MENÜ

Verstappen – Hamilton savaşında bundan sonra ne olur?

Formula 1 dünyasının en önemli isimlerinden biri olan Fırat Keskin, "Verstappen – Hamilton savaşında bundan sonra ne olur?" yazısıyla birlikte sizlerle.

27 Temmuz 2021, Salı 14:49 Son Güncelleme:
- A +
Verstappen – Hamilton savaşında bundan sonra ne olur?

Öncelikle tekerlek tekerleğe mücadelelerin Formula 1’i en zevkli kılan sahneleri yarattığını söylemek isterim. Tekerlek tekerleğe verilen şampiyonluk mücadeleleri her zaman Alonso-Vettel veya Hamilton-Vettel kadar centilmence geçmiyor. Bu mücadelelerin zaman zaman aşırıya kaçarak tartışmalar yaratması da organizatörler açısından spora heyecan katan faktörler olarak görülüyor. Hatta son zamanlarda belki alışkın olduğumuzdan daha fazla.

Bu mücadeleler spora heyecan katmakla birlikte aynı diğer sporlarda olduğu gibi hakemlerin önemini de anlamamızı sağlıyor. “Hakim ve hakem adil olmalı” sözü böyle günlerde değerleniyor.

Spor hakemlerinin zaman zaman spor açısından adil karar kararlar veremediklerini yaşayarak görüyoruz. Bazen gerçekten de yanlı kararlar alabiliyorlar. Ancak genele bakıldığında, pozisyonları değerlendirirken, sporun da aynı hayat gibi siyah ve beyazdan oluşmadığını; pek çok rengin kombinasyonu olduğunu anlamamız önemli. O nedenle bence en önemli nokta, gri bölgelerde kalan kararların tutarlılığı diyebilirim.

Alonso’nun, İngiltere GP’sinden sonraki memnuniyetsiz açıklamaları hakemlerin önemini vurgulaması açısından son derece önemliydi bence. Alonso, aynı Vettel ve Hamilton gibi hayatı boyunca sert ve adil yarışmış pilotlardan biridir. İngiltere GP’si sonrası Alonso, “Hakemler, pist üzerindeki mücadelelerde yapılan ihlalleri cezalandırmıyor. Kurallara uyduğum için kendimi kötü hissediyorum. Bu nedenle artık ben de karanlık tarafa geçeceğim.” dedi. Bu açıklamadan, hakemlerin daha dikkat etmesi gerektiği sonucunu da çıkarabiliriz.

Aynı şekilde sporun içinde yer alan diğer paydaşların da tutarlılığı son derece önemli bir parametre. Pilotların, takım patronlarının ve diğer karar verme mekanizmalarının toplam tutarlılığı izleyicilerdeki adalet duygusunu pekiştirecektir. Pilotlar, tüm takımın çalışmasının meyvesini, yani puanları ve şampiyonlukları alacak kişiler oldukları için büyük baskı altındalar. Aynı şekilde takım patronları da dev bütçeleri başarıya dönüştürmek için çok büyük baskı altındalar.

O nedenle izleyiciler olarak biz, bu kadar göz önünde olan ve büyük baskılara maruz kalan insanların her söylediklerini kabul etmek yerine aklımızı kullanarak bazı kararları kendimiz verebilmeliyiz. Kendi aklımızın ortaya çıkardığı sonuç da bazen doğru olmayabilir. Ama yine de en azından başkalarının bizim adımıza karar vermelerinin önüne geçmiş oluruz.

Boks Ringinin Kırmızı ve Mavi Köşesi

Günümüzdeki tartışmada, boks ringinin bir tarafında Max Verstappen var. Max, 36 yıllık Formula 1 izleyiciliğim süresince en ilginç bulduğum karakterlerden biri. Hızlı olması çok güzel ama asıl ilgimi çeken nokta hızlı olmasından ziyade temasa yatkın sürüş stili. Max’in, gencecik yaşına rağmen sahip olduğu 128 yarışlık etkileyici kariyerinde, şimdiye kadar toplam 29 temas var. Kariyerinin yaklaşık %25’inde rakipleriyle temas yaşayan Max’in sürüş stili taraftarları ilk günden beri kutuplaştırıyor. Kimi taraftara göre aşırı agresif sürüş stili çok değerli. Kimine göre değil.

Boks ringinin öbür tarafındaysa yedi kere dünya şampiyonu Lewis Hamilton var. Nispeten sakin sürüş stiline sahip Hamilton ile agresif olduğu bilinen Max’in İngiltere’deki kazası; sadece taraftarları değil, Formula 1’deki tüm paydaşları kutuplaştırmayı başardı.

Bu kazanın değerlendirmesini Twitter adresimde yaptığım için bir daha kendimi tekrar etmeme gerek yok diye düşünüyorum. Ama bu noktaya nasıl gelindi ve özellikle takım patronları bu kazada nasıl bir rol oynadı, incelememiz lazım diye düşünüyorum.

