MENÜ

Emre Aydemir: TFF'de bir Arsenalli

Türkiye'de iki ayrı liseden başarısız olduğu için gönderildi. Bir azim hikâyesinin kahramanı olarak Londra'da yeniden eğitime sarıldı ve üniversitede Futbol Bilimi ve Antrenörlüğü bölümünden mezun oldu. Bu süreçte iki yıl boyunca Arsenal'de futbol bilimi ve antrenörlüğü eğitimi aldı. Ardından spor psikolojisi üzerine uzmanlaştı. 12 yıl bünyesinde bulunduğu İngiltere Futbol Federasyonu'ndan aldığı "Antrenörlük Mentörlüğü" eğitimiyle Avrupa'nın farklı ülkelerinde antrenörlere eğitimler verdikten sonra TFF bünyesinde antrenör eğitimine katkı sağlıyor.

01 Temmuz 2021, Perşembe 11:10 Son Güncelleme:
- A +
Emre Aydemir: TFF'de bir Arsenalli

1986 Elazığ doğumlusunuz. Öncelikle futbol öncesi hayatınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Çocukluğumun bir evresi Elazığ'da geçti. Daha sonra babamın işleri nedeniyle İstanbul'a taşındık. İstanbul'da yaşamak, farklı kültürlerle tanışmama ve farklı kültürlerin zenginliğini hissetmeme vesile oldu. Elazığ ve İstanbul'dan sonra hayatımın önemli bir safhasını oluşturan Londra da uluslararası toplumla buluşmama ve dünyayı daha iyi kavramama çok yardımcı oldu. Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Elazığ, İstanbul ve Londra hattı hayat tecrübem açısından çok mühim. Çocukken yaramaz biriydim ve çok hareketliydim. Günün saatlerinin çoğunu futbola ayıran, futbol maçları izleyen ve bunun yanında tekvandoya yazılarak farklı bir branşta da kendini geliştirmeye çalışan bir çocuktum. Evde ailemle birlikte devamlı maçları izlerdim. Futbol benim çocukluğumda başlayan ve hayatımı şekillendiren bir sevda oldu. Futbol sevdamda ailemin büyük bir etkisi vardı. İkiz kardeşimle evde sürekli tek kale maç yapar, kuzenlerimle, okul ve mahalle arkadaşlarımla her fırsatta bir araya gelir ve futbol oynayacak bir alan, okul, sokak arası veya çalılık bir bahçe fark etmeksizin büyük bir heyecanla maçlar yapardık. Bu tarif edilemez bir tutkuydu. Futbol, benim dünyam olmuştu ve futbolsuz bir hayat düşünmek imkânsızdı.

Ailenizi tanıyabilir miyiz? Anneniz, babanız, varsa kardeşleriniz ne işle meşguller? Neler yapıyorlar?

Annem ev hanımı. Babam İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden emekli. İkiz kardeşim var. Çift yumurtayız. İkiz kardeşim Doçent Doktor Emrah Aydemir de farklı bir kulvarda çalışmalarına devam ediyor. Kendisi kamu diplomasisi ve terörizmle mücadele üzerine çalışıyor. Hatta son kitabı "Terörizmle Mücadele ve Kamu Diplomasisi: Bilişsel Savaş" geçen yıl çıktı ve uluslararası alanın duayen isimleri kitabın arka kapak yazılarını yazdı.

Futbola olan ilginiz nasıl başladı? Bu ilgiyi ilk nasıl fark ettiniz?

Futbola olan ilgim Elazığ'da başladı. Babam fanatik bir Fenerbahçe taraftarıydı. Oğuz Çetin, Rıdvan Dilmen, Aykut Kocaman gibi futbol ustalarını sürekli izler, futbola olan ilgim daha da perçinlenirdi. Futbol konusunda babamın büyük bir teşviki vardı. Diğer yandan kuzenim Bilal Aydın'ın da büyük bir katkısı olmuştur futbola olan ilgi ve sevgime. Bilal ağabeyim amatörde oynar, bizi de hem antrenmanlara hem de maçlara götürürdü. İkiz kardeşimle Elazığspor maçlarını izlemek için stada büyük bir heyecanla giderdik ve maçları kaçırmazdık. Maç izledikçe, futbol oynadıkça bir yeteneğimin olduğunu fark ettim. Ki sadece ben değil, çevrem de bunun farkındaydı. Sağ elle kalem tutarken, sol ayağımı kullanıyordum. İnsanlar benim yaptığım maçları ilgiyle izler, beni futbolumdan dolayı tebrik ederdi. Bu yaşadığım keyif, futbola olan tutkumu daha da arttırdı.

