Hiç umudum yoktu. 4 ay oynadım. Yine aradılar. Bu sefer sezon başı kampına çağırdılar. Bir gittim, 40-45 kişi var. Her gün Ertuğrul hoca birini eliyor. Ne zaman gönderecekler diye bekliyordum koyun gibi. Bir gün idmanda gördüğüm adamı ertesi gün göremiyordum. İdman kötü geçtiyse o gün bitmiyordu korkudan. Avusturya kampı listesinde ben de vardım. Sevinçten havalara uçtum. Çünkü bu çok büyük bir şey benim için. Gittik oraya kampa.” 

"5 BİN DOLAR'I DUYUNCA HAVALARA UÇTUM"

"Yemekte biri sırtıma dokundu, bir baktım Necati Ateş. ‘Naber kardeşim’ dedi... Rüya gibi. TV’den izlediğim futbolcuların arasındayım. Kosova’da anlattığımda, ‘Ne diyor bu’ diye yüzüme bakıyorlardı. Kampta bir hazırlık maçında oynadım İtalyanlar’a karşı. Adamlar 5’li defans oynuyor hiçbir şey yapamadım. Sonra Ertuğrul hoca kiralık gitmemi istedi. Takım bulamasam altyapıya gidecektim. Giresun çıktı. Menacer aradı, ‘para falan konuşalım’ dedi. ‘Abi ne parası atalım hemen imzayı’ dedim. Gittik Giresun’a, Başkan anlatıyor bir şeyler ama ben içimden, ‘Bırak başkan ne anlatıyorsun getir sözleşmeyi imzalayalım’ diyorum. ‘5 bin Dolar aylık vereceğiz’ dediler. İnanılmaz para benim için, böyle bir şey yok. Kadroya bile giremiyordum neredeyse lig başladığında. Jones’in ayağı kırıldı. 

"ÇAYCI MUAMELESİ GÖRÜYORDUM Kİ..."

9. hafta Antalya ile maç var içeride. Amcamlar geldiler. Passolig ayarlayamıyoruz yabancılar diye. Dedim ki, ‘Oynama ihtimalim yok boşverin siz gelmeyin’. Bir türlü girdiler onlar sahaya. Kariyerimin dönüm noktası o maç. 1-0 yeniliyoruz. Hoca 81’de beni aldı oyuna uzatmada göğsümle gol attım. Nereye koşacağımı şaşırdım. Çünkü o zamana kadar bildiğin çaycı muamelemesi görüyordum. 3 gün sonra da Konya’ya kupa maçında 1 gol, 1 asist yaptım, Allah yürü ya kulum dedi. Geçen sezon başı, ‘Başkan bizim forvetimiz Vedat’ dedi. Erkan hoca da destek verdi. Ona çok şey borçluyum. Erkan Sözeri bana çok şey kattı. 17 gol attım. Hiç kolay olmadı. Devre arası Konya çok istedi. Başkana, ‘Sen Giresun’un çıkarı neyse onu yap’ dedim. Sezon sonunu bekledim. Gençlerbirliği transferimde herkesin istediği oldu. Kulübüme para kazandırdım.” 

Röportaj: Ömer Necati Albayrak / Fotoğraflar: Gökay Akın


YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...