Yılmaz Özdil yazıyor

Usta kalem Yılmaz Özdil'in kendine has tarzıyla bu haftanın spor gündemine bakışı...

09 Mart 2011, Çarşamba 12:00 Son Güncelleme:
- A +
Yılmaz Özdil yazıyor

Siz hâlâ annenizin ligini mi izliyorsunuz?

Süper Lig, Premier Lig, Serie A, Bundesliga, La Liga... Hepsinin puan tablosunu inceleyin.

“Avrupa’nın en heyecan verici ligi hangisi?”
diye sorarsanız bana... Bank Asya!

10 takım şampiyonluğa oynuyor.
16 takımın Play-Off şansı bulunuyor.
8 takımın düşme ihtimali var.

Ne kalp dayanır.
Ne tansiyon.
Ben böyle lig hatırlamıyorum kardeşim...

Üstelik, finişe daha 10 hafta var.
30 puan eder.

Şu an 14’üncü sırada bulunan Akhisar, ilk 6’da bitirip, şansı yaver giderse Süper Lig’e çıkabilir.
Şu an 5’inci sırada olan Samsun, iki maç tökezlerse, Play-Off’un dışında kalabilir.
Şu an Play-Off’un dışında görülen Denizli, şampiyon olabilir.
Taaa 10’uncu sıradaki Karşıyaka’nın liderlik koltuğuna oturması, alt tarafı dört maça bakar. 6’ncı sıradaki Mersin, iki tane 90 dakika sonunda, zıplayıp, şırak diye zirveye kurulabilir.

11’inci sıradaki Altay’ın hem Play-Off ihtimali var, hem küme düşme ihtimali... 13’üncü sıradaki Kartal, dört beş haftalık talihli veya talihsiz seri sonunda, Süper Lig’e de çıkabilir, alt kümeyi de boylayabilir.
Şaka gibi görünüyor ama, şu an potada bulunan ve 16’ncı sırada yeralan Giresun’un bile Play-Off’a yürümesi mümkün.

Sezon başladığından beri, 12 defa lider değişti... En uzun süre lider kalan Denizli, bi bakıyorsun 3’üncü sırada, bi bakıyorsun 5’inci sırada, bu hafta 7’nci sırada... Sezon başladığından beri, ilk 5 sırası aynı kalan bir hafta bile yok. Geçen hafta 3’üncü sırada bulunan Tavşanlı, bu hafta günübirlik de olsa lider oldu, haftayı averajla ikinci sırada bitirdi...

Hocalara bakıyorsun...

Samsun, Hüseyin Kalpar.
Mersin, Nurullah Sağlam.
Rize, Ümit Kayıhan.
Karşıyaka, Reha Kapsal.
Bolu, Levent Eriş.
Hepsi Süper Lig hocası...
Ordu’yu Türk Futbolu’nun efsanelerinden Uğur Tütüneker çalıştırıyor.
Adana’da görevi bırakan Osman Özdemir’in 15 senelik teknik direktörlük tecrübesi var.
Giresun’u çalıştıran Bahri Kaya, bugüne kadar üç takımını Süper Lig’e taşıdı.
Altay’ın başındaki Coşkun Demirbakan, ‘imparator’ lakaplı eski yıldız futbolcu, 25 yıllık kurt hoca.

E olacağı bu.

10 takım şampiyonluğa oynuyor.
16 takımın Play-Off şansı bulunuyor.
8 takımın düşme ihtimali var.

Hani  “Siz hâlâ annenizin liginde mi oynuyorsunuz” diye bi laf vardı ya...
İnsanın sorası geliyor: “Siz hâlâ futbol oynanıyor zannedip, Süper Lig’i mi takip ediyorsunuz?”

İstersen mega ol, hikaye!

Tavşanlı mucizesini yazdık.
Hadi şunu da yazalım bari...

Türkiye’de 16 büyük şehir var.

Adana: Süper Lig’de yok.
Diyarbakır: Bank Asya’dan düşüyor.
Erzurum: Taaa 3’üncü ligde.
Mersin: Süper Lig’de yok.
İzmir: Süper Lig’de sürünüyor.
Kocaeli: Hale bak.
Sakarya: Hazin.
Samsun: Süper Lig’de yok.

16 tane yetmedi...
Kanun teklifi verdiler.
16 büyükşehir daha olacak.
Adaylar şöyle...

Aydın: Nostalji.
Balıkesir: Gören var mı?
Elazığ: Çoktan kayboldu.
Hatay: 3’üncü ligde.
Malatya: Yıllardır kayıp.
Kahramanmaraş: Nerede?
Mardin: Anca 2’nci ligde.
Ordu: Süper Lig’de yok.
Tekirdağ: Amatör.
Şanlıurfa: ?
Van: Al bi nostalji daha.

Bir şehrin ‘büyükşehir’ kabul edilmesi için, kalabalık nüfus, geniş yüzölçümü filan yetmez... Sosyal hayat olması lazım, kültür-sanat lazım, en başında da, spor lazım,
sporcu lazım.

Voleybol, eskrim, yüzme, atletizmden zaten umut yok da... En azından futbol lazım.

‘İlçe’ Tavşanlı bile inanılmaz kısıtlı imkânlarına rağmen Süper Lig’e yürürken, ‘büyükşehir’ sıfatını taşıyan şehirlerimizin esamesi okunmuyorsa... Her tarafın ‘büyük’ olsa ne olur ki!

Bebeğe bilet olur mu?

Galatasaray sezonu kapattı.
Ama...
Bi şeyi daha kapatıyor.
Farkında değil.

Okurumun mektubunu aynen yayınlıyorum...

“Arena’da yaşananlar mantık sınırını aştı. Bütçemi zorlayarak, kombine aldım. Batı tribününden birinci sıra... Geliyoruz stada, rezalet...
Bu devasa stadı yapanlar, yayaların giriş-çıkışını düşünmediği gibi, otomobillerin giriş-çıkışını da düşünmemiş... Cendere yoluna park edip, dinlenmek için iki-üç mola vererek, inanılmaz dik yokuşu çıkıyoruz. Umarım biri kalp krizi geçirmez bu yolda... Metroyla gelsek? Metroyla gelmek, Nazi kampına girmek gibi bi şey... Gelirken dakikalarca beklemek zorundasın, çıkarken izdihama yakalanmamak için, henüz maç bitmeden en az 15 dakika erken çıkmak zorundasın.”

“Stada girerken, cebimizdeki çekirdekler bile alınıyor. Yiyecek-içecek sokmak yasak deniyor. İçerde büfeler var, ne istiyorsan oradan al deniyor. Büfeden sosisli alıyorum... 16 lira!”

16 lira, 10 dolar eder.
10 dolara sosisli sat, New York’ta bile döverler adamı... Neyse, okumaya devam edelim.

“3 yaşında oğlum var. Benim gibi Galatasaray taraftarı olsun istiyorum. Büyüdüğünde belki hatırlar diye, Ali Sami Yen’deki son maça bile götürmüştüm. Kucağımda götürdüm, girdik Ali Sami Yen’e, seyretti...
Ya şimdi? Kucağımda götürdüğüm, maçı kucağımda seyreden 3 yaşındaki oğluma bilet istiyorlar! Amacı nedir bu saçmalığın... Ne yapılmak isteniyor? Ticaret her şey demek midir? Çocuklarımız Galatasaray taraftarı
olmasın mı isteniyor?”

Altına imza atarım bu mektubun...

Kar tanesi gibidir çünkü bu işler.
Bi bakarsın, çığ olur.

Yazık ediliyor efsaneye.

 

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...