Faul atan kazanır!

25 Ekim 2011, Salı 12:00
- A +

Türk basketbolunun en önemli sorunlarından biri ‘serbest atış’ özürlü olması. Son Dünya ve Avrupa Şampiyonaları’nın uzak ara en kötü faul atan takımı olmayı başarmıştık! Avrupa’da da Türk takımları bu dertten fazlasıyla ‘muzdarip’ olmuştu.

Yeni kurallar, bizi biraz daha olumsuz etkileyebilir.

Özellikle pivot savunmasında sırtı dönük oyuncuya çift elle ‘dokunmak’, dirsek kontrolü yaparken kolu biraz açmak hemen faulle cezalandırılıyor. Geçen hafta Euroleague’in en büyük özelliği olan savunma sertliğinin yerinde yeller esebileceğinden endişe duyduğumu belirtmiştim. Nitekim canlı izlediğim Partizan-Efes maçında, bizim 3 pivotumuza

14 faul, onların iki pivotuna 10 faul çalındı. Sahadaki beş pivotun 4’ü, 5 faulle kenara gelmiş, diğeri
4 faulde kalmıştı. Bu şartlarda çember altını savunmak gerçekten güç.

Ligimizde de 2 hafta geride kaldı. Geçen yılın ilk üç haftasında maç başına 35 serbest atış atılmış. Bu yılın ilk iki hafta ortalaması ise 41. Artık iyi faul atmak, her zamankinden daha çok önemli olacak. Yani bizim ülke olarak en kötü yaptığımız şey! Umarım bu yüzden Avrupa’da canımız çok yanmaz...

Fener’in tadı yok

Euroleague takımlarının lig performanslarına bakacak olurkak, geçen yıla oranla Fenerbahçe Ülker’in performansında gerileme görüyoruz. Özellikle Kinsey’in Efes’teki performansını izleyince, Fenerbahçeli yöneticilerin fazlasıyla pişman olduklarını düşünmek güç olmaz. Hele bir de Bogdanoviç’in halini görünce kafalar iyice karışıyor! Ama daha yolun başındayız. Köprünün altından çok sular akacak.

Antalya maçına gelince... İstatistiksel olarak son zamanlarda izlediğim en tuhaf karşılaşmaydı. Fenerbahçe 20 hücum ribaundu almış, 15 top çalmış, rakibi 23 top kaybına zorlamış, bunların neticesinde
88 hücum kullanmış. Antalya BŞB ise sadece 68. Hem rakipten onlarca kat kaliteli oyuncularla topu potaya 20 kez fazla atıyorsun, hem de maçı 1 topla kazanabiliyorsun... Kötü savunma ve düşük yüzdeli hücum Fenerbahçe’ye pahalıya mal oluyordu. Sadece çok çalmadaki becerileri, ya da rakibin acemiliği, galibiyet hanelerine bir artı yazdırdı.

Galatasaray kazanıyor ama

Tüm gözler Galatasaray Medical Park’ın üzerinde... Euroleague elemelerini geçmeleri, ilk maçta Prokom’u deplasmanda devirmeleri, henüz hiç resmi maç kaybetmemeleri, en önemlisi göze hoş gelen basketbol oynamaları onları en renkli takım konumuna getirdi. Banvit’i yenerken tam 23 asist yaptılar. Hücumlar takır takır işliyor. İkili oyunları harika oynuyorlar. Ama maç içi istikrarı bir türlü sağlayamıyorlar. Polonya’da 18 sayı öndeyken 4 dakikada rakibe yakalanmaları, ardından Banvit maçında 19 sayıdan geriye düşmeleri düzeltmeleri gereken yönleri. Aynısı Lietuvos Rytas ve Erdemir’le oynanan kupa maçında da olmuştu. Oyunun bir bölümünde sigortaları kapıyorlar sanki. Tamamen maçtan kopuyorlar.

D-Will’i izlemek keyif

Karşıyaka, ligin en iyi iç saha performansına sahip olan takımlarından biri. Taraftarı ile bütünleşen, coşkuyla oynayan Kaf-Kaf’ı İzmir’de yenmek hiç de kolay değil. Beşiktaş Milangaz, zoru başarırken, Deron Williams adeta ‘resital’ sundu. Takım son çeyrekte geriye düştüğü anda, öyle bir karakter ortaya koydu ki, arkadaşları da ona uyunca, Kartal kritik bir galibiyete imza attı.

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.