MENÜ

Formula 1 – Meksika GP’sine Hazırlık

Formula 1 camiasının en önemli isimlerinden Fırat Keskin, "Formula 1 – Meksika GP’sine Hazırlık" yazısıyla karşınızda.

05 Kasım 2021, Cuma 13:37 Son Güncelleme:
- A +
Formula 1 – Meksika GP’sine Hazırlık

İki haftalık bir aradan sonra bu hafta sonu tekrar yarışlara kavuşuyoruz. Bizleri yine ilginç bir hafta sonu bekliyor olacak. Yarış Yeni Dünya’da, Amerika kıtasında yapılacağı için alıştığımız bir zaman diliminde gerçekleşecek. Sıralamalar cumartesi günü saat 23:00’de; yarış pazar günü saat 22:00’de yapılacak. Uykusuz kalmaya değecek bir yarış olmasını umuyorum.

Pistin Karakteristiği

Meksika, 4.304 metreyle sezonun en kısa pistlerinden biri. Kısa pistlerde tur bindirmeler yarışın sonucuna etki ettiği için kısa pistleri pek sevmem. Ama Meksika takvimdeki özel pistlerden biri olduğu için yine de ilginç.

Çok kısa bir pist olmasına rağmen çok sayıda viraj var. Toplam 17 virajın 7 tanesi sol, 10 tanesi sağ viraj.

İlk sektörde ve son sektörde yavaş virajlar ve yavaş yön değişimleri yoğunlukta. İkinci sektör ise akıcı virajlardan oluşuyor. Hızlı, yüksek yere basma gerektiren virajlar ve yüksek hızda yapılan yön değişimleri ikinci sektörü keyifli hale getiriyor.

Pistin sınırlarını çoğunlukla duvarlar belirliyor. Hata yapan pilotlar, aynı şehir pistlerindeki gibi duvarlar tarafından cezalandırılıyor. Pistin bu özelliğini çok seviyorum.

Pisti takvimde özel kılan niteliklerinden biri çok yüksek rakımlı olması. Yüksek rakım, takımları ilginç şekillerde zorlayacak. Bu konuya ayarlarda değineceğim.

Pistin diğer ilginç özelliği start çizgisiyle ilk viraj arasındaki 890 metrelik mesafe. Bu mesafenin çok uzun olması nedeniyle ilk sıranın arkasındaki pilotlar startta önemli bir avantaj elde ediyorlar. Kalkışta ilk cepteki arabanın hava koridorundan faydalanan pilotlar ilk virajlardaki mücadeleyi keyifli hale getiriyor. Unutmadan ekleyeyim; bu pistteki en iyi başlangıç cebi, üçüncü cep.

Pistin tam gaz geçilme oranı %65 civarında. Vites değişimi sayısıysa yaklaşık 45. Bu değerler arabaları mekanik anlamda zorlamayacak gibi görünse de öyle değil. Havanın yoğunluğunun azlığı motor dahil tüm komponentleri zorluyor.

Üç tane DRS bölgesi var. Biri start düzlüğünde, ikincisi üçüncü virajdan, sonuncusu da on birinci virajdan sonra. Pistteki en uzun düzlük olan start düzlüğü (1.210 metre), DRS’in de yardımıyla geçiş yapmak için en uygun yer. İlk virajdan önce hava koridoru ve DRS desteği alan pilotların 360 – 365 km/sa hıza ulaşabileceklerini düşünüyorum.

Pit stoplarda kaybedilen süre yaklaşık 25 saniye olduğu için takımlar tek pit stratejisine yönelebilirler. Antrenmanlardaki lastik kullanımı pit stop stratejileri konusunda belirleyici olacaktır.

Ayarlar

Pistin en önemli özelliği, 2.285 metre rakıma sahip olması. Bu yükseklikte havanın yoğunluğu deniz seviyesine göre çok daha az. Ayrıca havadaki oksijen oranı da deniz seviyesine göre %25 daha az. Oksijen, içten yanmalı motordaki ana girdilerden biri olduğu için motorların performansı da bu yükseklikten olumsuz etkileniyor. Dakikada yaklaşık 125.000 devirle dönen turbo miline, türbin kanatçıklarına ve kompresör kanatçıklarına büyük görev düşüyor. Bu noktada avantaj daha büyük turboya sahip Honda motorlarında. En az güç kaybını onlar yaşıyorlar.

Öte yandan mevcut turbo motorlarda, eski nesil atmosferik motorlara göre güç kaybı daha sınırlı kalıyor. Mühendisler, motor haritalamasını bu piste uyarlayıp turbo milinin daha hızlı dönmesini sağlayarak performans kaybını sınırlı tutuyorlar. Tabii bu durum bir de dezavantaj getiriyor. Özellikle turbonun aşınması büyük önem kazanıyor.

Havanın yoğunluğunun azlığı turbo da dahil olmak üzere frenlerin ve diğer mekanik parçaların soğutulmasını zorlaştırdığı için arabalarda pek çok ekstra soğutma kanalı görebiliriz. Bu kanalların büyüklüğü de aerodinamik kayıpları artıracaktır.

