Yetenek, Spor ve Sağlık..

SPORTOFİZ Sporcu ve Omurga Sağlığı Merkezi kurucu ortaklarından ortopedi ve travmotoloji uzmanı operatör doktor Hilmi Karadeniz, çocukların sporda doğru branşlara yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Karadeniz, çocukların amatör kariyerlerinin ilk yıllarında gelişimlerinin çok yakından takip edilmesinin sonraki yıllarda yaşanacak sakatlık ya da benzer problemleri engelleyeceğini belirtiyor.

13 Şubat 2019, Çarşamba 10:35 Son Güncelleme:
- A +
Yetenek, Spor ve Sağlık..

Hiç düşündünüz mü? 

Neden 80 milyon nüfusumuzdan düzenli olarak kendi en üst ligimizde oynayabilecek çok az sporcu çıkarabiliyoruz? 

Neden A milli takımlar düzeyindeki sporcularımızın çoğu yurt dışından geliyor?

Yurt dışındaki birkaç milyon yurttaşımız hem bulundukları ülke milli takımına hem bizim milli takımımıza sporcu yetiştiren sistemler neler? 

Neden başka liglerde bir sezonda 60 maç oynayabilen sporcular var da biz üç günde bir maç oynayınca veryansın ediyoruz?

Ortaokul ve lise düzeyinde değişik branşlarda ciddi sayıda takım başarımız mevcut fakat aynı takımlarımız A takım düzeyine geldiklerinde büyük organizasyonlara katılmak da bile zorlanıyor. Zaman zaman haberlerde “falanca lisemiz futbolda dünya şampiyonu oldu. ” ya da “ liselerarası basketbol Dünya Şampiyonu Türkiye’den” haberlerini okuyoruz. 18 yaşına kadar yetenekliyiz de sonrasında yeteneklerimizi mi kaybediyoruz? Yoksa erişkin yaşa gelince çocuklar birden spor yapmaktan mı vazgeçiyorlar? Başka bir bakış açısıyla 18 yaşından sonra acaba diğer ülkeler birden nasıl oluyor da bizden daha yetenekli (!) oluyorlar? 

Düzensiz olarak katılabildiğimiz uluslararası müsabakaların hemen öncesinde neden hep bizim en kritik oyuncularımız sakat oluyor? Bin bir mücadele ile üst düzey sporcu olarak yetiştirdiğimiz yetenekleri niye başka ülkeler gibi kırklı yaşlara kadar sahada tutamıyoruz? Bunun mutlaka teknik direktör, antrenör, sporcu, yönetici ve eğitici düzeyinde bir kısım kabul edilebilir gerekçeleri vardır. Bir hekim olarak benim bu konuya bakış açım tabi ki sporcunun sağlığına bağlı olan performans değişiklikleri olacak. 

Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki, 18 yaşına kadar profesyonel düzeyde sporcu olma hayaliyle büyümüş olmam ve sonrasında bir kısım size anlatacağım engellerin de karşıma çıkması sebebiyle kaybolan yeteneklerden biriyim. Futbol topum ya da yeni kramponumla yatmışlığım çoktur. Kendi çocukluğumun spordaki yetersizliklerinden bahsedip de bildiğiniz şeylerden bahsetmeyeceğim. Günümüzde hemen her anne baba çocuklarını erken yaşlarda belli spor branşlarının temel eğitimlerine hem aktivite olması açısından hem de sağlıklı gelişmelerini temin etmek için ciddi zaman ve para harcıyor. Erken yaşta yüzme ve jimnastik sporlarının kas eklem gelişiminde iyi etkileri olduğunu çoğumuz biliyoruz. 

3-10 yaşları arasında bu sporları düzenli yapan çocuklarda hem fiziksel hem de ruhsal gelişimin, yapmayanlara göre daha iyi olduğu bilimsel olarak gösterilmiş bir gerçektir. Fakat bu yaşlarda çocuğun hem fizik yapısına hem de yeteneğine uygun sporu seçmesi de önemlidir. Bu dönemde çocuğun hangi spor branşında başarılı olacağını kestirmek güç olsa da takım sporları ve bireysel sporlar arasında kesin olmamakla birlikte bir seçim yapmak mümkün olabilir. 