İstanbul'dan sonra Londra evreniz başlıyor. Bu süreçlerle ilgili kırılma noktalarını anlatır mısınız?

İki ayrı lisede okudum. İkisinde de sınıfta kaldım. İlk okuduğum lisede devamsızlık yaptığım gibi derslerim de kötüydü. İkinci lisemde de derslerim kötüydü. Müdür yardımcımız annemi okula davet etti ve ara dönemde örgün öğrenimim sona erdi. Öğretmenlerim benden umudunu kesmiş ve farklı bir yol çizmem gerektiğini anneme iletmişlerdi. Lise diploması alamama korkusu yaşıyordum ve hikâye de bundan sonra başladı. Okumaya artık karar vermiştim. İkiz kardeşimin de okumam konusunda üzerimde büyük bir teşviki vardı, beni her daim destekliyor ve çok başarılı olacağıma inanıyordu. Profesyonel olup sakatlanınca, okumak hayatımın gidişatı için bir yoldu. Okumaya karar verdim ve beni başarısız olarak görenleri bu durum çok şaşırttı. İnanmıştım ve ailemin de yanımda olmasıyla İngiltere yolculuğum başladı. İki dil okuluna gittim ve sonra City and Islington College'a başvurdum. Üç ay sonra görüşmeye davet ettiler ve yüz yüze mülakatta başvurduğum okulda okuyabileceğimi söylediler. Lisede okurken dilimin yetmediği zamanlar oluyordu. Derslerimde kalmama rağmen hocam Chris beni odasına çağırdı ve "Bütün derslerden kalıyorsun, biliyorsun değil mi?" dedi. İçimden bir sesle "Bu okuldan da gönderildim" derken, Chris Hocamın, "Ama biz sana inanıyoruz; çünkü sen yapabilirsin" sözünden sonra o gün kendime olan inancım ve çevremdeki insanların inancını da görünce gerçekten okulu bitirdim.

Türkiye'deki okullarda istediğiniz gibi bir öğrencilik hayatınız olmayıp, İngiltere'nin en iyi liselerinden birisinde spor bilimi ve sonrasında da üniversitede iki ayrı lisans okuyup futbol bilimi ve antrenörlüğü ile spor psikolojisi üzerine eğitim alıyorsunuz. Bunlar nasıl gelişti? Birden bu aydınlanma nasıl oldu? Başarısız diye kolayca etiketlenen bir öğrenci nasıl oluyor da İngiltere'de bunca şeyin üstesinden gelebiliyor?

Bunların gelişmesinde öncelikle ikiz kardeşimin teşviki ve Londra'daki hocalarımın büyük bir tesiri oldu. Londra'daki hocalarım ve ikiz kardeşim benim başarılı olacağıma dair büyük bir inanç besliyor ve bana gönülden inanıyorlardı. Ezber sistemine uzak bir öğrenciydim. Pozitif insanların etkisiyle hayallerimi ve hedeflerimi şekillendirmeye başladım ve aydınlandıkça inandığım yolda azimle yürümeye devam ettim. Hayallerimi gerçekleştirmek adına bilimin gerekliliğini gördüm ve becerilerime bilimi eklemeye özen gösterdim. Tabiî ki bu süreçte çok zorluklarla karşılaştım. Lâkin pes etmedim ve kendime olan güvenle başarılı olmak için büyük bir uğraş gösterdim.

Liseden sonra Londra'da iki üniversite okudunuz. Türkiye'de karşılığı olmayan ve henüz pek bilinmeyen bölümler bunlar. Üniversite hayatınızı da bize detaylı anlatır mısınız?