Fitilin Ateşlenmesi

Çatışmanın ilk fitilinin geçmiş sezonlarda atıldığını söylememiz lazım. Pek çok pilot, Max’in aşırı agresif sürdüğünden dem vurarak Max’in cezalandırılmasını istemiştir. Ama iki pilot arasındaki çatışma bu sezon ne zaman başladı diye sorarsak İmola’ya gitmeliyiz.

Bu sene Imola’da, ilk virajda Hamilton’ın ön kanadının hasarlandığı mücadele belki de her şeyin başladığı noktaydı. Yarıştan sonra Verstappen’e ilk virajda Hamilton ile yaşadığı temas sorulduğunda, “İlk virajda lastiklerim soğuk olduğu ve pist ıslak olduğu için hafifçe önden kayma yaşadım. Bunun sonucunda da Hamilton ile temas ile yaşadık. Bence yarış olayıydı (racing incident).” dedi. Bence de bu bir yarış kazasıydı. Çünkü daha iyi start alan Verstappen iç çizgide ve Hamilton’ın arabasıyla yan yanaydı. Verstappen’ın, virajda en az Hamilton kadar hakkı vardı. O nedenle bu olayı yarış kazası olarak değerlendirmek zorunluluğu olduğunu yarıştan sonraki değerlendirmemde de yazdım.

Fakat burada bir noktaya daha dikkat çekmek lazım belki. Eğer Verstappen önden kayma yaşamasaydı ve iki araba yan yana 4-5-6 viraj boyunca mücadele etseydi, mücadele daha çok hoşumuza gitmez miydi? Bence giderdi, ama olmadı. Neden olmadı?

İki pilot arasındaki ikinci çatışma Barcelona’da yaşandı. Hatırlatmam gerekirse Barcelona’nın startında Hamilton bir araba farkla öndeydi. Hamilton, starttan sonra ilk virajı almak için kapanmaya başladığında Verstappen geç frenlemeyle içeri daldı. Bu sırada Verstappen ideal çizgiyi kaçırarak virajı oldukça geniş aldı. Onu gören Hamilton viraj içinde direksiyonu açarak, Verstappen’ın temas yaşamadan geçmesine yetecek alanı bıraktı. Hamilton, hakkı olan ideal çizgide direnseydi, kaza yapmaları kaçınılmazdı.

Kaza olasılığını Horner, Barcelona’daki yarıştan sonra şöyle kabul etti: Horner, “Birinci viraj megaydı. Yani Max, bu tamamen Max Verstappen idi – tamamen hedefe odaklanmıştı – ve arabasını mükemmel konumlandırdı.

İçeri girdi, biraz tow aldı ve biraz da momentum aldı. Ve evet daha geç frenledi ve virajı genişten aldı. Neyse ki Lewis mücadeleyi bıraktı çünkü aksi taktirde kendisini çitlerde bulurdu.”

(“Turn 1 was mega. I mean Max, that was full Max Verstappen – he was just going for it – and he positioned the car fantastically well. “He tucked in, he got a little bit of a tow and a bit of momentum. And yeah he just braked later and ran the car wide. Thankfully Lewis had got out of it because otherwise he would have ended up in the fence.”)

Bu açıklamanın üzerine şu soru soruyu sormanın tam zamanı: “Peki İngiltere’de tam tersi durum yaşanınca, yani Verstappen’ın yarışı çitlerde bitince Horner neden bu kadar sinirlendi?”

Yine İngiltere GP’sinde, kaza olmadan üç viraj önceye dönelim. Altıncı virajın hemen öncesindeki düzlükte Hamilton, Verstappen’ın yanına geldi ve sonra da geçti. Hamilton yaklaşık bir araba boyu farkla öndeyken altıncı virajı almak için frenledi. Ama virajı apeksin üzerinden almak yerine geniş alarak Verstappen’a içeride alan bıraktı. Hamilton yarıştan sonra, “Hem düzlükte yan yanayken hem de arkamdayken, Verstappen devamlı tekerlekleriyle tekerleklerime temas ediyordu (bumping to my wheels). Viraja önde geldim ama onun hemen arkamda bir yerlerde olduğunu biliyordum. Temas olmaması için yine kapıyı açık bıraktım. Ama Copse’da geri adım atmamaya karar verdim. Eğer rakibim pist üzerinde böyle sürmeye devam ederse bu tip olayları daha sık yaşayacağız.” dedi.

Bu açıklamalardan Hamilton hatasız gibi bir sonuç çıkarmayın lütfen. İlk gün de yazdığım gibi her iki pilotun da kusurlu olduğu bir durumla karşı karşıyayız.

Yazdıklarıma bir teyit de eski Formula 1 pilotu Juan Pablo Montoya’dan geldi. Belki de en güzel açıklamayı o yaptı. Montoya, “Ve Hamilton? Bu olay, onun şampiyonluk kazanmak için her riski almaya hazır olduğunu gösterdi. Apeksi kaçırarak bir hata yaptı mı? Evet. Kazanın olmasına sebebiyet verdi mi? Evet. Ama Max, kazayı engellemek için bir şey yaptı mı? Hayır.” dedi. Durumun net özeti buydu bence de. (Und Hamillton? Der hat gezeigt, dass er bereit ist, jedes Risiko einzugehen, um die Meisterschaft zu gewinnen. Hat er einen Fehler gemacht und den Scheitelpunkt verpasst? Ja. Und hat er die Kollision ausgelöst? Ja. Aber hat Max irgendetwas getan [um das zu verhindern]? Nein.)