Ergenlik dönemi ile birlikte çocuğun hem fiziki gelişimi hem de ruhsal değişimi hız kazanır. İşte bu dönemde kız ve erkek çocukların yaptıkları spora göre bir kısım kan taramaları ve kemik analizleri ile takibini önermekteyim. Spor branşını ve hatta çocuğun fiziki yapısına uygun mevkisini belirlemek bu yaşta daha da önemlidir. Bununla ilgili geçmişte beni üzen tecrübemi paylaşayım. Anne ve babasının boyu 180 santimerenin üzerinde olan ve kendi yaş kategorisinde milli olarak basketbol oynayan pivot bir kızımız henüz hızlı boy uzama evresi tam gerçekleşmemiş iken Menarşa (ilk adet) girmiş ve boyu henüz 170 santimetre iken boy uzaması durmuştu. Bu durum sadece çocuk ve aile için değil takımı ve ülkemiz için de büyük bir kayıp. 170 santimetre boy tabii ki erişkin yaş için sağlıklı bir boy fakat basketbol branşında pivot mevkisinde oynayan bir kız için milli düzeyde yeterli olmayacaktır. Peki bu çocuk için ne yapılabilirdi? Ergenlik döneminde düzenli hormon analizleri yapılsaydı ya adeti geciktirebilirdi ya da en azından beklenen boya göre pivot mevkisinde değil de gard ya da şutör mevkisinde yetenekleri geliştirilebilirdi.

Takip ettiğim kadarıyla bu kızımız A takım düzeyine kadar üst düzey takımlarda oynamaya devam etse de profesyonel mukavele imzalayamadı. 

Ergenlik döneminde yapılan en büyük hatalardan birisi de çocuğun hızlı boyu uzama evresinde yaptığı kuvvet antrenmanlarıdır. Sıklıkla, bu dönemde yapılan yanlış antrenmanlara bağlı kıkırdak, kas, tendon sakatlıklarını tedavi etmek zorunda kalıyorum. Çocuğun bu dönemde kemiklerinin hızlı uzaması kaslarının göreceli olarak kısalmasına yol açmaktadır. Bu dönemde yanlış kuvvet antrenmanları yaptığınız taktirde kalınlaşan kaşlar daha da kısalacaktır. Büyüme kıkırdakları üzerinde fazla baskı oluşturan kaşlar sıklıkla diz, omuz, kalça, bel gibi bir sporcu için önemli olan eklemlerde düzeltilemeyecek sorunlara yol açabilir. 16 yaşlara kadar yaşıtlarından daha kuvvetli olduğundan yeteneğini sahaya iyi sunup daha başarılı sonuçlar elde etse de kemik uzaması tamamlandıktan sonra bu kaslar yeterli fonksiyon gösteremediğinden çocuğun performansı daha ileri gidemeyecektir. Ayrıca jimnastik yetenekleri gerileyecektir. Halbuki bu yaş evresinde çocukların öncelikle kemiklerle birlikte kaslarının da uzamasını sağlayan antrenmanlar çocuğun erişkin hale geldiğinde yeteneklerini daha iyi sahaya sunmasını sağlayacaktır. Kas güçlendirme için asıl önerdiğimiz dönem 18-22 yaşlar arasıdır. Bu dönemde güçlenen gençler yeteneklerinin üst sınırında performans gösterebilirler. Ayrıca düzgün kemik ve kas yapısına sahip sporcular daha uzun süre kariyerlerine devam edebilirler. Sporcu için güçlü olmak tabi ki önemlidir. Fakat iyi çalışan kasın tek özelliği güçlü olması değildir. Sporcu için iyi kas, güçlü olmasının yanında esnek, kondüsyonlu, dengeli, ani uyarılara çabuk patlama yanıtı verebilen ve diğer kaslarla senkronize çalışabilen kastır. Klinik tecrübemde sporcularımızın çoğu esneklik konusunda yetersiz ve kas dangesi açısından bilgisizdir. Uygun kas, postürü yani ayakta ve otururken olan duruşu da etkiler. Ergenlik döneminde uygunsuz gelişen kaslar çocuklarda kamburluğa hatta skolyoza yol açabilir. Bu da elit sporcu olma yolunda büyük bir sorun teşkil eder. Sağlıklıyken düzenli yapılan kas güç denge analizleri ile ciddi sakatlıklar önceden kestirilebilir ve hatta önlenebilir. Kas performansının yeterli olmadığı durumlarda sporcular özel performans antrenmanları ile sahada daha güvenle bulunabilirler. 