Lisede spor bilimi üzerine okudum ve spor bilimi okurken de White Hart Rapids diye bir takımın U12 ve U14 antrenörlüğünü yapmaya başladım. Bunu yaparken de Arsenal Futbol Kulübü'nün spesifik eğitim verebileceği bir kaç kişi içerisindeydim. Lise bittikten sonra İngiltere'deki üniversitemde Futbol Bilimi ve Antrenörlüğü bölümünü okurken Arsenal de iki yıl boyunca beni kendi bünyesine katarak aynı şekilde futbol bilimi ve antrenörlüğü üzerine kendi antrenörleri tarafından bir eğitim verdi. İki yıl gibi bir süre Arsenal'den eğitim aldım. Bu eğitim, futbola ilişkin bir biçimlendirme evresiydi benim için. İngiltere'deki hocalarım futbol konusunda bana ışık oldular. Akademik ve futbol pratiği anlamında ikisini bütünleştirerek eğitim alan bir Türk olmak ve eğitim vermeye yönelik filizleri atmak hayatım açısından büyük tecrübeler kazandırdı. Futbol bilimi ve antrenörlüğü üzerine lisans eğitimi, Arsenal'den aldığım teori ve pratik, akademik ve kulüplerdeki süreçleri kavramama katkı sağladı. İngiltere Futbol Federasyonu'ndan eğitim almak ve desteklenmek de geniş bir bilgi birikimi kazanmamam vesile oldu. Diğer taraftan lisede spor psikolojisi dersimize giren saygıdeğer Graham Hocam spor psikolojisi bölümünü okumam gerektiğini ve bunun bana çok faydası olacağını söyledikten sonra ikinci lisans programım olan spor psikolojisini okudum. Bu da hem antrenörlük psikolojisini hem de oyuncu psikolojisini anlamama yardımcı oldu ve futbolla ilgili çalışmalarıma katkı sağladı. Futbol birçok bilimden oluşan bir disiplin. Akademik yaşamım, Arsenal ve İngiltere Futbol Federasyonu, çalışma stratejimi şekillendirerek bana futbola geniş bakmanın gerekliliğini ve futbola nasıl bir stratejiyle yaklaşılması gerektiğini öğrettiği için çok mutlu ve gururluyum.

Üniversitede okurken yolunuzun dünya futbol devlerinden Arsenal'le kesişmesi nasıl oldu?

Dediğim gibi, lisede spor bilimi üzerine okurken Kuzey Londra'da White Hart Rapids U12 ve U14 takımını çalıştırıyordum. Antrenörlüğe yatkınlığım olduğunu görünce Arsenal'de mülakata katıldım ve kulüpten eğitim almaya hak kazandım. Hem Arsenal kulübü kendi içerisinde spesifik olarak iki yıl gibi bir süre futbol bilimi ve antrenörlüğü üzerine hem de anlaştığı bir üniversite ile birlikte hem akademik hem teori hem de pratik eğitim aldım. Arsenal'den aldığım yoğun iki yıllık eğitimi başarı ile bitirdim. Arsenal'de çok yoğun bir çalışma vardı. Maçlar, antrenmanlar, teori dersleri, saha dersleri ve farklı farklı hocalardan aldığım çeşitli eğitimler... Böylece Arsenal'deki çalışma hayatıma girmiş oldum.

İngiltere'de spor psikolojisi okudunuz. Bu bölüm hakkında bize neler söylersiniz? Spor psikolojisi içerisinde neler barındırır?

Spor psikolojisi bölümünü okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü hem antrenörlük psikolojisi hem oyuncu psikolojisi açısından bana çok büyük fayda sağlıyor. Spor psikolojisi birçok detayı bünyesinde barındırıyor. Oyuncu ve antrenör psikolojisini anlamak, özel stratejiler geliştirilmesine yardımcı oluyor. Oyun planlarını psikolojik durumlar üzerinden geliştirmenin yoğun gayreti içindeyim. Spor psikolojisi, yönetim becerisini geliştirir, problemlerin nasıl ve ne şekilde çözüleceğine imkân tanır, teori ve pratiği artırarak zihinsel becerileri artırır. Spor psikolojisi aslında bir şekilde çalışmanızın koşullarını ayarlamanızda da yardımcı oluyor.