Havanın yoğunluğunun az olması yere basma kuvvetinin üretilmesinde de zorluk teşkil ediyor. Takımlar bu durumu telafi etmek için sezonun en büyük kanat konfigürasyonuyla, Monaco kanatlarıyla piste çıkacaklardır.

Yine de hava direncinin geleneksel pistlere göre az olması nedeniyle yüksek son hızlar göreceğiz. Monaco kanatları takmış olan arabaların, Monza kanatları takmışçasına yüksek hızlara ulaşması tamamen havanın yoğunluğunun az olmasıyla ilgili.

Zeminin düz ve kerb’lerin çok yüksek olmaması nedeniyle süspansiyonlar alçak ayarlanabilirler. Ancak süspansiyon sertlikleri yere basma kuvveti yaratmaya etki edeceği için son derece önemli. Ayrıca yavaş virajlardan çıkıştaki ivmelenmenin iyi olması için arka süspansiyonlar çok sert ayarlanamaz.

Lastikler

Pirelli bu hafta C2,C3 ve C4 lastikleri getiriyor. Arabalar maksimum yere basma kuvvetiyle ayarlanmalarına rağmen yüksek rakım nedeniyle çok fazla yere basma kuvveti üretmiyorlar. Bu durumda lastiklere etkiyen dikey yükler az.

Hızlı viraj sayısının az olması sayesinde yanal yükler de az. Tüm bu parametreleri bir araya koyduğumuzda lastiklerdeki yıpranmanın sınırlı kalmasını bekleyebiliriz. Sadece yavaş virajların çokluğu, ivmelenme aşamasında sabırsız pilotların arka lastiklerini yıpratmasına neden olabilir.

Dikey ve yanal yükler az olmasına rağmen asfalt fazlaca yıpratıcı bir yüzeye sahip. Bu nedenle geçmişte, zaman zaman pit stratejileri belirleyici oldu. Muhafazakar tek pitin mi, yoksa agresif çift pitin mi başarılı olacağını antrenmanları seyrettikten sonra anlayabiliriz.

Favoriler

Normal şartlarda, bu pistte Red Bull’un dominant olmasını beklemeliyiz. Geçmişte, Red Bull’un bu sezon kadar güçlü olmadığı dönemde dahi bu pistte kazanmaya yakın oluyorlardı. Red Bul 2017 ve 2018’de yarış kazandı. 2019’da da en güçlü arabaya sahiptiler. Ama Max’in şanssızlıkları neticesinde yarışı kazanamadılar.

Bu sene Red Bull hem şasi olarak daha iyi hem de yüksek irtifada Honda’nın turbosu nedeniyle daha avantajlı diyebiliriz.

Sonuç olarak Red Bull’un hep iyi olduğu bir pist. O nedenle Red Bull favori gibi duruyor. Ama yine de Mercedes lehine bazı işaretler de var. Christian Horner, “Bu sezon iddialı konuşmak zor. Mercedes’in kalelerinde biz güçlüydük. Bazı bizim kalelerimizdeyse Mercedes.” diyerek belirsizliği açıkladı. Mercedes’in arka süspansiyon hilesi bu pistte işe yaramaya daha müsait gibi. ABD’de hızlı virajlar çoğunluktaydı. Bu tip virajlarda yüksek yere basma kuvveti gerektiğinden arabayı istedikleri gibi alçaltamadılar. Düzlüklerdeki zaman kazançlar ise kayboldu.

Ama burası stop and go karakteristiğinde bir pist olduğu için Mercedes arabanın arkasını istediği gibi alçaltıp düzlüklerde avantaj elde edebilir. Ama turbosunun izin verdiği ölçüde.

Ferrari’nin McLaren’ın önünde olması sürpriz olmaz. Bu sezon, stop and Go yapısına sahip pistlerde Ferrari genellikle iyiydi. Ayrıca daha verimli çalışan yeni elektrik ünitesi, pist kısa olmasına rağmen daha çabuk şarj olarak avantaj sağlayabilir.

İyi olmasını beklediğim diğer iki takım Alpha Tauri ve Alpine. Eğer Mercedes motor haritalamasıyla ilgili bir fark yaratamazsa, Honda motorlu Alpha Tauri McLaren’ı geride bırakabilir. Yani bu hafta sonu dikkat edilmesi gereken takımlardan biri Alpha Tauri. Alpine de aerodinamik anlamda verimli bir araba olduğu için fark yaratabilir. Özellikle yön değişimlerinde çok kaliteli performans veren bir araba. Ancak zayıf motorları ilk ve son sektörde onlara zaman kaybettirecektir.

Aston Martin, uzun düzlükleri ve “stop and go” pistleri seviyor. Ama çok sayıdaki dar viraj onları zorlayacaktır. Küçük bir ihtimalle Alpine’i zorlayabilirler. Alfa Romeo, Williams ve Haas ise son sırayı alacaklardır.

Hafta sonu yarıştan hemen sonra Fanatik Kokpit programını çekeceğiz. Haftaya görüşmek üzere.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...