Alt yapı yaş grubunda çocuklarımıza öğretmemiz gereken en önemli hususlardan birisi de yıllık takvim ayarlamasıdır. Çocuklar sevdiği sporu sürekli yapmak isterler. Kulüp takımı ve okul takımının yanında Ders aralarında ve okuldan sonra arkadaşlarıyla da spor yapmak çocukta aşırı yüklenmeye yol açarak kemiklerde stres yükünü ve hatta kırıklara yol açabilir. Genellikle böyle sakatlıklar sezonun en kritik döneminde görülür ki bir çocuk için final müsabakalarında oynamak çok önemli olduğundan bu çocuklarımızda onlarılamaz psikolojik sakatlıklar da oluşturabilir. Bu sebeple anne baba olarak bize düşen çocuğumuzun sezon takvimini karşısına koyarak daha yoğun antrenman ve maç temposu olan dönemlerde daha iyi dinlenmesini sağlamaktır. Hatta bazen daha az önem arz eden müsabaka ya da antrenmanlara katılmamasının önemini ona anlatmalıyız. Üst düzey profesyonel sporcular da böyle yapmıyorlar mı? Profesyonel sporcu, hevesle spor yapmasının yanında fren yapmasını da bilendir.

Önemli bir konu da sporcunun uyku düzeni ve dinlenme alışkanlıklarıdır. Kaliteli uyku sporcu performansını çok etkiler. Uyku düzeni sadece maçtan bir gün önce ayarlanabilecek bir durum değildir. En kaliteli uyku zifiri karanlıkta yani gece yarısından güneş doğana kadar olan uykudur. Sporcu olmayı hayal ettiğim dönemde sabah yedi civarında okul servisim beni almaktaydı. Okul servisim gelmeden önce sabah koşumu yapmış, duşumu almış ve kahvaltımı etmiş oluyordum. Tıp fakültesi kazanana kadar bu böyle devam edip gitti. O dönemde sahada gösterdiğim performans fakülte dönemindekinden daha fazlaydı. Bunun sebebini daha sonra uzmanlık yıllarında aldığım bilgiler gösterdi. İyi sporcu mutlaka güneşten evvel uyanmalıdır. Bunun için erken uyuması da önemlidir. Bununla ilgili bir hatıramı daha aktarayım. Bir vesileyle tanıdığım eski bir milli futbolcumuzun evinde misafirdik. Saat akşam 9:30 civarı idi. Bize yanlış anlamamamız gerektiğini fakat saat 10:00 itibari ile uyuyacağını söyledi. İlk bakışta kulağa kabalık gibi geldiğinin farkındayım ama bir sporcu için düzenli yaşam düzenli uykudan geçer. Bu sporcumuz Türkiye ortalamasının 33’ ler civarında kariyerini sonlandırdığı bir dönemde 39 yaşına kadar üst düzey oynamaya devam etti. 

Sporcunun kariyerinde en önemli yapı taşlarından birisi de düzenli diyet alışkanlıklarıdır. Elit sporcu olmak hedefi olan sporcuların yaşa, sezon dönemine ve yaptığı spora göre sporcu diyetisyenleri tarafından takibi çok önemlidir. Sadece iyi beslenme yeterli olmaz. Beslenmenin vücutta oluşturduğu tepkilerinde ölçülmesi gereklidir. Düzenli takipler sporcunun eksiklerini tamamlayarak hem performansını etkiler hem de sakatlık riskini azaltır.

Sporcular genellikle sahada dış görünüşlerine önem verirler. Konçlarına ve kollarına bant çekerler. En yakışıklı kramponu giyerler. Yalnız giydikleri ayakkabının içindeki tabanın önemini henüz tam bilmemekteler. Özellikle 6-12 yaşlar arasında uygun tabanlık (her ortopedik tabanlık uygun tabanlık değildir) kemik gelişiminde, ayak bilek ,diz, kalça ve bel gelişiminde önemlidir. Yapılan çalışmalar 2-6 yaş arasında kullanılan tabanlıkların gelişimde önemli olmadığını ortaya koymuştur. Bu dönemde sadece ayak büyüklüğüne uygun ayakkabı giymek yeterlidir. 12 yaşından sonra ise özellikle sporcularda yapılan spora, oynanan zemine (parke, çim, suni çim) ve ayak yapısına göre özel tabanlık giyilmesi kas gelişiminde önemli rol oynar. İyi yapılmış özel tabanlıkların kas ve eklem sakatlıkları üzerinde %40’ a varan bir koruma sağladığı gösterilmiştir. Alt yapı yaş grubunda ayak büyüdüğü sürece ayağa göre, sonrasında ise sezon başına çıkılan müsabaka sayısına göre yıllık tabanlık sayısı belirlenebilir. Ortalama alt yapı yaş grubunda senede bir tabanlık değiştirilmelidir. Bu rakam elit sporcularda yıllık 6-8 tabanlığa kadar çıkmaktadır. Evet, bu ciddi bir külfet gibi gözükebilir fakat sakatlıklara harcanan masraflar ve sporcunun spordan geri kaldığı dönemlerdeki maliyetleri göz önüne alındığında bu maliyet fayda dengesi açısından çok düşük bir maliyettir.