İngiltere Futbol Federasyonu'ndan antrenörlük belgelerine sahipsiniz. 2018 yılında da İngiltere Futbol Federasyonu tarafından "Antrenörlük Mentörlüğü" belgesine sahip oldunuz. Bu süreci paylaşır mısınız?

İngiltere Futbol Federasyonu'nda önemli antrenörlerle çalıştım ve eğitimler aldım. 11 yıldan fazladır İngiltere Futbol Federasyonu üyesiyim. İngiltere Futbol Federasyonu'nun birçok toplantısına katıldım ve futbol antrenörlüğüne katkı sağlamak için yoğun emek sarf ettim. 2018 yılında da Mentörlük için bir davet aldım ve İngiltere Futbol Federasyonu'ndan yine spesifik bir eğitim alarak bu belgeye sahip oldum.

Antrenörlük mentörlüğü kısmını bize biraz açar mısınız? Antrenörlük mentörlüğünde nasıl çalışmalar yapılıyor?

Antrenörlük mentörlüğü, antrenörler için kişisel ve bağlamsal olarak çok önemlidir. Burada antrenörlerin potansiyelini ortaya çıkarmaya yardımcı olursunuz. Çünkü hem destekleyici hem de kolaylaştırıcıdır. Böyle bir ilişki sunar karşıdakine. Antrenörlüğün tasarımı ve planlanması, bunun yönetilmesi, felsefeyi geliştirme ve yansıtıcı uygulamayla birçok çeşitlilik sunar. Hem teorik hem de pratik çalışmaların gözlemlerle birlikte geri bildirim yoluyla desteklenmesini sağlar. Bu nedenle mentörlük eleştirel bir durum olarak görülse de aslında antrenörlerin sahip olması gereken ve geri bildirimin antrenörün gelişimiyle gerçek zamanlı çalışabilecek verileri ve bilimsel analizleri ortaya koyar. Kilit faktörleri destekler ve antrenörlerin gerçek becerilerinin ortaya çıkmasına yardımcı olur. Bu futbol antrenörlüğünde gelişim için önemli bir durumdur. Çünkü empati gibi, karşılıklı öğrenme gibi, yansıtma gibi, ilgilerin paylaşılıp çoğaltılmasında bir çok faktörü içinde barındırır.

TFF bünyesinde Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Hamit Altıntop ve Gelişim Direktörü Oğuz Çetin'le çalışıyorsunuz. Bu isimlerle çalışmak nasıl bir duygu?

Oğuz Hocamla birlikte çalışmak, tecrübesinden faydalanmak ve ülke futbolu için beraber büyük bir çaba sarf etmek benim için anlatılamaz bir heyecan, onur ve mutluluk. Kıymetli büyüğüm, başkanım Hamit Altıntop da benim için çok önemli ve özel birisi. Beraber çalışma şansı bulmak gurur verici.

Son 4-5 yıldır dünyada ve Avrupa'da birçok antrenöre eğitim veriyorsunuz. Bu kısmı da biraz açabilir misiniz?

İngiltere'de almış olduğum eğitimler nedeniyle birçok eğitime davet edildim. İngiltere ve birçok Avrupa ülkesinde eğitimler verdim ve antrenörlerle çalışma yaptım. Farklı ülkelerde eğitimler vermek futbola ilişkin çeşitli bakışları anlamama yardımcı oldu.

Bizim unuttuğumuz, sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Çalışmaktan ve öğrenmekten çekinmediğim için bugün olduğum insan haline geldim. Zorlukların öğretici olduğunu her zaman aklımda tutarım. Azim, çok inandığım ve zor virajlarda yola tutunmamı, savrulmamamı sağlayan bir kavramdır. Başarılı olursunuz ya da olmazsınız, mühim olan elinizden geleni yaptığınıza kendinizi iknâ edebilmeniz. Zira tedbir kuldan, takdir Allah'tan…

Röportaj: TamSaha / Rasim Artagan

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...