Yerli Deron Williams'lar

18 Ekim 2011, Salı 12:00
- A +

İlk hafta hemen hemen hepsi, oldukça iyi oynadı, takımlarına fayda verdi.
Ama ilk haftanın Türk basketbolu açısından daha dikkat çekici yönleri vardı.
Yıllardır oyun kurucu yetiştiremiyoruz. Kerem Tunçeri-Ender Arslan ikilisi
12 yıldır Milli Takım’ın yükünü çekiyor. Yeni yüzler, yeni heyecanlar bekliyor basketbol kamuoyu.
Bunlardan biri Kenan Sipahi...
Henüz 16 yaşında. Tofaş alt yapısından yetişti. İlk hafta Mersin deplasmanında 28 dakika sahada kaldı. 4 sayısı ve 4 ribandu var ama en önemlisi 8 asist yaptı. Saha görüşü müthiş. Ondan çok şeyler bekliyoruz, Banvit’li Şafak Edge gibi. O da 19 yaşında. Deron Williams’a karşı oynadı. Bu hafta çok verimli değildi ama Bandırma Kırmızı forması altında daha çok sorumluluk, daha çok dakika alacak ve kendini geliştirecek.
Orhun Ene ve Nihat İziç için iyi coach, kötü coach diyebiliriz. Ama aynı zamanda Milli Takım antrenörleri oldukları için misyonları farklı. Hem kulüp takımlarının başarısı için uğraşıyorlar, hem de genç oyuncuların önünü açmaya çalışıyorlar. Sadece bu hizmetleri için teşekkürü hak ediyorlar. Ufuk Sarıca da, elindeki milyon dolarlık yıldızlara rağmen Doğuş Balbay’a şimdilik mümkün olduğunca dakika vermeye çalışıyor. Doğuş’tan da beklentiler büyük.
Kaan Üner’i es geçmeyelim...
21 yaşında. Fenerbahçe Ülker karşısında takımı dökülürken o dimdik ayakta kaldı. 5/7 üçlükle 20 sayı üretti. Haftanın en çok üçlük atan oyuncusu oldu. Cesareti hayranlık vericiydi. Umarız böyle devam eder.
Sıfırcı hakemler!
Yılın en çok konuşulan yeniliği ‘0 tolerans’ olayı. Coach ya da oyuncular ‘gık’ dese ‘al sana teknik faul’ deniliyor yanıt olarak. Hele pivot savunucularının işi çok zor. Rakibe dokunmayı akıllarından bile geçirseler faul çalınıyor. Biz mi çok abartıyoruz yeni kuralları, yoksa tüm Avrupa mı böyle, yarından itibaren göreceğiz Euorleague maçlarının başlamasıyla. ‘Euroleague sertliği’ diye bir kavram oluştu basketbol literatüründe. NBA’in ‘pankreas dövüşleri’ni anımsatan ‘sahte savunmaları’ndan çok hoşlanmayanlar için Euroleague maçları ve orada yapılan savunmalar, ‘Mike Tyson-Evander Hollyfield’ kapışmaları tadındaydı. Bu kavram, literatürden çıkmaz umarım. Yoksa Euroleague’in de tadı-tuzu kalmayacak.
Kobe gelse ne olur?
Deron Williams, çoğu basketbolsevere göre Dünya’nın en iyi oyun kurucusu. Türkiye’ye gelmiş belki de en kariyerli aktif sporcu. İstanbul’da 3 maça çıktı, üçünde de küçüçük salonunun yarısı ya doldu, ya dolmadı. Kobe Bryant gelseydi, Beşiktaş Sinan Erdem’e taşınmayı planlıyordu. Milangaz Arena’nın halini görünce, ne kadar doğru bir karar olurdu acaba diye merak ediyorum!

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.