Yazımın son bölümünde çok daha önemli bir konuya değinmek istiyorum. Sporcularımızın büyük bir kısmı da sakatlıklarından sahaya dönme dönemlerinde yapılan uygunsuz tedavi ve programlarla ciddi vakit ve nakit kaybetmekler. Ben 1990’ların futbolcusu olmama rağmen bugün benim dönemime göre tedavi düzeninde pek de değişme yok. Sakatlandığınızda varsa kulübünüzün masörü ya da fizyoterapisti, eğer kulübünüzde yoksa bildiğiniz eski bir tanıdığınız tedavideki ilk danıştığınız kapı olmaktadır. Bilmeyenler için  sporcuların tedavisindeki farklılıklardan biraz bahsedelim.

Her insan doktora başvurduğunda daha sağlıklı olmayı ve yaşadığı hastalıktan dolayı tekrar sıkıntı yaşamamayı diler. Sporcular buna ek olarak bir an evvel iyileşmeyi ve sahaya dönmeyi dilerler. Bir avukat ya da öğretmen ayaklanıp rahat yürüyebilir hale geldiğinde işinin başına dönebilirken bir sporcunun sahaya geri dönebilmesi için normal performansının en az yüzde doksanını yakalaması gerekir. Sporcunun sakatlandığı dönem de tedaviyi değiştirmemizi gerektirebilir. Sezon içinde ya da şampiyonluk müsabakaları öncesinde yaşanan bir sakatlığı geçici tedavilerle sezon sonuna ötelemek ve sporcunun kalıcı tedavisini sezon sonuna bırakmak daha uygun olur. sporcu olmayan bir hastada ameliyat gerektirmeyen bir durumda bazen sporcuda ameliyat seçeneğini göz önüne almak gerekebilir.

Doktorların büyük bir kısmının tedavi sürecinde sporcuların tedaviden beklentilerini karşılamıyor olmaları, sporcuları masör ve fizyoterapistlere tedavi olmaya itmektedir. Tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki bir kısım masör ve fizyoterapistler bu konuda halen bazı doktorların tedavi yaklaşımlarından daha iyi seçenekler sunabiliyor. Dışardan baktığınızda bir çok profesyonel kulübün sponsorluğunu üstlenen hastaneler olduğunu görebilirsiniz. Bu hastanelerin tedavi programları sporcuların sahaya geri dönüşünde sporcuların hayal ettiği tedavi seçeneklerini sunmadığı için olsa gerek, Sporcular tedavilerinin bir çoğunu merdiven altı yerlerde çözmeye çalışıyor. Bu sebeple hastanelerin çoğu da sadece tetkik amaçlı kullanılıyor. Kulüplerde sponsorları olmasına rağmen sporcuların tedavisinde hem muhatap bulmakta zorlanıyorlar hem de tedavi için ekstra masraflar ödemek durumunda kalıyorlar.

Oysa sporcuya spor yapmayan bir hastadan daha farklı tedavi prensipleri üzerine kurulmuş bir sağlık sistemine ihtiyaç var. Buradan çıkartmamız gereken en önemli sonuç şu ki sporcunun sağlıklı takibi ve tedavisi doktor, fizyoterapist, diyetisyen, masör ve antrenörün birlikte , koordine çalıştığı sporcuya özel tedavi seçenekleri sunan bir sisteme ihtiyaç duyar. Ülkemizde halen bu şekilde çalışan bir sistem yoktur. Sporcuların menajer anlaşmaları yanında bu tarz sistemi olan kurumlarla da anlaşarak düzenli takiplerinin yapılması sporcularımızın sakatlanma risklerini belirlemede, sahaya dönüşlerini hızlandırmada, yeni mukavele döneminde kulüplere güncel durumlarını veri olarak sunmada özellikle gereklidir.

Bu konuda bilinçli spor ekolleri menajer dışında sağlık ekipleriyle de mukavele yapmakta ve sakatlanmadan önce sporcuyu bir nevi sigortalanmış olmakta, kulüpler de transfer öncesinde almakta oldukları sporcu hakkında daha çok bilgiye sahip olmaktadır. Ülkemizdeki sporcuların da kendileri için bu gibi sistemlerden yardım alarak henüz iş başındayken kendilerini sigortalamaları gerektiği kanaatindeyim.

YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...