Bundan sonra ne olur?

Hamilton, bu müdahalesiyle aynı Alonso gibi gücün karanlık tarafına geçmeye hazır olduğunu gösterdi.

Montoya bundan sonra neler olabileceğine dair de ipuçları bıraktı bize. Montoya, “Hamilton bu yarışta bir vurgu yaptı. Bir daha ben de frene basmayacağım dedi.” dedi.

Bence de bundan sonra pilotların önünde iki yol var: İlk yol, Verstappen’ın yarışı ilk virajda veya ilk turda kazanıp kaybetmeyeceğini bilerek mücadelesini tüm yarışa yayması. En azından rakibiyle yan yana geldiklerinde, virajda rakibinin de en az onun kadar hakkı olduğunu kabul ederek bazen frene basmayı düşünmesi.

İkinci yol ise alıştığı şekilde sürmeye devam etmesi. Bu yolu tercih etmesi durumunda kendi şampiyonluk şansını azaltacağını düşünüyorum. Çünkü bu sezon, üstün arabaya sahip olan pilot kendisi. Bu sezon Red Bull, sadece iki kere en iyi araba olmadığı izlenimini verdi; Monaco’da ve İspanya’da. Monaco’da Ferrari daha üstün araba gibi görünüyordu ama Leclerc yarışa başlayamayınca kazanan yine Verstappen oldu. İspanya’daysa üstün olan Mercedes’iyle Hamilton kazandı.

Tüm bunların dışında bu sezon Verstappen’ın elini güçlendiren bir faktör daha var: Red Bull’un sıralama performansı. Red Bull sıralamalarda lastiklerini daha çabuk ısıttığı için genelde Mercedes’ten daha iyi derecelere imza atıyor. Böylelikle Verstappen, yarışların başında daha iyi pist üstü pozisyona sahip oluyor. Pist üstü pozisyon günümüz yarışlarında çok önemli. Çok uzun ve geniş olan Formula 1 arabaları, arkalarında büyük bir kirli hava akımı (wake) bıraktığı için takip eden arabalar geçiş yapmakta zorlanıyor. Buna, Mercedes’in büyük arka kanatları da eklenince, geçiş daha da zor oluyor. Tüm bu nedenlerle Verstappen’ın sakin ve dikkatli olması lazım. Avantaj kendisinde.

Sir Jackie Stewart geçen sezon Hamilton’ın yarış zekasını şu sözlerle dile getirmişti: Stewart, “Hamilton kafasıyla yarışıyor. Bazı yarışlarda daha agresif sürse, arabasını zorlasa belki rakibini geçebilir. Ama en iyi arabanın kendisinde olduğu bildiği için bunu tercih etmiyor. Bazı yarışlarda ikinciliği alıp evine gidiyor. Biliyor ki, bir sonraki yarışta yine galibiyet için mücadele edebilir.”

Verstappen’ın ihtiyacı olan yaklaşım bu. Verstappen, tüm pistlere uygun arabasıyla bir sonraki yarışta yine galibiyet için yarışabileceğini bilerek mücadele etmeli. Arkada olduğu yarışlarda kamikaze dalışları yapmak yerine öndeki rakibine yakın durarak, onu hataya zorlamalı. Takımının taktikle onu öne geçirebileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak mücadelesini tüm yarışa yaymalı.

Veya bazen de Sir Jackie Stewart’ın dediği gibi ikinciliği alıp evine gitmeli. İngiltere’de ikinciliği alıp evine gitseydi, şampiyonada 27 puan farkla lider olacaktı. Bu hafta Macaristan’da yapılacak yarışta üstün olmasını beklediğim arabasıyla farkı yeniden 32 puana çıkarabilirdi.

Bugün ise bu fark sadece 8 puan kaldı. Verstappen’ın her hatasını cezalandırmaya hazır Hamilton, böylece Macaristan’da yeniden lider olma fırsatını elde etti.

Son Söz

Son sözüm Red Bull yöneticilerine:

Bu kaza aslında bence Verstappen’ın kariyerinde bir noktayı netleştirdi: Verstappen’ın, Horner veya Marko gibi iki şakşakçıdan ziyade ona akıl verecek bir Niki Lauda’ya ihtiyacı var. Ama maalesef Niki Lauda artık yok.

Babası Jos Verstappen’ın Formula 1 kariyeriyse Max’e göre çok daha agresif ve sönüktü. Max’in babasından da çok fayda beklememesi lazım.

O yüzden Verstappen’ın süratle anlaması gereken nokta, kendi kendinin akıl hocası olması zorunluluğu.

Başarabilir mi?

Başarırsa Senna olur. Başaramazsa kötü bir Senna taklidi olur.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...